Hesabı sorulmayan zihinsel deformasyon
1848’te Charles Dickens şöyle yazıyordu: “Zaman zaman kırılmış bir kol ya da bacağı düzeltmek yerine deforme eden bilgisiz bir hekime karşı açılan tazminat davasından söz edildiğini duyuyoruz. Peki ya onları yetiştireceğini ileri süren beceriksiz ve değersiz kimseler tarafından sonsuza dek deforme edilen yüz binlerce zihne ne demeli!!"
Sayfa 9 - Epos Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Bütünsel varlık söz konusu olduğunda, "Sonsuz"un sembolize edilebileceğinin kabul edilmesi ölçüsünde bir "sınırı belirsiz” (indefini), "Sonsuz" (infini) söz konusu olur.
Sayfa 151
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insan hem Allah'a şirk koşar hem de "Lailaheillallah" derse fiili, sözünü yalanlamış olur. "Lailaheillallah" sözünde doğrulardan değil, yalan söyleyenlerden kabul edilir. Allah'a (cc) şirk koşularak söylenen "Lailaheillallah" kişiyi İslam dinine sokmaz, bu sözle kişi Müslimlerden olmaz: "De ki: 'Ben dini O'na halis kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum. Ve ben, Müslimlerin/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kulların ilki olmakla emrolundum. " Zumer-11,12 Bir insan şirkten arınır, dinini/kulluğunu Allah'a (cc) halis kılar ve "Lailaheillallah" derse o Müslim'dir, muvahhiddir. Dine ihlasla girildiği gibi aynı zamanda ihlası korumak ve dine şirk bulaştırmamak da gereklidir. Zira sonradan meydana gelen şirk, Kelime-i Tevhid de dâhil tüm amelleri boşa çıkarır: "De ki: 'Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına ibadet etmemi mi emrediyorsunuz?' Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): 'Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun' diye vahyedildi. Bilakis, yalnızca Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol." Zumer-64,66 "İman eden ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar (var ya); işte bunlara (Allah'ın azabından) emin olma vardır. Ve onlar hidayete erenlerdir." En'am - 82
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Alıntı
Dil, oluşumu gereği, psikolojinin en tortulaşmış biçimidir: dil metafiziği­nin, açıkçası: aklın, temel varsayımlarını bilince çıkardı­ğımızda, kaba bir fetişin içine gireriz. Odur her yerde bir eyleyen ve bir eylem gören: istencin neden olduğuna inanır; “ Ben” e inanan, varlık olarak, töz olarak Ben’e inanan, ve Ben-tözüne duyduğu inancı tüm şeylere yansıtan — böylelikle “ şey” kavramını yaratmış olur... Varlık her yerde neden olarak düşünülür, atfedilir; “ varlık” kav­ramı “ ben” kavramının ardından, ondan türetilmiş olarak gelir... Başlangıçta istencin, etkiyen bir şey olduğu — is­tencin bir yeti olduğu yanılgısının doğurduğu büyük felaket vardır... Bugün onun yalnızca bir sözcük olduğunu bili­yoruz... Çok çok sonradan, bin kat aydınlanmış bir dünya­da, filozoflar aklın kategorilerini kullanmaktaki güvenliğin, öznel güvenliğin bilincine şaşırarak vardılar: bu kategorilerin deneyden kaynaklanmayacağı sonucunu çı­kardılar — deneyin tümü onlarla çelişki içindeydi.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Edebiyat
Bir gece akşam yemeğinden sonra Nazif yavaşçacık anne­ sine, "Anne bu gece seninle yalnız görüşmek istiyorum. Sonra benim odama gelirsin, olmaz mı?" dedi. Hidayet Hanım bu gizlice görüşmekliğin Rana'ya iliş­ kin olacağını düşünmüştü. Belki arkadaşlarından birini Rana'ya münasip görmüştür. Kadıncağızın bundan başka bir şey zaten zihnini işgal etmiyordu. Çünkü Nazif zaten evlenmek istemiyordu. Kendisine edilen tekliflere, "Ben henüz öğrenimimi tamamlamadım. Bir çaresini bulursam Paris'e gideceğim. İç hastalıklarına çalışacağım. Dönüşümde nasip ise evle­nirim" cevabını veriyordu. O gece evlat ile anne yalnızca birleşince Nazif hiçbir başlangıca gerek görmeksizin sözüne başladı.
Sayfa 108 - Oğlak yayınları 2021
Edebiyat & Roman
Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yalnız seni, yalnız senin gözlerini Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım Ben artık adam olmam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi...