Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitapta ermiş olarak geçen (el Mustafa) memleketine dönebilmek için kendisini götürecek gemiyi bekliyor. Gemi nihayetinde geldiğinde onu seven insanlar, ileride çocuklarına aktarabilecekleri öğütler vermesini istiyorlar Mustafa'dan.
Ermiş ise onlara hayat ve insanlık hakkında birçok önemli konuda, aşk,üzüntü, vermek, evlilik, çocuklar, ev ve evin önemi, alım satım, arkadaşlık, suç ve ceza, özgürlük, bilgelik vs gibi daha birçok temel ana başlık altında öğütler veriyor. Bir öğüt olarak en çok kalbime dokunan ''Çünkü aşk taçlandırdığı gibi çarmığa da gerer sizi, hem besler büyütür hemde budar sizi. '' Hayatta bizi çarmığa germek isteyen tek şey aşk değil ama bizi taçlandırıcak veya çarmığa gerecek olan şeyi kendi elimizle seçebilecek olmamız bana göre en çok farkında olmamız gerken öğüt. Kitabın sayfa sayısı olarak bu denli az olmasının yanısıra çok verici bir kitap olması Halil Cibran'nın neden ustalık eseri olduğunu okuyucuya kanıtlıyor. Acının da hayatın bir parçası olduğunu bir türlü kabullenemeyen insana ermiş ise kabullen diyor diğer türlü diyalektif anlayış gereği zevki de algılayamazsın diyor.
Herkesin bolca altını çizebileceği ve elbet kendi hayatına uyarlayabileceği bu kitabı okumayı tavsiye ederim.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,4bin okunma
'' Her İslam insanı, gücü ve yeteneği ölçüsünde , adeta bütün imanı elinden alınmış da ona yeniden kavuşmak için olağanüstü araştırma ve girişimlere dalmış kişi gibidir.''
Hakiki manada iman etmiş bir insan imanını yitirdiğinde ona kavuşmak için neler yapar? İşin neresinden başlar? Dirilmesi için ilk olarak ölmesi gereken insanın, imanını yitirmiş olması zaten ölü olması değil midir. Bir neslin dirilişini kendine gaye belirlemiş kimsenin öncelik olarak o neslin en küçük yapı taşı olan bireyi yani kendisini diriltmesi gerekir. Bir ruh dirilişinin nasıl olacağını kavraması ve üstadın dediği gibi bu işin amentüsünü anlamalıdır. Bütün uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter denildiği üzere ,herkesin uyutulduğu bir toplumda ayakta kalabilmeyi başarmak ,diriliş neslinin amentüsünün anlaşılmış olması demektir.
Peki bizler bu nesilden olduğumuzu her ortamda söylediklerimiz, yaptıklarımız ve halimiz ile belli etmeye çalışırken, imanı elinden alınmış bir kimsenin ona kavuşmak için yaptığı araştırma ve girişimlerin neresinde olduğumuzu iddia ediyoruz diye soruyorum, önce kendime ve daha sonra kendim gibi gördüğüm herkese. Kitabı okurken merhum Sezai Karakoç sayesinde bu minvalde birşeyler anlayabildiysem ne mutlu bana diyor ve kitabı herkese tavsiye ediyorum :)