Puan vermedi·552 syf.··
2026 51. kitabı
Selçuklu İsfahan'ında geçen tarihi bir roman gibi başlasa da aslında çok daha kişisel bir hikâyeyi taşıyor içinde. Ömer Hayyam'ın akılcı tavrı ile dostu Ebu Said'in mistik bakışı arasındaki gerilim, Sukayna'yla yaşadığı aşk ve kayıplar kitabın derin katmanlarını oluşturuyor. Üçüncü bölümde anlatıcı değişip Hayyam'ı Bosnalı Vukac anlatmaya başlayınca, "neden kendi hayatımı değil onunkini yazıyorum" sorusu kitabın asıl sırrını açığa çıkarıyor. Sonsöz'e geçince bu soruyu soranın gerçekte Karahasan'ın kendisi olduğunu, romanın fikrinin 1992'de yakılan Saraybosna'daki Vijecnica Kütüphanesi'nde bulduğu bir el yazmasından çıktığını fark ediyoruz. Böylece Hayyam'ın İsfahan'daki kayıpları ile yazarın kendi savaşındaki kayıpları birleşiyor ve kitap, yakılan her şeyin yine de anlatılabileceğine dair sahici bir inanç beyanına dönüşüyor. Beklentimin üzerinde çıktığını kabul etmeliyim.
Küllerin AnlattığıCevad Karahasan · İletişim Yayıncılık · 202170 okunma
8/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
‎Sabreden Derviş, muradına ermiş... ‎ ‎"Bu gece ne olmadık, ne inanılmaz bir geceydi. Ankara'dan istanbul hapishanesine nakledildiği gece, jandarmanın bileklerinden kelepçeleri çıkardığı dakikada, içinde bulunduğu katar bir başka katarla çarpışıyor, kendisi bu kazadan canlı kurtuluyor. Aldığı yara berelere rağmen canlı... O kadar canlı ki, yerinden kalkar kalkmaz başka kazazedelerin imdadına koşuyor, yanında yaralı olduğu hâlde, yine de diğerlerinin imdadına koşan, bir başka insan, bir kadın var. Ve bu kadın kendisini tanıyor. Evet, biraz evvel elleri kelepçeli bir mahkûm olduğunu tanıyor! Tam imdat ekipleri geleceği sırada ona kaçmasını öğüt veriyor... Zaten kendisi kaçmak, hapisten, merhametsiz duvarlar arasından kurtulmak istemiyor mu? Elbette istiyor. Ona bu nasihati verenkadın esasen eski bir mahkûm, yeni tahliye olmuş, on beş sene hapiste kalmış bir sabıkalı. Kaçmasını kolaylaştırmak için para, barınabilmek için de evinin adresini veriyor. İnanılmaz bir şans bu. Sonra tesadüf, yolda bir de Şoför Ramazan'ı karşısına çıkarıyor. Dertli adam! Çok sevdiği, lüzumsuz yere kıskandığı karısından tam da o gün boşanmış olan bir adam! Ne yaptığını, hırsını nerede boşaltacağını bilemeyen, iyilikle kötülük arasında zikzaklar çizen bir kimse! Ve sonunda o da iyi hislerine mağlup oluyor. Bir saat evvel kendisini polise vermekle tehdit eden, İstanbul'a götürdüğü takdirde şantajla yol parasının çok üstünde bir para isteyen adam, onu Tuzla ile Pendik arasında kamyonundan indirmeden evvel, eğer iş arıyorsa gelip kendisini bulması için bir adres veriyor. Ve ondan istediği çok fazla parayı almak şöyle dursun, hiç almıyor. Sonra geceyi, belki birkaç gününü geçirmek ümidiyle boş zannederek girdiği bu yazlık evde karşısına peri kızları kadar güzel fakat sonsuz kederli bir kadın çıkıyor
Edebiyat
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202530 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·240 syf.··
2026 29. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 02:20
Miguel de Unamuno'nun Sis isimli kitabını elime aldığımda, daha önsöz ve sonsöz kısmında durup kaldım. Ön sözü yazar değil, Victor Goti yazıyordu ve Victor, Augusto'yu anlatırken bir yandan da Unamuno'nun yazarlığını ve edebiyat anlayışını anlatıyordu. Daha kitap başlamadan kendi kendime "Bu nasıl bir kitap?" diye sordum. Augusto, etrafındaki insanları, kullandığı eşyaları ve gündelik hayatı alaycı bir sorgulamayla izleyen biridir. Yaşamda bir yolculuk yapanlardan çok, onun içinde dolaşanlardandır. Bir yere varmaya çalışmaktan çok, neden var olduğunu anlamaya çalışır. İnsanların neden çalıştığını, neden mücadele ettiğini, neden belirli kurallara uyduğunu sorgular. Hayatın içinde görünse de çoğu zaman onun dışında durup seyretmeyi tercih eder. Annesinin ölümüyle birlikte bu yalnızlık ve sorgulama hâli daha da belirginleşir. Annesi onun en çok güvendiği limanıdır. O liman kaybolunca Augusto, kendisini büyük, yalnız düşüncelerinin içinde bulur. Sevmeyi ve sevilmeyi arzular ama bunu nasıl yaşayacağını da tam olarak bilemez. Bir gün yanından