1848’te Charles Dickens şöyle yazıyordu: “Zaman zaman kırılmış bir kol ya da bacağı düzeltmek yerine deforme eden bilgisiz bir hekime karşı açılan tazminat davasından söz edildiğini duyuyoruz. Peki ya onları yetiştireceğini ileri süren beceriksiz ve değersiz kimseler tarafından sonsuza dek deforme edilen yüz binlerce zihne ne demeli!!"
Bütünsel varlık söz konusu olduğunda, "Sonsuz"un sembolize edilebileceğinin kabul edilmesi ölçüsünde bir "sınırı belirsiz” (indefini), "Sonsuz" (infini) söz konusu olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insan hem Allah'a şirk koşar hem de "Lailaheillallah" derse fiili, sözünü yalanlamış olur. "Lailaheillallah" sözünde doğrulardan değil, yalan söyleyenlerden kabul edilir. Allah'a (cc) şirk koşularak söylenen "Lailaheillallah" kişiyi İslam dinine sokmaz, bu sözle kişi Müslimlerden olmaz:
"De ki: 'Ben dini O'na halis kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum. Ve ben, Müslimlerin/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kulların ilki olmakla emrolundum. " Zumer-11,12
Bir insan şirkten arınır, dinini/kulluğunu Allah'a (cc) halis kılar ve "Lailaheillallah" derse o Müslim'dir, muvahhiddir. Dine ihlasla girildiği gibi aynı zamanda ihlası korumak ve dine şirk bulaştırmamak da gereklidir. Zira sonradan meydana gelen şirk, Kelime-i Tevhid de dâhil tüm amelleri boşa çıkarır:
"De ki: 'Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?' Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun' diye vahyedildi. Bilakis, yalnızca Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol." Zumer-64,66
"İman eden ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar (var ya); işte bunlara (Allah'ın azabından) emin olma vardır. Ve onlar hidayete erenlerdir." En'am - 82
Dil, oluşumu gereği, psikolojinin en tortulaşmış biçimidir: dil metafiziğinin, açıkçası: aklın, temel varsayımlarını bilince çıkardığımızda, kaba bir fetişin içine gireriz. Odur her yerde bir eyleyen ve bir eylem gören: istencin neden olduğuna inanır; “ Ben” e inanan, varlık olarak, töz olarak Ben’e inanan, ve Ben-tözüne duyduğu inancı tüm şeylere yansıtan — böylelikle “ şey” kavramını yaratmış olur... Varlık her yerde neden olarak düşünülür, atfedilir; “ varlık” kavramı “ ben” kavramının ardından, ondan türetilmiş olarak gelir... Başlangıçta istencin, etkiyen bir şey olduğu — istencin bir yeti olduğu yanılgısının doğurduğu büyük felaket vardır... Bugün onun yalnızca bir sözcük olduğunu biliyoruz... Çok çok sonradan, bin kat aydınlanmış bir dünyada, filozoflar aklın kategorilerini kullanmaktaki güvenliğin, öznel güvenliğin bilincine şaşırarak vardılar: bu kategorilerin deneyden kaynaklanmayacağı sonucunu çıkardılar — deneyin tümü onlarla çelişki içindeydi.
Bir gece akşam yemeğinden sonra Nazif yavaşçacık anne sine, "Anne bu gece seninle yalnız görüşmek istiyorum.
Sonra benim odama gelirsin, olmaz mı?" dedi.
Hidayet Hanım bu gizlice görüşmekliğin Rana'ya iliş kin olacağını düşünmüştü. Belki arkadaşlarından birini Rana'ya münasip görmüştür. Kadıncağızın bundan başka bir şey zaten zihnini işgal etmiyordu. Çünkü Nazif zaten evlenmek istemiyordu.
Kendisine edilen tekliflere, "Ben henüz öğrenimimi tamamlamadım. Bir çaresini bulursam Paris'e gideceğim.
İç hastalıklarına çalışacağım. Dönüşümde nasip ise evlenirim" cevabını veriyordu.
O gece evlat ile anne yalnızca birleşince Nazif hiçbir başlangıca gerek görmeksizin sözüne başladı.
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...