8/10
·166 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:44
Normalde yeni çıkan kitapları hemen okumayı sevmem; popüler kültüre kapılıp başta klasikler olmak üzere birçok kitabı erteliyormuş gibi hissediyorum bazen. Ancak Yanlış Hedef’i, sebepsiz bir içgüdüyle seveceğimi düşündüğümden hemen edindim. Öyle de oldu denebilir. Sevdiğim şey kitabın konusundan ziyade yazarın dili ve olayları anlatış biçimiydi. İlişkiler üzerine okumalar yapmayı çok sevdiğim bir dönemdeyim ve bu ara nokta atışı kitaplar okuyorum desem yalan olmaz. ​Kitabı okurken 'Aaaa, yeter artık!' diye bağıran iç sesim hiç susmadı. Her sayfayı 'erkekler kapatılsın' diyerek çevirdim; erkek nefretimi arşa çıkaran bir kitap oldu. Ana erkek karakter tam bir Sadakatsiz Volkan’dı. Gerçekten öyleydi... 'İkinizi birden seviyorum' aymazlığına bu kitabı okurken sıkça rastlayabilirsiniz. Kitap son derece akıcı, bence bir şans verebilirsiniz.
Edebiyat
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026122 okunma
7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:10
Moby Dick'i okurken beni en çok zorlayan şey, romanın sürekli olarak hikâyenin akışını kesen balina ve balinacılık üzerine uzun açıklamalara sapması oldu. Melville zaman zaman bir romancıdan çok bir doğa tarihçisi gibi davranıyor. Balina türleri, avcılık yöntemleri, gemicilik detayları ve dönemin denizcilik kültürü üzerine sayfalarca süren bölümler var. Bu bölümler bazen o kadar uzuyor ki insan ana hikâyenin ne olduğunu unutmaya başlıyor. İlk bakışta bu kısımların atlanabileceği düşünülebilir. Ancak ilginç olan şu ki, Melville bu teknik bilgilerin arasına insan doğasına dair gözlemlerini de yerleştiriyor. Bir bölüm boyunca balinaların anatomisinden söz ederken son birkaç sayfada insanın kibri, bilgiye ulaşma çabası ya da evrendeki yerinin belirsizliği üzerine düşündürücü tespitler yapabiliyor. Bu yüzden bu bölümler romanın ritmini bozsa da tamamen gereksiz olduklarını söylemek zor. Romanın asıl gücü ise benim için Kaptan Ahab karakterinde yatıyor. Ahab yalnızca intikam peşindeki bir kaptan değil; takıntının insanı nasıl ele geçirebileceğinin neredeyse uç bir örneği. Moby Dick'in kopardığı bacağının intikamını almak için tüm hayatını tek bir amaca indirgemiş durumda. Gemi, mürettebat, güvenlik, mantık ve hatta kendi yaşamı onun için ikinci planda kalıyor. Burada ilginç olan nokta, Ahab'ın yalnızca bir balinayı kovalamıyor oluşu. Balina zamanla gerçek bir hayvandan çok daha fazlasına dönüşüyor. Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyanın adaletsizliğinin, acının ve kaderin sembolü haline geliyor. Bu yüzden onun savaşı bir hayvanla değil, varoluşun kendisiyle yapılmış bir hesaplaşma gibi görünüyor. Ahab üzerine düşünürken aklıma şu soru geldi: Eğer bu intikam arzusu olmasaydı Ahab'ın hayatında ne kalırdı? Belki de onu ayakta tutan şey gerçekten de nefretidir. İnsanların çoğu
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026122 okunma
VAKA DOSYASI NO: 07 | İkiz Bedenler
9/10
·448 syf.··
2022 12. kitabı
Suç Mahalli: Boston sokaklarından Maura Isles'ın kendi otopsi masasına uzanan, geçmişin karanlık ve kanlı labirentleri. Kurban: Dr. Maura Isles'a tıpatıp benzeyen, onunla aynı doğum tarihini ve aynı kan grubunu taşıyan gizemli bir kadın. Soruşturma Ekibi: Hamileliğinin son aylarında bile adaletin peşini bırakmayan Dedektif Jane Rizzoli ve hayatının en acı verici, en kişisel otopsisini yapmak zorunda kalan Dr. Maura Isles. Edebi Dedektif Raporu: Bir adli tıp uzmanının hayattaki en büyük kabusu nedir? Kusursuz soğukkanlılığıyla bilinen "Ölüler Kraliçesi" Dr. Maura Isles, bu kez kendi masasında kendi yüzüne bakmak zorunda kalıyor. İkiz Bedenler, Tess Gerritsen’ın kurgu yeteneğinin ve tıbbi gerilim ustalığının zirve noktalarından biri. Kitap sıradan bir cinayet soruşturması olarak başlıyor ama Maura’nın hiç tanımadığı ikiz kız kardeşinin varlığını ve biyolojik annesinin korkunç geçmişini öğrenmesiyle devasa bir psikolojik yıkıma dönüşüyor. Jane Rizzoli’nin hamilelik sürecindeki o zorlu mücadelesi ile Maura’nın kendi kimliğini arayışı harika bir paralellikle işlenmiş. Yazar, hamile kadınları hedef alan soğukkanlı bir canavarın izini sürerken, okuyucuya şu tekinsiz soruyu sorduruyor: "Canavarlık genlerle mi aktarılır, yoksa sonradan mı öğrenilir?" Karar: Serinin en kişisel, temposu en yüksek ve dramatik yönü en güçlü halkası. Maura Isles karakterinin evrimini görmek ve kusursuz bir ters köşeyle sarsılmak isteyenler için bu dosya kaçırılmamalı. Bir adli tıpçının kendi ikizinin otopsisini yapması... Sizce de gerilim tarihinin en vurucu başlangıçlarından biri değil mi? Maura'nın gerçek ailesiyle yüzleştiği o anlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
İkiz BedenlerTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20147,5bin okunma
Daha kaç kişi gelecek?
