Cormoran Strike serisinin 7. kitabı Pusudaki Mezar; ilk sayfasından itibaren içine çeken işleyişi, zihinde güçlü görseller oluşturan anlatımı, hayranlık, sempati ve rahatsızlık uyandıracak ölçüde başarıyla inşa edilmiş karakterleri, çarpıcı hikayesi ve bireyin ait olma, varlığını hissetme, kabul görme ve değer bulma gibi temel ihtiyaçlarına yaptığı vurgu ile çok beğendiğim, seride favorilerim arasına giren bir kitap oldu. 1060 sayfalık hacmine rağmen tek bir bölümünde bile temposunu düşürmeyen, soluksuz okunan bir kurguya sahip. Su gibi akan anlatımı, merak ve heyecan duygusunu sürekli canlı tutan hikayesi ve muhteşem çevirisiyle; anı unutturma ve gerçeklikten uzaklaştırma gücünün oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum.
Sör Colin Edensor, Özel Dedektif Cormoran Strike ve ortağı Robin Ellacott’a zorlu bir vaka ile başvurur. Dört yıl önce oğlu Will Edensor, Evrensel İnsanlık Kilisesi adlı topluluğa katılmış ve gösterdiği tüm çabalara rağmen oradan uzaklaştırılamamıştır. Jonathan Wace önderliğinde İngiltere’de başlayıp Avrupa ve Amerika’ya yayılan bu topluluk; görünürde sevgi, dostluk ve dini öğretiler yayan bir yapı olsa da, perde arkasında bireyi bağımlı hale getirme ve özgürlük kavramı altında işlenen suçlara dair söylentiler dolaşmaktadır.
Bu iddiaları araştırmak ve Will’i oradan çıkarmak amacıyla Robin, sahte bir kimlikle topluluğa sızar. Ancak karşılaştığı ortam, duyduklarının ve tahminlerinin çok ötesindedir. Zihin yıkamanın, psikolojik baskının ve akıl almaz dehşetlerin hüküm sürdüğü bu yapının içinde,hem ruh sağlığını hem de görev bilincini korumak, düşündüğünden çok daha zor olacaktır.
Cormoran Strike ve Robin Ellacott’un bürosu ile sözleşmeli çalışanlarının eğlenceli, canlı ve etkileyici karakterleri de yan soruşturmalar aracılığıyla hikâyeye ayrı bir dinamizm