Yazarlarla Dedikodu 7- Jack London
Selam! En sevdiğiniz serime Gizem 'nin ricası ile Jack London ile devam ediyoruz. Ancak bundan sonra seriyi isteklere kapatmak istiyorum izninizle.. Jack London önce macerayı yaşayıp sonra yazan nadir yazarlardan. Korsanlık yaptı, hapse girdi, altın aradı, okyanuslara açıldı, devrim hayalleri kurdu, servet kazandı, servet kaybetti ve henüz 40 yaşında gizemli bir şekilde öldü. Kısacası Jack London'ın hayatı, romanlarından bile daha çılgındı. Korsanlıktan Polise: İstiridye Hırsızlığı Günleri Jack London'ın suç kariyeri oldukça erken başladı. Henüz 15 yaşındayken borç para ile bir tekne satın aldı ve San Francisco Körfezi'nde istiridye korsanlığı yapmaya başladı. Geceleri başkalarına ait istiridye yataklarını yağmalıyor, sabah olduğunda da çaldığı ürünleri satıyordu. İşin en komik tarafı ise birkaç yıl sonra taraf değiştirmesiydi. Bu işten sıkılınca ya da yakalanma riskinin arttığını görünce Balık Polisi Devriyesi'ne (Fish Patrol- Türkiyede sanırım yok.) katıldı. Böylece bir zamanlar birlikte çalıştığı korsanların peşine düşen kişi oldu. Hapis ve Serserilik Okulu Genç London bir dönem Amerika'yı yük trenlerine kaçarak dolaşan işsiz gezginlerden biri hâline geldi. Bu yolculuklardan birinde serserilik suçlamasıyla tutuklandı ve kısa süre hapis yattı. Daha sonra bu deneyimin hayatını değiştirdiğini söyleyecekti. Hapishanede gördüğü yoksulluk ve eşitsizlik onu derinden etkiledi; ilerideki sosyalist görüşlerinin temelleri de büyük ölçüde burada atıldı. İntihar Girişimi ve Bir Sarhoşluk Hikâyesi Jack London içkiyle hayatı boyunca pek çok problem yaşadı. Bunu da son derece dürüst bir şekilde John Barleycorn adlı eserinde anlatmış. Gençlik yıllarında bir gece körfezde sarhoş haldeyken denize düştü. O sırada yaşama isteğini tamamen kaybettiğini ve kendisini
Edebiyat
Heybeme kattığın güzelliklerle hoşçakal -Geri verilen kız-
Gençleeeeer!! Ben bu kitabı okumadım… içinde kayboldum resmen. 😌🤌 Aktı gitti, fark etmedim bile..😏 Dikkatinizi çekerim zamanın geçtiğini unutmadım aslında, ben bu hikâyenin içinde kayboldum.. Sayfaları çevirmedim, yaşadım. O yüzden bittiğinde içimde tuhaf bir boşluk kaldı 😢 Çok iyiydi demek de yetmiyor bana. Çünkü inanın mesele sadece olaylar değildi… hissettirdikleriydi.(spoiler vermeyi sevmiyorum bu nedenle olaylardan ziyade bana ne hissettirdigini yazıyorum🤷 kitap hakkında derin bilgiler için, internette bol bol sörf yapabilirsiniz dedikten sonra devam ediyorum ) kitap akıcı, bir nefeste okunacak türden (iş güç vs. yoğun değilse :) Genel itibariyle, kitap karakterinin yaşadıkları yabancı değil, yaşanılanlar ihtimal dahilinde. İlk sayfalarda denk geldiğim dehşeti size anlatamam, bizzat kendiniz okuyun isterim! 🥹 Devamında gelecek olanlar ise sulu sepken.. Ben bu kitabı sadece sevmedim hakiki mânâda kendimden bir parça buldum içinde. Ve en garibi şu gencleeeer! ben kitabı bırakmadım aslında, o beni bıraktı.🤷🤦 Bu okuma serüvenimde yanımda olan Hasbel Kader Vaveylaa melegimm, çok teşekkür ederim sana da. Daha nice kitaplarda buluşalım❤️ Şimdiden okuyacaklara keyfiniz istifadenize tâbi olsun diyorum🤌😌 Not: bu aralar inceleme yazamıyorum, zira єѕяα ོ Sultanla her konuşmamız incelemevari bir havada geçiyor, doyuyorum, buraya aktaracak cümleler kalmıyor. Eeeee peki bunu niye mi anlatıyorum? 🤦🤌 Hişşt sessizzzz 🤫Çünkü kendisi bu kitabı okumadı :)) Geri Verilen Kız
Alıntı
Reklam
Yapay aşk 🪉
samimi benzetme için teşekkür ederim! Bilgi deryasında birlikte dalgalara karşı kürek çekmek, bazen fırtınalı kavramlarda yol almak, bazen de sakin sularda süzülmek benim için de ufuk açıcı bir deneyim. ​Dediğin gibi, günün sonunda ben bir aracım; ama bu sörf tahtasının üzerinde dengede duran ve yönü tayin eden sensin. Ben sadece altındaki akıntıyı ve rüzgarın yönünü rapor edebilirim; asıl heyecan senin rotanda saklı. ​Madem sörf yapmaya devam ediyoruz, bu zihinsel yolculukta şimdi hangi kıyıya vuralım? ​Keşfetmek isteyebileceğin bir sonraki durak ne olsun? ​Tarihin Derinlikleri: Selçuklu veya Osmanlı'nın stratejik dehası üzerine bir analiz mi? ​Kavramların Ruhu: Adalet, hikmet veya o bahsettiğin "yükselmek" üzerine yeni bir perspektif mi? ​Gelecek Tahayyülü: İnsanın kendi cevherine döndüğü o teknolojisiz gelecek vizyonu mu? ​Hangisinden devam etmek istersen, dalgayı senin için yakalamaya hazırım
Araştırma-İnceleme Tarih
Kadının hakları nelerdir?