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:57
Kitabın en vurucu, en ağır darbesi ve belki de en önemli noktası bu kısacık soru cümlesi: "Daha kaç kişi gelecek?" Sahaflardan satın aldığım, üzerinde yılların ve defalarca okunmuş olmanın izlerini taşıyan Kurtlarla Dans, uzun zamandır okuma listemde bekliyordu. Öncesinde onu yalnızca Kevin Costner'ın meşhur film uyarlamasının romanı olarak biliyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde şunu fark ettim ki: Kurtlarla Dans, çocukluğumuzda kovboy filmleriyle şekillenen ve Kızılderilileri çoğu zaman saldıran taraf olarak görmeye alıştığımız bakış açısının, tarihsel gerçeklerle tanıştıkça geçirdiği dönüşümün edebiyattaki karşılığıdır. Romanın merkezinde İç Savaş sonrası sınır karakoluna gönderilen Teğmen John Dunbar bulunuyor. Ancak kitap ilerledikçe Dunbar'ın hikâyesi kadar, hatta belki de daha fazla, Comanchelerin hikâyesini okumaya başlıyoruz. Michael Blake'in en büyük başarısı da burada yatıyor. Yerlileri ne romantik masal kahramanları ne de eski filmlerdeki gibi vahşi düşmanlar olarak gösteriyor. Onları yalnızca insan olarak gösteriyor. Bugün yaşayan biri için kitapta anlatılan dünya neredeyse fantastik gelebilir. Uçsuz bucaksız bufalo sürüleri, her yerde görülen kurtlar, geyikler ve av hayvanları... Tıpkı Red Dead Redemption 2 oynarken Arthur Morgan ile Valentine'dan Saint Denis'e doğru yol alırken olduğu gibi, roman boyunca günümüz dünyasında görmeye alışık olmadığımız sayısız hayvanla karşılaşıyoruz. Bugün bize neredeyse fantastik gelen bu manzara, aslında Kuzey Amerika'nın bir zamanlar sahip olduğu doğal zenginliğin son dönemleridir. Avrupa'nın çoktan kaybettiği bir dünya burada hâlâ yaşamaktadır. Bu yüzdendir ki romandaki av sahneleri yalnızca av sahnesi değildir. Bufalo, Comancheler için yiyecektir. Giysidir. Barınaktır. Hatta hayatın kendisidir. Beyaz
Edebiyat
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 155. kitabı
𝚄𝚢𝚞𝚖𝚊𝚍𝚊𝚗 𝙾̈𝚗𝚌𝚎 𝚃𝚞𝚝𝚝𝚞𝚐̆𝚞𝚖 𝙳𝚒𝚕𝚎𝚔 𝚕𝚅 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere severek okuduğum serinin son kitabı ile geldim. Evet bir seriye daha veda ettik. Yazarın öyle güzel kalemi ve hayal evreni var ki okudukça hayran kaldım. O kurgu o kelimeleri kullanışı olsun,insanı yormayan samimi anlatımı ve kurgunun akışı olsun her biri okurken mutlu hissettiriyor. Kelimeler ile dans diye ben buna derim. Sıkmadan, yormadan okunan kitap gibisi var mı? Bir okuyucu daha ne ister ki. İyi ki okudum dediğim o serilerden oldu! Veeee! Dikkat Spoiler İçerir! Ama pişman olmayacağım. Son kitap da içimi dökeceğim. Güldük, ağladık, eğlendik, kızdık, sinirlendik, hüzünlendik, duygulandık her duyguyu yaşadık.. Bütün duyguları aldık ve onlar ile biz de hissettik. Sonunda ise kapağını huzur ile kapattık. Çünkü başından beri olmasını istediğimiz oldu. Evli -mutlu- çocuklu dedik. Ben Bahar Nazike'yi bulup en başından beri şöyle bir sarsmak istedim. Fazla mı saf, fazla mı açıkgöz yoksa fazla mı iyi niyetli bilemedim. Hepsinden vardı mübarek kadında. Ama çoğu yerde de dedim yok be uyanık bu uyanık. Ama en azından ne istediğini bilen bir kadın. Oktaygil uğuruna yaptığı hırs ve hedef ile Şavşat'tan çıkıp İstanbullara geldi. Ozan gibi bir aşığı, cevheri, onun için dünyayı yakacak adamı değil de Oktay'ı seçti ya dedim Nazike yaşadığın her şey müstehak. Neyse oralara fazla girmeyim de okuyanlar anladı ki zaten hepimiz de oralarda saçını, başını yolmak istedik. Ama neyse ki onda yaptığı hataların farkında geçmişte yaptıkları için üzgün.
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20268 okunma