6/10
·174 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:00
Metin Sevil sosyal medyada paylaştığı denemeleri bir kitapta toplamış. . Asr Suresi çok kısa ama bu kısalığının yanında az kelam ile çok şeyin anlatıldığı, derin anlam yüklü bir suredir. İnsanların çoğunu ziyanda olduğu, bundan sadece iman edip salih amel işleyenlerin ve birbirini hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin müstahsına olduğunu bildirir. sayfa 13 . Bu kısa denemelerini dokuz başlıkta toplamış. Ekim 2015 de başlayan sosyal medya paylaşımları Kutlu Yayınevi nden ikiyüzdoksaniki tanesini paylaşmış kitabında. . Gençliğinde; yoğunken, sağlıklıyken, koştururken, telaşeliyken, ölüm uzak gözükürken Allah'ı an, ölümü/kabiri/hesabı hatırla, günahlardan kaç, namazını ve diğer ibadetlerini aksatma! Böyle yap ki piri ifade olup da bunları sürekli yapar olduğunda bir nebze olsun teselli bulasın. sayfa 57 . Oradan buradan başlığında seksenaltı denemesini paylaşmış. Bir alıntısı aşağıya bırakıyorum. . Artık birisi/birileri de çıkıp; "Domuz eti haram değildir, o ayetin tercümesi hep yanlış yapılmıştır, gerçek manası o değildir, yanlış okuyor, yanlış yorumluyorsunuz, orada asıl anlatılmak istenen..." derse hiç şaşırmayacağım sayfa 129 . Yazarın diğer kitapları Cevap Bekleyen Sorular, Dini Hurafesiz Yaşamak, Düşün Korkma Sor ve 12 Eylül Müdahalesi Ezberler ve Gerçekler . Kısa Kısa Metin Sevil
Kısa KısaMetin Sevil · Kutlu · 09 okunma
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:31
İmam Gazâli’nin başyapıtı İhyâu Ulûmid’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) içinde yer alan, Türkçeye genellikle "Kin, Öfke ve Haset" ya da "Kalbin Helak Edici Şeyleri" başlığıyla kazandırılan o bölümü elime her aldığımda, yüzyıllar öncesinden bugüne fırlatılmış bir psikoloji aynasına bakıyormuş gibi hissederim. İmam Gazâli’nin Kin, Öfke ve Haset kitabı, bir çırpıda okunup rafa kaldırılacak bir eser değil. Başucunda tutulup, insanın çileden çıktığı, birine için için hırslandığı veya hayatı adaletsiz bulduğu dönemlerde açıp birkaç sayfa okuması gereken bir "ruh detoksu". Kitabı bitirdiğinizde içinizde hafif bir mahcubiyet ama aynı zamanda büyük bir ferahlık kalıyor. Kendinizi daha iyi tanıyor, zaaflarınızla barışıyor ve en önemlisi, kalbinizi bu üç zehirli duygudan temizlemediğiniz sürece gerçek huzuru bulamayacağınızı çok net anlıyorsunuz. Fiziksel Müdahale: Öfkelendiğinde ayaktaysan otur, oturuyorsan uzan. Kan akışını ve bedensel ritmi değiştir. Zihinsel Müdahale: "Ben şu an güçlü olduğum için mi öfkeleniyorum, yoksa acizliğimi gizlemek için mi?" sorusunu sor. Manevi Müdahale: Karşındakini affetmenin, ona galip gelmekten daha büyük bir ego tatmini ve ruhsal hafiflik olduğunu fark et. Eğer modern dünyanın getirdiği o hırslı, gergin ve sürekli yarış halindeki ruh halinden sıyrılmak istiyorsanız, Gazâli’nin bu zamansız davetine mutlaka kulak vermelisiniz. Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yolları İmam Gazali
