Adı:
Gulyabani
Baskı tarihi:
Mart 2007
Sayfa sayısı:
361
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları
160 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Geçen yıl bu zamanlar okumuşum bu kitabı... Üzerine birkaç söz yazmak geldi içimden... Her şeyden önce ben çok eğlendim bu kitabı okurken. Çok farklı ve yerel bir durum komedisi. Bildiğim kadarıyla edebiyatta çok da örneği yok bu türün... Aynı zamanda çok başarılı bir hurafe eleştirisi, toplumsal hiciv örneği...

Pek çoğumuz Gulyabani karakteriyle sinema vasıtasıyla tanıştığımız için daha sonra kitabı okuduğumuzda ister istemez Adile Naşit'in gözlerinin fal taşı gibi açmasına, Ayşen Gruda'nın dilinin tutulmasına sebep olan o beyaz sakallı enteresan devasa yaratık canlanıveriyor gözümüzde... Ancak Süt Kardeşler filminin konusu birebir kitaptan alınma değil. Sadece Gulyabani detayı filme ilave edilmiş. Kitabın orjiinal hikayesi çok daha eğlenceli ve sürükleyici...

Yine de 1913 yılında yayımlanan bir eserin, 1976 yapımı bir filmde yeniden hayat bulması, sinema ile edebiyat arasındaki bu geçişkenlik ve işbirliği, doğru insanların elinde doğru bir şekilde uygulandığında çok anlamlı ve kalıcı sonuçlar verebiliyor.

Tekrar kitaba dönersek, hurafe ya da batıl baştan sona mizahi bir dille yerilmiş. Hurafe, bizim kültürümüzde, diğer kültürlere nazaran çok farklı çeşitlere sahip ve gündelik yaşam üzerinde çok daha etkin... Özellikle o dönem, bir yazara kitap yazdıracak kadar hayatın içindeymiş... Günümüzde de varlığını devam ettiriyor ama eski gücünde değil artık. Ya da biçim değiştirerek varlığını sürdürüyor dersek de yalan olmaz...

Eğer yeterli vaktiniz varsa bir günde, hatta yarım günde elinize alıp, bir solukta okuyup bitirebileceğiniz bir eser. Kitap bittiğinde yüzünüzde kocaman bir tebessüm bulacak, üretkenlikte eşi benzeri olmayan klasik Türk edebiyatına derin bir hayranlık duyacaksınız.

Herkese keyifli okumalar dilerim...
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bir Hanımnine Hüseyin Rahmi Gürpınar'a mektup yazarak toplantılarında tandır başında kadınların okuyabileceği bir eser yazmasını rica ediyor.Lakin bu eser bilimsel,felsefi,teknik zeminden uzak olmasını çünkü cahil arkadaşlarının bunu anlayamayacağını,bunun yerine konusu cinler,periler,gulyabaniler olan masalla roman arası bir şey olmasını istiyor.

Hüseyin Rahmi Gürpınar'da bu hanımnineyi kırmayıp onun istediği gibi gulyabanilerle,ecinnilerle,perilerle dolu bir hikaye veriyor onlara ve ortaya eğlencesi bol bir eser çıkıyor.Tabiki bunları Hüseyin Rahmice yapıyor.Batıl inançları çok güzel eleştiriyor.İncelememin sonunda Adile Naşit'e de Allah'tan gani gani rahmet diliyorum.Sebebini okuyan ve filmini defalarca izlemiş herkes anlamıştır. :)
220 syf.
Çok az spoiler var.

Gerilim, korku, fantastik, mizah ne ararsanız var olandan bir kitap ile karşı karşıyayız. Gerilim, korku derken Stephen King kitapları gibi düsünmeyin tabii :) Hiciv var, eğlence var...

Cinler, periler cirit atıyor köşkte... Ama ilk başlarda okurken açıkça gerilmeyi çok bekliyordum. Gayet güzel yazmış merak uyandırıyor ne olacak diye okudum. Ve çokta akıcı kitap.

Ana karakterimiz Muhsine hanımdır. Hayat ona acımasız davranınca kimsesiz kalıyor. Ayşe nine ona yardım elini bir anda uzatıp Hızır gibi yetişiyor. Lâkin işler onun düşündüğü gibi olmayacak. Bir de köşkümüz var evlere şenlik tam. Burada hizmetçi olarak işe başlayacak Muhsine hanım. Ayşe hanımın kıyağı diyelim...

