Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla. İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.
34)Kıskançlık(Hased)
Burada insan Allah'ın kendilerine ihsan ettiği afiyet ve başarılara karşı insanlara haset eder. onların bu hallerini yitirmelerini temenni eder. Bunun nedeni, kendisinin Allah'ın ihsanından mahrum kalmış olmasıdır. Bu makam kendisine yerleşirse, büyük deniz menzilindeki kancalar onu yakalar, haset duygusundan büyük denize doğru çekerler. Burada yirmi basamağa uğrar. Bu iniş esnasında ise hava, korku ve kara menzillerine uğrar. En sonunda büyük (şaşkınlık) denizine düşer. Burası on altıncı menzildir. Bu menzilde kalmayıp kurtulursa bu durum onu göğe ulaştırır.
“… insan yüreğindeki tanrısallık isteğini hiçbir şey yıldıramıyor. (…) İnsanın tanrısallığı hep yol alıp durmakta, ancak çağların sonunda tapılası olacaktır. Buna yardım etmeli, Tanrı olmadığına göre, hiç değilse tapınağı kurmalıdır.”
Biz, kendimizdeki en güzel şeyleri terk etmeyi alışkanlık hâline getirdik. Dilimizden vazgeçtik; çağın dili dedikleri birkaç kırık dökük kelime uğruna. Mürüvvetimizden, yani insanlığımızdan vazgeçtik; daha “medenî” görünmek için. Kardeşlerimizden vazgeçtik; “kendimizi tehlikeye atmayalım” diye. Dinimizden bile vazgeçtik; “terörist” demesinler diye. Ve sonunda, bizdeki en güzel şeyleri bıraktık geride; sırf “Arap” denmesin, “bedevi” sanılmayalım diye...
"Dünyaya açılırken beraberinizde taşıdığınız tüm ilkelerinize hala sadık olduğunuzu söyleyebilir misiniz? Her biri olduğu gibi, hasar görmeksizin hala sizinle mi, bazıları öldüler, soldular mı? Yoksa sonunda onları göğsünüzden kaba kuvvetle söktüler ve dünyevi hedeflere yetişen faytonların binlerce tekeri altında parçalanmak üzere at pisliğinin içine mi attılar? Yoksa hala hepsine sahip çıkıyor musunuz?"