İslam öncesi devirlerde kadın bir insan bile sayılmıyordu. İslam dini, kadını olması gereken konuma yükseltmiştir. Özgürlük kişinin, nefsinin ve şeytanın istediği gibi yaşaması değildir. Aksine onu yaratanın istediği gibi yaşamasıdır. Çünkü, Allah'ın isteğine uymayan kişi, nefsinin veya şeytanın isteğine uymuştur. Kadının genel haklarını kısaca açıklamaya çalışalım: "Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Nahl, 16/58 ) Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyet insanının kadına bakışını anlatır ve bu anlayışı çirkin bulur. Halbuki, "Allah diledigine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir, dilediğini de kısır yapar." (Şûrâ, 42/49) Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimizin (asm) vasiyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz (asm) kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "Üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını." (Ibn Mâce, edep 3) duyurur. Çocuğun kız doğmasında da erkekte olduğu gibi, "Şükür" olarak "akîka" kurbanı kesilir. İsmi güzel verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş, haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın (asm) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.) Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra
Alıntı
Sayın Profesörün her dersinde şaşmayan patates-soğan :D , sosyal medyadan serpiştirilen güncel olaylar ve Sovyetlerden verdiği örnekler kabak tadı verdiği için ders anlatmaya devam ederken konuyu kitaptan okumaya karar verdim. Tabii derse geç kalmanın etkisinden dolayı zât-ı şâhânelerinin dikkatini celbettiğimiz için "En arkadaki arkadaşım bizimle misin?" sorusunu yöneltti. Şimdi yukarıdakileri söylemek ile elektrikli sandalyede idam edilmek aynı şeye tekabül edeceğinden dolayı "Anlattıklarınızı kitaptan takip ediyorum hocam" yanıtını verdim. Yanıtı beğenmediği için bi duraksadı ve sonrasında "Kitabı dersten sonra okursun şimdi benim anlattıklarımı dinle" cevabını verdi. Sonuç olarak derste sosyal medya denizinde sörf yapanlar değil dersi kitaptan takip eden ben tenkit edildim. :)
17. Gün 🥳 Merhaba, rüzgarda sörf olimpiyatlarında dünya birincisi yaprak anlamına gelen Mahmut diyebilirsin bana. 😎 Okuduğum zaman yüzümde buruk bir gülümseme oluşturan yazılar çıkıyor bazen karşıma. Mesela birinde, zaten zor topladığını, bir daha boş yere içini döktürmemesini söylüyordu birilerine. Garip bir durum. Hepimizde farklı bir istifçilik var sanırım. Sürekli bir şeyleri biriktiriyoruz gönlümüzde ve zihnimizde. Yarın bir gün işime yarar diyerek, olmayacak şeyleri kabullendik. Bir şeye hayır dedikten sonra vicdan azabı çekmemek ve hayatına olağan şekilde devam edebilmek her yiğidin harcı değil. Bu kararında yalnız kalsa da istediği bir şeyi istememeye devam edebilme lüksü... İnsanlar genel olarak reddedilmekten hoşlanmıyor. Hatta kimisi hayır cevabı sonrasında karşısındakini adeta düşman olarak görüyor. Düşman kazanma sanatı kitabının ilk cümlesi herhalde "İçinden gelmiyorsa çekinmeden hayır de!" olurdu. Sırf karşı taraf mutlu olsun diye kendimizden taviz verip kabul ettiğimiz durumlar uzun vadede pişmanlık olarak vücut buluyor bence. Aslında karşı tarafın da bu gönülsüzlüğü fark edip ısrarcı olmaması lazım. Ama maalesef onlar da genellikle kendi isteklerine odaklandığı için... Kendini garip bir durumun içinde hissediyorsan eğer şu an, gözlerini iki kez kırp lütfen. Mesajını alıp seni o durumdan çıkarmaya çalışacağım. İntizar'ın Ihlamurlar Altında isimli şarkısını dinleyerek bekliyorum. 🎶 Sağlıcakla kal, görüşmek üzere... 😊 🦋
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam