İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi, bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu. Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu, sorgulamak için bir sebep gerekiyordu. Hayat pek çok kişiye bu sebebi veriyordu aslında; tesadüf sandığımız karşılaşmalar, kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi. Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu, hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.
Gerçek liderler, kendi varsayımlarını, kendi bakış açılarını sorgulamak için, kendi görüşlerini sınamak için dinler. Katı ideolojilere esir olanlar ise kendi dogmalarından başka hiçbir şeye hizmet etmeye niyetli olmadıkları için kimseyi dinlemez. Egoları her şeyden önce
gelenler de öyledir.
1. Batıl İnanç ve Hurafeler
Gulyabani gibi doğaüstü varlıkların varlığına inanılması, insanların korku ve cehaletle nasıl yönlendirilebildiğini gösterir.
Tematik mesaj: Korku, cehaletle
Farklı kentlerin bazen aynı zemin üzerinde ve aynı ad altında birbirini izlediklerini, birbirlerini hiç tanımaksızın, hiçbir iletişim kuramadan doğup öldüklerini sakın söylemeyin onlara. Öyle olur ki, bazen sakinlerin adları, seslerinin vurguları, hatta yüz hatları bile aynı kalır; oysa adların altında, yerlerin üzerinde yaşayan tanrılar sessizce çekip gitmişler ve yerlerine yabancı tanrılar yerleşmiştir. Yeniler eskilerden daha mı iyi, daha mı kötü, bunu sorgulamak boşuna olur; tıpkı kartpostalların eski haliyle Maurilia’yı değil, bu kent gibi, rastlantı sonucu adı Maurilia olan bir başka kenti göstermesi gibi, onların aralarında da hiçbir ilişki yoktur çünkü.