*Kendi yorumumu kattığım inceleme olacak*
Kitabi alıp almakla kararsız kalmıştım, gelgitler yaşıyordum. Çünkü tabiri caizse son metelik vardı üstümde, o yüzden, ikircikle durağan tikel çevresinde sıkışıp kalmıştım. En sonunda ikircik muhakeme devreye soktuğum zaman almaya karar verdim. İyi ki almışım diyorum, şimdi kütüphanem de duruyor, biricik olan Duras külliyatı kütüphanemde yerli yerinde.
Sinema denince ben de akan sular durur, onun için aldım zaten. Keşke bitmesin dedim... fotoğraflar, gazete küpürü sayfalar, kalem kalem yazılmış ağdalı dil... okumaktan sahiden keyif aldım. Sanki Duras, benim için yazmış gibi, okuyucuya muştulamış hissetsin diye, karalamış dedim kendi kendime.
Ezberimde iyidir Edebiyat benim için dönüm noktası idi. Lise yıllarında peyda oluştu vakit, yazarlara merak saldım. Kâğıta aklımda kalanları yazıyordum, çok keyif alıyordum. Lise bittikten sonra sinema merakı başladı ben de. Heyecanla siyah-beyaz filmere nüksettim. Lilian Gish,John Gilbert, Gösta Ekman, Charles Laughton, Hedy Lamar... daha niceleri, sonsuz.
Hâlâ evimde karalarım aklımda kalanları keyif alıyorum sahiden. Hiçbir şeyden yüksünmüyorum, hoşuma gidiyor "bir gülü koklar gibi" hayatıma renk, püri-pak, tahir gibi alevlendiriyorum. Sözgelimi kitaba geri dönersek olağanüstü bir kitap. Ben beğendim, sinema severler için okumaya gerek duyuyorum açıkcası. Bayağı takdir ettim Duras'ı. Kütüphaneme yeni kitaplar koymak dileğiyle.