Köşkte işleri halleden iki kadın varken Muhsine hanım da dahil olacak işlere. Köşkte bir gözün görmeyecek, bir kulağın duymayacak... Köşkün hanımları, bey efendileri nerede olduğuna dair hiçbir şey sormayacak, kime hizmet ettiğini bilmeyecek... vay anam vay her şey muamma. Geceleri rahat uyuyamayacaksın, bahçeye bile bakamayacaksın.

Merak mı o nedir ki merak kelimesini köşkte kaldırmışlar. Yasak odalara girmeyeceksin, cinlere karşı hazır ol da bekleyeceksin ve emirlerinde bekleyeceksin. Uyarılara kulak vereceksin ve uygulayacaksın ki rahatça yaşayabilesin. Gerisi mi Gulyabani'de...

Kitap çok akıcı olup hikayesini çok beğendim ve çok keyif aldım okurken. O dönemde çok iyi iş çıkarmış yazar. Muhsine Hanım'ın ve diğerlerinin başına neler neler gelecek hepsi kitabın içinde. Merak uyandıran kitapları sevenler, mizah eğlence sevenler hiç kaçırmasın derim.
160 syf.
·2 günde·7/10
Türk edebiyatının tanınan isimlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan okuduğum ilk kitap Gulyabani oldu. Neden bu zamana kadar okumadım, çünkü okullarda sürekli anlatılıp övülmesi bende hiç merak ve istek bırakmadı. Bazı isimlere yeni giriş yapıyorum bu çok normal, hepsini aynı anda okuyamam. Gulyabani deyince aklımıza ilk olarak Süt Kardeşler filmindeki o garip yaratık geliyor. Bazıları çocukken korkmuş olabilirler fakat bence oldukça komikti. Kitapta da komiklikler var. Önemli mesajlar içerdiğini görmek mümkün. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın dili biraz ağır, çünkü o zamanki dil ağırdı. Sadeleşmiş versiyon okuduğum halde ara sıra zorladı beni. Rus edebiyatı yazmak istemiş sanki yazar ama tam olmamış gibi biraz daha pişmeliymiş bence. Oldukça az karakter var ve her sayfada aynı kişileri görmek sıkıcı hale geliyor. Kitap iyi hoş ama edebiyat öğretmeni olacak bazı kişiler fazla abartmışlar bana göre. Kitabın başında bir okur mektubu ve yazarın ona cevabı vardı. Gulyabani daha çok ısmarlama bir kitap olmuş, zorla yazılmış gibi geldi. Hikayeye geçersek; Muhsine diye genç bir kadın tanıdık vasıtasıyla İstanbul'un ücra köşelerindeki bir köşkte hizmetçiliğe başlar. Söylentilere göre köşkte bol bol periler ve cinler bulunur hatta daha önceki hizmetçiler uslu olmadıklarından ölmüşlerdir. Ondan istenen asla meraklı olmaması ve bu peri tayfasını kızdırmamasıdır yoksa canına mal olacaktır. Hurafeler içinde yaşayan insanların nasıl cehaletin kapanında rezil bir yaşam sürdüklerini okuyoruz kitapta. Yazar toplumumuzu hem uyarmak hem ders vermek istemiş, aklın yolunu seçmeyi ısrarla öğütlemekte. Başlarda biraz sıkıldım aslında bu ne böyle dedim ortalara geldikçe işin rengi değişiyor. Sürekli başka konulara atlaması canımı sıksa da sonu gerçekten tatmin edici. Orada söylenmesi gereken her şey söyleniyor, bütün sır açığa çıkıncaki olayları okumak güzeldi. Son bölümde ortaya çıkan Hasan bana yazarın kendisi gibi geldi. Erkek olduğu halde kadınların iç dünyasını gayet güzel anlatmış yazar. Fakat yaşını başını alan evlilerin hala birbirimizi çok seviyoruz palavrası olmasa iyiydi, bu zaten filmlerde ve kitaplarda olur gerçek hayat böyle değil. Genel olarak kitap iyi fakat abartılacak bir yanı yok. Bazı kısımları boğucu sadece onun dışında anlatmak istediği güzel şeyler var. Köpeğin adı şeytandı mesela, cinlerden korusun diye verilmiş gibi. Süt Kardeşlerdeki arap kadın bence o gulyabaniden daha korkunç.
160 syf.
·5/10
Hüseyin Rahmi bu eserinde toplumun yanlış inanışlarına, hurafelerine dikkat çekerken mizahtan da bir hayli yararlanmış. Keyifle, çok rahat okunacak bir kitap. Öğrencilerimin heyecanla okuyup bana tavsiye etmeleriyle okudum ve sevdim.
144 syf.
·Puan vermedi
Gulyabani! Kültürümüzde sıkça karşılaştığımız bir korku figürü. Muhtemelen Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu eseri ile de pek çok kitleye ulaşıp artık bir klasik haline geldi. Çoğu kişi bu kitabı okumasa da mutlaka Süt Kardeşler filmini izlemiştir, işte o film de bu eserden esinlenerek yapılmıştır.

