Son yüz yıl boyunca geliştirilmiş ve her biri ayrı bir kafasızlık ürünü olan tüm ırkçı hipotezlerin aksine, tipimiz birbirimize benzemiyor olabilir ama genetik açıdan dünya çapında birbirimize çok ama çok benziyoruz.
Lynn B. Jorde, "Genetic Variation and Human Evolution”, American Society of Human Genetics 7, 2003, s.28-33.·Kitabı okuyor
İlk acı değilsin, dedim. Son acı da olmayacağım, dedi. Sevmenin ötesini görmek istemiştim, dedim. Oradan geliyorsun, dedi. Sözcüklerden duvar örülmezmiş, dedim. Kurduğun konaklarda insanlar kendini seviyor, dedi. Yalnızlık hiç geçmiyor, dedim. Yazıyorsun ya, dedi.
“Sanatsal bir im kendi gelişmesini ve tarih içinde geçerliliğini kendisi sağlar. İm bir tohum ve zaman içinde kendi kendine gelişen bir organizmadır. Yaşamın kendisine zıt olsa da gerçek yaşamın sembolüdür. Yaşam ölümü de içinde taşır. Oysa yaşam imi bunu dışlar. Ya da onda yaşamı onaylama adına çok özgün bir potansiyeli bulur.
Sanatsal im umudu dile getirir, yüceliği, inancı, daha başka bir sürü şeyi, hatta insanın ölümünü.
Sanatsal yaratıcılık tanımı gereği ölümün reddedilişidir. Bu yüzden de, sanatçının hayatı son tahlilde trajik bir sonla noktalansa da sanatsal yaratıcılık iyimserdir. Bundan dolayı iyimser ve kötümser sanatçılar diye bir ayrım yoktur. Yalnızca yetenek ve düzeysizlik vardır.”