Çıkmaz sokak gibidir insanın tercihleri. Dönüşü olmayan yollardan geçer insan. Her an son çıkıştır.
aşk acısının şöyle berbat bir özelliği var: paylaşılamıyor. sahibine son derece sadık, atsan da satsan da tatlı dil de döksen, zinhar lütfedip başkasına gitmiyor.
Sayfa 19 - Everest Roman·Kitabı okuyor
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Fakat siz bir kadının, ruhunu, mevcudiyetini verdiği zaman nasıl en son haddine kadar verdiğini ve hudut sevdiği adama dar gelirse kendi ruhunda yeni vüsatler, yeni ufuklar yaratmaya kadar vardığını bilmezsiniz.”
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Alıntı
Manipülasyon Medyası ve Algı Üreterek Aldatma Siyasetinin Sonu Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir yurttaşı yaşamı boyunca Cumhuriyet devrimlerine yönelik art niyetli yıkımın karanlık sicilini tutmuş, 1938 sonrası çok partili siyasetin, soyguncu sermayenin, medyanın kirli, kinli ilişkilerini askeri ve sivil darbelerle yapılan kanlı soygunların amacını görmüş, bir holdingin bankası içinde çalışarak 11 Eylül 2001 kur vurgunu ile servetleri kadar servet vurgunu yapanları suçüstü etmiş, 12 Eylül 2012 tarihinde özellikle böyle bir gün seçilerek işten sebepsiz çıkartılmış, yaşadıklarını video çekerek duyurmak istemiş engellenmiş, mahkemelere kamu davasına dönüştürmek için taşımış Anayasa mahkemesi görmezden gelmiş, yargıcı savcısı bu yaşananları duymamış, yetmemiş 12 Eylül 1980 ve 12 Eylül 2012 iki darbeye karşı sermaye, siyaset, medya destekli soygunun tüm unsurlarına kitap ile muhtıra vermiş yurttaşlık görevini yerine getirmiş. Kapitalizm Anadolu da bir Türk tarafından yıkılmış olmasına rağmen dünya ayağa kalkmış. Hadi diyelim son çeyrek yüzyılda özelleştirme talanı doğal kaynak talanı yaşam pahalılığı vurgunu ile demografik yapı değişikliği dayatması yapan mevcut yönetimin işine gelmediği için görmedi. Bu ülkede tüm muhalefet ve işbirlikçi medya ve gazeteciler dünya da eşi benzeri görülmemiş bir şekilde kitapla bir yurttaşın muhtıra vermiş dünyada bir ilki gerçekleştirmiş olmasını bu soygun düzenin devamından yana tavır koymuş değillerse nasıl görmezden gelir ve duymazlar. Nereye kadar duymayacak ve görmeyeceksiniz. Yarın ikiyüzlülük ederek biz bunu nasıl kaçırdık dediğinizde bu yazılanlar sizi boğacak. O gün geldiğinde geçti borun pazarı diyecek bu yazılanlar dile gelen hakikat. Dünya bir Türk'e bedeldir o Türk işte bu Türk'tür. Bu bir bilinçtir. Bir kişi değildir.
Hayata Dair
Gerçekten de Santiago Nasar, öleceği sabah, kendisine yüklenen namussuzluğun neye mal olacağını çok iyi biliyor olmasına rağmen, bir an bile kuşkuya kapılmamıştı. İçinde yaşadığı dünyanın erdem taslama merakını biliyordu, ikizlerin ilkel doğalarının bu şekilde aşağılanmaya direnemeyeceklerini de biliyor olması gerekiyordu. Bayorda San Roman'ı hiç kimse iyi tanımıyordu; ama Santiago Nasar, o kibirli görünüşünün altında onun da herkes gibi önyargılarına bağımlı olduğunu bilecek kadar iyi tanıyordu onu. Bu yüzden de Santiago Nasar'ın bu bilinçli vurdumduymazlığı onun intiharı demek olmuştu. Üstelik Vicario kardeşlerin kendisini öldürmek için beklediklerini son anda öğrendiğinde gösterdiği tepki, anlatıldığı gibi, panik olmamış, daha çok masum bir insanın şaşkınlığı olmuştu.
Sayfa 90 - Syf 90-91·Kitabı okuyor
Ohaa ters köşe:D bu da az değildi ama buna karşı masum mu:D
Sorgu yargıcı, Santiago Nasar'ın aleyhine kanıt bulunmaması karşısında öyle şaşkına dönmüştü ki, özenle hazırladığı rapor hayal kırıklığı nedeniyle yer yer aksıyordu. 4I6'ncı sayfanın kenarına eczacıdan aldığı kırmızı mürekkeple, kendi elyazısıyla §U notu düşmüştü: Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden aynatayım. Bu karamsar yorumun altına da, kan rengindeki aynı mürekkeple yapılmış keyifli birkaç kalem darbesiyle, içinden ok geçen bir kalp resmi çizmişti. Santiago Nasar'ın en yakın arkadaşlan için olduğu gibi, sorgu yargıcı için de, son saatlerindeki davranış biçimi onun suçsuzluğunun' kesin kanıtıydı.
Sayfa 90·Kitabı okuyor