geçen genç bir kızın peşine takılır ve farkında olmadan onun etkisine girer. Kızın adının Doña Eugenia Domingo del Arco olduğunu öğrenir. Ben Agusto isimde bir duraksayınca araştırdım biraz nedenini. Kadın isimlerinde beklenen "Dominga" yerine "Domingo" kullanılması imiş nedeni. Domingo erkek isimlerinde, Dominga ise dişi isimlerde kullanılırmış aslıda. Bu noktada da bu karakterin alışılmış kalıpların dışında biri olacağını düşündürdü yazar bana. Bu yüzden ben bunu sıradan bir ayrıntı olarak okuyamadım. Bunun bilinçli bir tercih olup olmadığını bilmiyorum ama daha en baştan Eugenia'nın farklı biri olacağı hissinin kurgusunu yazarın burada hissetmeye başlattığını hissettim. Eugenia, piyano çalmaktan hoşlanmayan bir piyano
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:18
“Gatsby’nin en büyük gücü “kendisine dair Platonik bir anlayış”tır; bu da ona geçmişte yaşananları tekrarlayabileceği, kendisinin ve pek mümkün olmasa da Daisy’nin başlangıçtaki Âdem ve Havva gibi olabileceği umudunu verir. Bu hayalin gerçeğe olan absürt uzaklığına rağmen Gatsby asla umudunu kaybetmez. Gerçeğe teslim olmayı reddetmesi onu öldürür, aynı zamanda kitabın adını bir ironi olmaktan çıkarır” (SONSÖZ- HAROLD BLOOM) Kitapta beni etkileyen husus kahramanın beş sene önce yaşanan tek bir ana olan saplantısı oldu ki bu durumu yukarda yer aldığı üzere Harold Bloom çok güzel ifade etmiş bulunmakta. Çeviri çok kötüydü bence, haliyle hikaye okuyucuya geçmiyor, anlam bütünlüğünden ziyade kelime kelime çeviri gibi durmuş.
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · İthaki Yayınları · 201726,9bin okunma
8/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:51
Sürükleyici bir kurguyu soluksuz okudum. 12 bölümden oluşan kitap William Golding'in 1954 de kaleme aldığı ilk romanı. 12 bölümü bitirdiğimde bende oluşan izlenimi Mina Ungan "Sonsöz" bölümünde şöyle ifade etmiş; "Belirli koşullar altında yetişkinler böyle davranabilir, ama altı ile on iki yaş arasında küçük çocuklar, uygar dünyanın baskısından uzaklaşınca, nasıl böylesine vahşileşebilir, kan dökecek kadar acımasız olabilir diye düşünen birçok kişi, küçüklerde bile bu kadar korkunç bir biçimde belirdiğine göre, Sineklerin Tanrısı'nda kötülüğün insan yaratılışında doğuştan var olduğu görüşünün savunulduğu kanısına varıp dehşete kapılmıştır. Okuyucuların duydukları bu dehşeti doğal saymalı; çünkü çocukların tertemiz birer melek oldukları konusunda, yanlış olduğu kadar da yaygın bir inanç vardır. Oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır... " "Sineklerin Tanrısı" İngilizlerin Beelzebub dedikleri şeytanın Kutsal Kitap'taki İbranice adı.. Sineklerin Tanrısı anlamına gelen Ba-al-z-bub olduğu için de William Golding kitabına bu adı vermiş. Keyifli okumalar...
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
10/10
·616 syf.··
2026 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 14:30
Keşke bir seri olsaydı çünkü çok beğendim ve devamı olsun isterdim. Gerçi sonsöz kısmı merak uyandırıcıydı. Fakat yazar kendisi tek kitap olacağını başta söylemiş. Açıkçası üzdü. Çok akıcı çok merak uyandırıcıydı her bir sayfası. Yalnız yine ters köşeyi bildim. Şaşırtmadı. Artık şaşıracağım ters köşeler okumak istiyorum. Lilia’nın annesi feci şekilde bir hastalıktan ölmüş. Lilia o anlarda annesinin içinden siyah solucanların çıktığını görmüş. Fakat bunu kimseye inandıramıyor. Annesinin ölümü bir intihar olarak değerlendiriliyor. İçindekileri dökmek isteğiyle ödev olarak verilen bir makalede bu hastalık sürecini anlatıyor. Sonra Dracadia üniversitesinden bir davetiye alıyor. Zaten üvey babasıyla yaşadığı hayatı çok zor olduğu için bu davet onu çok mutlu ediyor. Fakat bu ada okulunda da her şey yolunda gitmiyor. Okul personeli çok da cana yakın değil. Öncelikle annesinin hastalığını araştıran Prof Bramwell e yakınlaşmak istiyor. İstediği de oluyor fakat bu adada ve doktorda çok fazla sır var. Kitapları İki bakış açısından okumak daha etkileyici oluyor sanırım. Ayrıca bazı tinsindirici olayları da çok ayrıntılı yazmış. Fakat beni rahatsız etmedi.
NocticadiaKeri Lake · Juno Kitap · 2025250 okunma