Sen hangi son devrimden bahsediyorsun? Sonuncu diye bir şey yok(sayılar gibi), devrim sonsuzdur.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Sonuncu olmadığımız müddetçe kaçıncı sırada olduğumuzu önemsemiyorduk.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bilanço
Sonuncu namzedin kayıt numarası 9377... Cemiyet kurulurken... Bunlar ilkler... Yani beş yıldır inşa edilmekte bulunan Büyük Doğu ruhunun en taşkın sahipleri... O ruhun kayıtsız ve şartsız dâvetine, kayıtsız ve şartsız bir şitap asaletile koştular. Yarın, inşallah, her muvaffakiyet belirdiği ve dâva, kanun yolunda, muazzam bir silindir gibi görünmeğe başladığı zaman, ölçülerimize uygun olarak bize kim gelirse, şüphesiz ki, başımıza taç edeceğız. Fakat ilklerın mânası, yeniler arasında onları sevk ve idare edecek kabiliyette insanlar bulunsa da, daima başka olacak... Bu arada, bazı hususî şartlar yüzünden sesini yükseltememiş olanların hakkını mahfuz tutuyoruz... Anadolunun doksan küsur yerinden ses aldık. Bazı vilâyet merkezlerinden tek ses gelmezken bazı kaza ve hattâ nahiye merkezleri, bize, milyonluk şehirlerin gulgulesile "Evet!" diye bağırdı. Anadoludan gördüğümüz alâka derecesini, şehir şehir, kasaba kasaba, nüfus nisbetlerine göre sıraya koyduk: Birinciliği Gümüşhacıköy aldı. İkinci Urfa, Üçüncü Tavşanlı, dördüncü Haruniye, beşinci Malatya, altıncı Kayseri, yedinci Samsun, sekizinci Ödemiş... Bunların arkasından, nisbet sırasına konmamış olarak, sadece alâka bolluğu ölçüsile, Eskişehir, Afyon, Bursa, Erzurum, İstanbul, İzmir, Ankara geliyor. Ne gariptir ki, (Büyük Doğu), satış ve okunma alâkası bakımından, nüfus nisbetleri mahfuz, birinci derecede Kayseri ve Tavşanlı; ikinci derecede Urfa, Malatya, Konya, Eskişehir, Bursa; üçüncü derecede de Antalya, Adana, Elazığı vesairede muvattaktır. Demek ki, Cemiyet alâkası (Büyük Doğu)nun satışına tam mutabık zuhur etmemiş ve bazı mıntıkalardaki kuvvetli ve şahsiyetli (Büyük Doğu)cular, büyük bir kalabalığı peşlerinden çekmeyi bilmişlerdir. Öyle ki, bazı yerlerde tek tek istekliler bu gibi yerlerdekilerden birkaç misli
Sayfa 35 - (8 Temmuz 1949, Cuma Büyük Doğu Dergisi s.: 18)·Kitabı okuyor
Alıntı
Söylenmemişi söyleyebilmiş olanların söylemlerini araştırırken söylenebilmişin düzleminde kalmıştı ister istemez.
Alıntı
Kuma! Bu sözcükten tiksiniyorum. Hangi karanlık çağda, kim düşünmüştü bu iğrenç sözü? Ruhuyla, gövdesiyle köle olan ikinci kadının durumundan daha aşağılık ne olabilirdi? Ey mutsuz kadınlar! Ey, insanlık onurlarını yitirmiş, aşağılanmış, sefilce yaşamış kadınların ruhları, kalkın mezarlarınızdan! Kalkın ey acı çekmiş zavallılar, o çağların karanlığı sizinle birlikte silkinsin! Yazgısı sizinkinin aynı olan sonuncu kuma söylüyor bunu size! ..
Alıntı
"Gerçek hayatta en sonuncu kademeye isyansız katlanabilmem bu yüzdendi. Ya kahraman ya da çamurdan; ikisinin ortası yoktu. Beni mahveden de buydu zaten. Çünkü çamurdayken, başka zamanda kahramanım, yalnızca kahramanlar çamurun içinde gizlenebilirler diye kendimi teselli ediyordum. Düpedüz bir adam için çamurlanmak ayıp sayılır, halbuki bir kahraman istediği kadar içine dalsın nasıl olsa çamur bulaşmaz."
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı