Öne doğru eğilerek ellerimle bacaklarını iki yana ayırdım ve ağzımı klitorisinin üzerine mühürleyerek onu emdim. Gözlerimi kapadım, tatlı iniltileri ve dilimin ucundaki kadınlığının hissettirdikleriyle homurdandım. Koşmaktan ve muhtemelen aynı zamanda az önce duvara karşı ona yaptığım sert muameleden tükenmiş olarak bacakları titredi ve kollarımı bacaklarının arasına soktum, bacaklarını iki yana ayırarak onu omuzlarımın üzerine doğru kaldırdım ve avuçlarımla kıçını kavradım.
Üzerimde çığlık attı, kollarını tutunacak bir şeyler bulmak için deli gibi savuruyordu ve sonunda bacaklarıyla kafamı sıkıca sararak duruldu ve eğilerek ellerini başımın tepesine koyarak kocaman olmuş ve büyülenmiş gözlerle beni izledi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sevgiyi senin suretinde yaratmıştım. Bu kalbin, birini sevmeye ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Göz yaşımı silmedin. Ve ben, senin bilgisizliğinin artmasına izin verdim. Fakat hiç bir şeyi unutmadım. Ve hepsini aklıma yazdım. Ve sana izin verdim ki, bilmeden yaptığın eziyet artsın. Ve sonunda artık dayanamıyorum diyebilmek için ben de bilmeden bu oyunu oynadım sana. Ve bulaşıkları yıkadım. Ve bütün sözlerimi yarıda kesmene izin verdim. Ben ki, bu konuda kimseye yetki vermemişimdir. Oysa, elimin tersiyle seni yıkabilirdim. Bıraktım ki, sen kendi sonunu hazırla. Ve bana bütün yaptıklarını bir bir aklımda tuttum. Derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. Ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. Ve sonra bütün hayallerimi yıktın. Yönetimi eline aldın. Ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
Dile getirilmeyen kırgınlıklar zamanla delillere dönüşür. Bir taraf, farkında olmadan ilişkiyi yıkıma sürüklerken bu duruma sessiz kalmak, ayrılık suçuna ortak olmaktır. İnsan, bu delilleri toplarken en büyük eziyeti kendisine yapar.
Maymun/Shakespeare modeli tek-basamaklı seçilimle birikimli seçilim arasındaki farkı açıklamada yararlı olsa da, bazı önemli konularda yanıltıcı. Bunlardan biri şöyle: Her seçilimli "üremede", değişime uğramış "yavru" tümceler uzak bir ideal hedefe, "BENCE BİR GELİNCİĞE BENZİYOR" tümcesine olan benzerliklerine göre değerlendiriliyorlar, fakat yaşam böyle değildir. Evrimin uzun dönemli bir amacı yoktur. İnsanın kendini beğenmişliği, bizim türümüzün evrimin nihai amacı olduğu yolunda gülünç bir kavramı alkışlarla karşılasa da, evrim sürecinde uzak bir hedef, seçmede ölçüt olacak nihai bir kusursuzluk yoktur. Gerçek hayatta, seçilim ölçütleri hep kısa dönemlidir: ya en basitinden hayatta kalma ya da daha genelde üreme başarısı. Eğer, geçen uzun süre sonunda, -geriye bakıp değerlendirildiğinde- uzak bir amaca doğru bir ilerleme olmuş gibi görünüyorsa, bu her zaman birçok kısa dönemli seçilim neslinin rastlantısal bir sonucudur. Saatçimiz, birikimli doğal seçilim, geleceği görmez ve uzun dönemli amaçları yoktur.