Öfke Kin Haset ve Kurtuluş Yollarıİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 0650 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·416 syf.··
2026 73. kitabı
​İlk cinayet davanızda karşı tarafın, size hukuk dünyasında bildiği her şeyi öğreten savcı kocanız olduğunu düşünün. Ve savunduğunuz adamın tek bir kelime bile konuşmadığını… ​Genç ceza avukatı Leila Reynolds, kariyerinin ilk büyük cinayet davasını alıyor. Öldürülen kişi hukuk dünyasının saygın isimlerinden; Kraliyet Mahkemesi Hakimi Anton Smythe. Davanın yankısı zaten büyükken, Leila’nın müvekkili tam bir kapalı kutu: Neden özellikle Leila’yı avukatı olarak istediğini açıklamıyor ve inatla konuşmayı reddediyor! İşler yeterince sarpa sarmamış gibi, davanın savcısı da Leila’nın kocası Julian çıkıyor. Mahkeme salonundaki gerilim sadece davayla sınırlı kalmıyor anlayacağınız; evlilikleri, güç dengeleri ve geçmişleri de masaya yatırılıyor. ​Dürüst olayım; kitap başta beni pek sarmadı. Biraz durağan ilerliyordu. Ama sonrasında yazar resmen çenemi kapattı! Kitabın o mahkeme bölümlerine bayıldım. O büyük güne gelene kadar sayfa sayfa gün sayıyoruz; Leila’nın konuşmayan müvekkiliyle ne yapacağını, küçük ipuçlarının peşinden adım adım büyük güne nasıl yürüdüğünü okumak keyifliydi. ​Ben başta Leila’yı biraz saf bulmuştum, yalan yok. Ama geçmişten gelen birinin gönderdiği notlarla yazar gerilimi tam doğru noktalarda öyle bir tırmandırmış ki... Hele olaya tanık olan gizemli birinin gözünden okuduğumuz bölümler vardı ki, o karakteri "X" olarak tanımak ve son ana kadar kim olduğu hakkında tahminler yürütmek harikaydı! Kitap boyunca herkes birbirine hamle yapıyor. Kim doğru söylüyor, kim manipüle ediyor, kime güveneceğinizi asla bilemiyorsunuz. ​Olay tam bir psikolojik savaşa dönüşüyor. Benim de bazı tahminlerim vardı ama yazar ters köşe yaptı, tam 12'den vuramadım. Mahkeme sahneleri, sorgular, stratejik oyunlar o kadar akıcıydı ki, kitap resmen su gibi aktı. ​Ama... Gelelim o
Dissection of a MurderJo Murray · Dutton · 20262 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:05
Bukowski’nin hayran olduğu yazar John Fante. Çok sevdiğim Toza Sor kitabından sonra yazarın diğer kitaplarına da merak salıp Bunker Tepesi Düşleri’ni elime aldım. Dili ve anlatımı sade ve doğal. Bandini’nin yaşamını tüm süslemelerden uzak, sonuna kadar gerçekçi bir şekilde ele alarak anlatıyor Fante. Yeraltı edebiyatı esintisiyle, gölgelerde yürüyen Bandini’nin hikâyesine eşlik etmek isterseniz tavsiye ederim.
