Son
"Rüya sanmıştım, gerçekmiş . Gerçek sandıklarım da rüya ."
"Ağlamak, uğradığımız felaketlere Karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o kuvvetinde mahvolduğu vakitlerdir ki,onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bedenim bir hücrede zincire vurulu, ruhum bir fikrin esiri. Korkunç, kanlı, merhametsiz bir fikir! Tek bir düşüncem, tek bir inancım, tek bir kesin gerçekliğim var: İdam mahkûmuyum!
Alıntı
2000'li yıllarda başlayan ve yedi yıllık döngüler hâlinde ilerleyerek bugünlere kadar etkisini sürdüren Atak nesiller, muhtemeldir ki son yedi yıllık döngünün içindedir. Yapay zekâ ile ortaya çıkan yeni kırılım, sosyolojik etkileri henüz tam belirlenmemiş süreçleri beraberinde getirmektedir. Bu gelişme, toplumsal yapının hangi istikamette dönüşeceğine dair belirsizlikleri arttırmaktadır. Bu tablo, 2030 yılından önce bazı hazırlıkları hızlandırma gerekliliğini açıkça ortaya koyar. 2030 sonrasında sosyal dönüşüm süresinin neredeyse dört yıla kadar inebileceği güçlü ihtimal olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle 2030 gelmeden, İslam Dini'nin ortaya koyduğu değerler ışığında ve dijital sosyolojik bakış açısının esaslarına dayanarak çözüm üretme mecburiyeti önümüzde durmaktadır. 2030 sonrasında dünya, bugün problem olarak gördüğümüz birçok meseleyi problem olarak görmemeye başlayacaktır. Ahlaki çözülme, aile zayıflaması, inanç kaybı, kamu disiplini kırılması ve insan tanımındaki bozulma sıradanlaşacaktır. Normalleşen her bozulma, artık tartışma konusu değil kabul edilmiş yaşam biçimi hâline gelecektir. İslam Dini'nin değerleri açısından bakıldığında bu meseleler yalnızca Müslümanların değil, bütün insanlığın problemidir. Fakat insanlık kendi problemini problem olarak görmediği anda, insani olan süreçlerden vazgeçme dönemi başlar. İnsaniyet unutuldukça vahşileşme doğal kabul edilir. 2030 sonrası asıl tehlike insanların kötüleşmesi değildir, kötülüğün sıradanlaşmasıdır. Bu süreç İslam için değil, Müslümanların ve insanlığın geleceği için belirleyici olacaktır. Eğer değerler yeniden inşa edilmezse, insani olan yerini işlevsel olana bırakacaktır.
Mehmed Zâhid Efendi; nazarımda, son zamanlardaki Türk Lirası kadar düşük, sahte ve ucuz velîlerin (enflâsyon) serisinden değildir; ve anlayışlı bir dostumun tabiriyle «ehl-i dua»dır. Böyle olabilmekten büyük mertebe mi olur günümüzde?.. İşte bu muhterem zatın bazı yakınlarına MSP kurmayları hakkında ölçüsü: «– Beni de dinlemiyorlar! Yapın diye öne sürdüklerimi yapmadıkları bir yana; yapmayın dediklerimi yapıyorlar!» Netice: Bu partiyi, sapasağlam, fakat idraksiz tabanını muhafaza ederek tavanından yıkmadıkça ve onun yolunu doğru buldukça, hiçbir İslâmî aksiyon tecrübelerine girişilemez.
Her günün, her saatin, her dakikanın kendine özgü bir düşüncesi vardı.
Alıntı