Kitap, sembolist bir başyapıt olarak kabul ediliyor. Andre Breton'a ilham veriyor. Yazar, ki bu zamana kadar keşfetmemiş olmama hayıflandım biraz, Mallarme, Alphonse Daudet, Auguste Rodin, Claude Monet gibi, sanat ve edebiyat dünyasından ünlü isimlerle dost biri. Aynı zamanda, kişiliği ve görüntüsüyle de Proust'un Swann karakterine ilham veren figürlerden biri olmuş. Tanıtım yazısında geçen bunca detay tabii ki de heyecanı ve beklentiyi yükseltti. Beklenti demişken ben hemen hissiyatımı da aktarmış olayım, kurgu hoşuma gitti.
Kitap, içerik olarak çok katmanlı, sanki lahana gibi tasarlanmış. Başlangıç kısmında bir "Sunuş" (ki bu kısmı okumadan konuya girdim, iyi ki de öyle yapmışım, zira spoiler içeriyor), akabinde yaklaşık 200 sayfa kadar hikayeyi okuyorsunuz. Ki hikayenin tamamı da toplasanız o kadar tutmaz, zira içerisinde, konuya dahil olan ve kitabın da alametifarikası, Bruges'ün fotoğrafları mevcut. Konu her ne kadar düzyazı formunda işleniyor olsa da, anlatımın şiirselliği sayfa düzenini de etkilemiş olsa gerek, satırlar standart bir şiirin kaplayabileceği kadar bir alanı kaplıyor sayfada. Bu da, normal bir düzyazı şeklinde aktarılmış olsa, metnin 200 sayfadan çok çok daha az tutacağını bize gösteriyor. Hikayenin bitiminde, kurgu içinde geçen bazı kısımların açıklamaları, "Sonnotlar" bölümünde açıklanmış. "Ek Dosya" bölümü ise kitaba yapılan yorumlara dair mektupları, kitap hakkında bazı gazete ve dergilerde çıkan yazıları vs. içeriyor. Aktarırken bile içim şişti doğrusu. Çok fazla detay var. Sırf bu yüzden dahi kitaba inceleme yazasım yok, çünkü bu kısımları okurken bir incelemeden çok daha fazlasına maruz kalacaksınız. Maruz dedim, çünkü bu kadar detay bana fazla geldi. Proje ödevi hazırlamıyoruz, alelade okuruz nihayetinde :)
Yazasım yok dedim, ama yine de