Beni cehaletimle zenginleştirdi, bana bilmediğim bir şeyler eklediğini söylemek istiyorum. Birbirimize rastladığımız andan itibaren kendim için kayboldum, ama aynı zamanda çok da fazlasını kaybettim ve şaşırtıcı olan, mücadele etmem, onu yeniden yakalamak için hala mücadele edebilmem. Nereden geliyor bu?
İlk defa kendimle bu kadar barışığım. Biliyorum, varoluşum sona ermek üzere ama bu son başından beri orada duruyordu zaten. Şimdi, eskisinden farklı olarak saf bir farkındalığın keyfini sürüyorum.
...ölüm, her ne kadar kaçınılmaz olsa da, süresiz olarak geniş kapsamlı olası iyiliklerin aniden feshedilmesidir.
Normalliğin bununla hiçbir ilgisi yok gibi görünüyor, nihayetinde birkaç yıl içinde hepimiz kaçınılmaz olarak öleceğiz, yine de bu bizzat daha uzun yaşamanın iyi olmayacağı anlamına gelemez.
Diyelim ki hepimiz kaçınılmaz olarak acı içinde -altı ay süren fiziksel acı içinde- öleceğiz. Kaçınılmazlık bu ihtimali daha az tatsız yapar mı?
Ve neden yoksunluk için farklı olsun ki?
Normal yaşam süresi bin yıl olsaydı, 80 yaşındaki ölüm bir trajedi olurdu. Zaten olduğu gibi ama sadece daha yaygın bir trajedi olurdu.
Sahip olmanın iyi olacağı yaşam miktarının bir sınırı yoksa, o zaman hepimizi bekleyen kötü bir son vardır.
“Kassandra låneti bu. Olup bitecekleri bilip, görüp de önüne geçememek. Önüne geçememek çünkü buna kimseyi inandıramamak. Troya'nın son kralı Priamos'un kızıydı Prenses Kassandra. Verdiği sözü tutmamanın bedelini ağır ödemişti. Kendisine âşık olan tanrı Apollon'dan, aşkına mukabil, geleceği görme yetisi istemiş fakat Apollon ona bu yetiyi bahşettiğinde derin bir ikileme düşmüştü Kassandra çünkü bedenini tertemiz saklamak ve rahibe olmak istiyordu. Daha yüksek bir gerekçeyi sahiplenerek dönmüştü sözünden. Ancak öfkeli tanrı ona öyle bir karşılık vermişti ki Kassandra bundan böyle olacakları bilecek, görecek ama buna kimsecikleri inandıramayacaktı. Büyük ceza. Tahta atın karnında şehre kendi elleriyle aldıkları savaşçıların, Troyalıların sonu olacağını ayan beyan görmüştü Kassandra ama buna kimsecikleri inandıramamıştı.”