Bunker Tepesi DüşleriJohn Fante · Parantez Yayınları · 2001448 okunma
10/10
·1072 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:07
Cormoran Strike serisinin 7. kitabı Pusudaki Mezar; ilk sayfasından itibaren içine çeken işleyişi, zihinde güçlü görseller oluşturan anlatımı, hayranlık, sempati ve rahatsızlık uyandıracak ölçüde başarıyla inşa edilmiş karakterleri, çarpıcı hikayesi ve bireyin ait olma, varlığını hissetme, kabul görme ve değer bulma gibi temel ihtiyaçlarına yaptığı vurgu ile çok beğendiğim, seride favorilerim arasına giren bir kitap oldu. 1060 sayfalık hacmine rağmen tek bir bölümünde bile temposunu düşürmeyen, soluksuz okunan bir kurguya sahip. Su gibi akan anlatımı, merak ve heyecan duygusunu sürekli canlı tutan hikayesi ve muhteşem çevirisiyle; anı unutturma ve gerçeklikten uzaklaştırma gücünün oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Sör Colin Edensor, Özel Dedektif Cormoran Strike ve ortağı Robin Ellacott’a zorlu bir vaka ile başvurur. Dört yıl önce oğlu Will Edensor, Evrensel İnsanlık Kilisesi adlı topluluğa katılmış ve gösterdiği tüm çabalara rağmen oradan uzaklaştırılamamıştır. Jonathan Wace önderliğinde İngiltere’de başlayıp Avrupa ve Amerika’ya yayılan bu topluluk; görünürde sevgi, dostluk ve dini öğretiler yayan bir yapı olsa da, perde arkasında bireyi bağımlı hale getirme ve özgürlük kavramı altında işlenen suçlara dair söylentiler dolaşmaktadır. Bu iddiaları araştırmak ve Will’i oradan çıkarmak amacıyla Robin, sahte bir kimlikle topluluğa sızar. Ancak karşılaştığı ortam, duyduklarının ve tahminlerinin çok ötesindedir. Zihin yıkamanın, psikolojik baskının ve akıl almaz dehşetlerin hüküm sürdüğü bu yapının içinde,hem ruh sağlığını hem de görev bilincini korumak, düşündüğünden çok daha zor olacaktır. Cormoran Strike ve Robin Ellacott’un bürosu ile sözleşmeli çalışanlarının eğlenceli, canlı ve etkileyici karakterleri de yan soruşturmalar aracılığıyla hikâyeye ayrı bir dinamizm
Pusudaki MezarRobert Galbraith · Pegasus Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 13. kitabı
“Fante was my god.” Romanın önsözünde John Fante için Charles Bukowski bu sözleri söylüyor. Bukowski’nin alter egosu olan Henry Chinaski karakterinin edebi öncülü olarak görülebilecek Arturo Bandini’yi okudukça, bu hayranlığın sebebi de daha anlaşılır hale geliyor. Bandini de tıpkı Chinaski gibi yoksulluğun, yalnızlığın, başarısızlığın ve Los Angeles’ın kenarında yaşamanın içinden konuşan bir karakter. Fakat Chinaski’nin küfür, alkol ve umursamazlıkla örttüğü yara, Bandini’de çok daha genç, çok daha açık ve çok daha utanç yüklü bir biçimde karşımıza çıkıyor. Bu nedenle romanı okurken, özellikle son yıllarda sık sık karşımıza çıkan “incel” (involuntarily celibate) kavramı ister istemez akla geliyor. Elbette 1939 yılında yayımlanan bir romanda anlatılan Arturo Bandini karakterini, 21. yüzyılın internet alt kültürleri ve bugün incel kavramının etrafında oluşmuş amiyane tabirle kadın düşmanı bakışıyla açıklamak eksik kalır. Ama, hem de büyük bir ama, Bandini’nin kadınlar karşısındaki utancı, cinsel deneyimsizliğini bir erkeklik meselesi haline getirmesi ve arzulanma ihtiyacını kibirle, hatta kadınlara yönelttiği öfkeyle örtmeye çalışması, bu kavramla şaşırtıcı derecede güçlü bir bağ kuruyor bana göre. Bu bağı da en açık biçimde romanın merkezindeki Camilla ile olan ilişkisinde görüyorum. Bandini, Camilla’yı çılgınlar gibi arzuluyor, fakat ona duyduğu bu arzuyu olduğu gibi yaşayabilecek kadar kendisiyle barışık değil. Camilla tarafından beğenilmeyi, seçilmeyi kendi değerinin ve erkekliğinin kanıtı gibi görüyor. Bundan emin olamadığı her anda ise arzusu kolayca aşağılamaya, hakarete ve üstünlük kurma isteğine dönüşüyor. Üstelik mesele yalnızca kadın-erkek ilişkisi de değil. İtalyan asıllı Amerikalı kökeni ve yoksulluğu nedeniyle kendisini zaten aşağıda hisseden Bandini, bu
Toza SorJohn Fante · Parantez Yayınları · 20245,9bin okunma