Eski Romalı yargıçlar, konsüller, yüksek rütbelerinin simgesi olarak, mahiyetlerine bu fasces’li labrys’leri taşıtırlardı. Son sıralarda, bu fasceslerden faşist sözü uyduruldu. Sapına bir de met Çubuk sarılan labrysler aynı zamanda Fransız Cumhuriyeti’nin arması oldu 
Bir millet ki:
Tarihini bütün müsbet ve menfi örnekleri, gizli ve aşikâr müessirleriyle teraziye vuramaz.
Dini, bütün icaplariyle teraziye vuramaz.
İnkılâbı, ihtilâli, kahramanları teraziye vuramaz… Hattâ son matbuat kanununa göre âdi şahısları bile teraziye vuramaz… Bir millet ki ağzı ve ruhu kilitlidir ve yalnız suratı Amerikan malı demokrasi pudrasiyle düzgünlüdür; bu milletin cihan problemleri huzurunda hali ve mevkii nedir???
Büyük Doğu Dergisi 28 Mayıs 1954, Sayı 4
“Peki bunu nasıl yapar?” Delora bastonuna daha fazla yaslanarak sordu. “İnsan bedenini yöneterek. Bütün hücrelerin yeniden büyümesini hızlandırıyor, toksinlerin atılmasını sağlıyor,
kanda, dokuda, organlarda ve tanrılar bilir başka nelerde değişiklikler yapıyor. Ama bu yönetme durumu çift yönlü çalışıyor. Tek bir düşünceyle bir kalbi durdurabilirsin. Bir atardamarı patlatabilirsin. Beyin kanamasına neden olabilirsin. Bir akciğerin çökmesine sebep olabilirsin. Liste bu şekilde uzar gider, yaşam ve ölümün gücü ellerinde. Annen bunu biliyordu. Ve on yıl önce, saklandığı yerden çıktığında bunu bu şekilde kullanacak kadar öfkeliydi. Gücü ve kuvveti arttı, öyle bir noktaya geldi ki birine
zarar vermek veya onu öldürmek için dokunmasına bile gerek kalmadı. Son duyduğumda, bir grup insanın yanından geçerken elini sallayarak boyunlarındaki tüm kemikleri kırabiliyordu. İşte
bu şekilde, insanlar bir anda ölüyorlardı.”
Sayfa 378 - Skill'e bak bayıldım ama bizim mal kiva bunu kullanamaz·Kitabı okuyor
“Sen bu kasabada yanında adamları olmadan dolaşan bir zengin gördün mü? Niye adam dolaştırır bir insan yanında? Korktuğundan. Korkan adam kimden üstün? Korkmayandan mı? Kibirleniyorlar, cezasını korkuyla ödüyorlar... Üstün olacağım dedin mi korku da gelir pençelerini yakana geçirir. Kibrin cezası korkudur. Üstün olmak için ihtiyacın olmayanı alırsın, sonra da kaybedeceğim diye korkarsın. İhtiyacı kadarına sahip olan neden korkacak? Gelip beşiklerimi mi alacaklar? Alsınlar, yenisini yaparım. Paramı mı alacaklar? Alsınlar, yenisini kazanırım. Evimi mi alacaklar? Alsınlar, yenisini yaparım. Niye korkmam? Çünkü kendi yapabileceğimden fazlasını istemedim hiç. Kırk odalı konağın olsa bir odasından fazlasında oturamazsın, öbür odaları ne yapacaksın?”
Tahtacı
Üstelik, başkalarının yaratıcı çalışmalarından ve mutluluğundan diş bilemeksizin zevk alabilen kişi, hasetin, gücenmenin ve zulmedilme duygusunun azabından da muaf demektir. Oysa haset ağır bir mutsuzluk kaynağıdır; sakin ve doygun ruh hallerinin -son kertede, çılgınlıktan kurtulmuşluğun- temelinde göreli bir hasetsizlik yatıyordur.