Kısa bir girişten sonra kitaba değinmek gerekirse; Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserini bir okurunun tavsiyesi üzerine yazmaya karar verir.

Kitabın konusundan bahsedecek olursak; Genç yaşında dul kalan Muhsine Hanım bir tanıdığı vasıtasıyla konağın birinde işe girer. Konakta cinler, periler, şeytanlar cirit atmaktadır, ayrıca Gulyabanimiz de vardır.
Konak çalışanlarının, bu doğaüstü varlıklarla olan ilişkisi güzel bir dille, yer yer korkutucu, yer yer mizahlı bir şekilde anlatılır.


Kitap tabii ki mantıklı bir açıklama ile son bulur, bu eser üzerinden yine toplumumuzdaki hurafe kültürü de hicvedilir.

Yukarıda da belirttiğim gibi içerisinde korku, mizah, hurafe, cin, peri, şeytan, ne ararsanız bulacağınız bu kitap, okuması keyifli, tek solukta bitebilecek bir yapıya sahip.
Tabii ki tek soluk derken günümüz Türkçesine çevrilmiş halini kastediyorum, orijinal metin daha ağır olabilir.
Ben okurken çok keyif aldım, gerek dili, gerek anlatım tarzı olarak gayet hoş bir kitap. Hüseyin Rahmi'nin okuduğum bu ikinci eserini de çok beğendim ve sizlere de tavsiye ederim.
181 syf.
·2 günde·10/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın okudugum ilk eseri ve tabiki ilk kalmayacak.

Ben cok begendım güldürürken düşündürüyor.

Eser bu kitapta toplumun yanlış inanışlarına , hurafelerine , batıl inanışlarına dikkat çekiyor. Ne yazık ki günümüzde bile bu yanlış düşüncelere kapılanlar çok , ilerleme katedemedik.

Kitabi biraz önce bitirdim ve gülümseyerek son sayfasını kapattım. Ben okurken çok eğlendım ve aynı zamanda düşündüm aklımızı kullanmazsak sonuçları nasıl olur , bizi ne kadar kolay kandırabilirler diye.
~Tavsiye ederim.
144 syf.
Garaip Edebiyatında Bir Avangard: Gulyabani

Anahtar Kelimeler: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Roman, Masalsı Roman, Batıl İnanışlar, Garaip Edebiyatı, Gizem, Mizah, Servetifünun Edebiyatı, Sokak Edebiyatı, Toplumsallık.

Servetifünun Edebiyatı, hem dönemin baskıcı yönetiminden hem de bu akıma mensup sanatçıların tavrından kaynaklı olarak içine kapanık bir yalı edebiyatı olarak gelişir. Ne var ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar bu yalı edebiyatının içinde yer almaz. Servetifünun akımından bağımsız olarak eser veren yazar, eserlerine sokağı ve halkı taşır, toplumsal hassasiyetler barındırır. Bunun bir örneği de Gulyabani isimli romanıdır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, eserini bir okuyucusunun isteği üzerine kaleme alır. Kendisine mektup yazan okuyucusu ondan masal ve roman arasında, masalı o dönem okuru için yeni olan roman formatında yazmasını ister. Nitekim Gulyabani ve yazarın bir başka romanı Cadı bu istek üzerine yazılır. Gürpınar okuyucusuna verdiği cevapta “garaip edebiyatı” alanındaki boşluktan söz eder. Günümüzde garaip edebiyatı “fantastik edebiyat”a evrilmiş durumda. Fakat günümüze kadar uzanan süreçte garaip edebiyatının en önemli temel taşlarının Gulyabani ve Cadı olduğunu söylemek mümkündür.

Gulyabani’de Muhsine isimli genç bir kadının çalışmak için bir köşke girmesi ve buradaki esrarengiz olaylarla mücadelesi konu edilir. Bu esrarengiz olaylar birtakım “cinli, perili, Gulyabanili” olaylardır. Bu konu roman içinde roman şeklinde işlenir. Daha doğrusu Gürpınar’ın anlatıcı olarak seçtiği kişi yaşlılık dönemindeki Muhsine’dir. Bu köşkte yaşadıklarını çocuklara masal gibi anlatan Muhsine geri dönüş tekniği aracılığıyla anlatıcılık işlevini yüklenir.

Romanın önemli yanlarından biri batıl inanışlar gibi o dönemin sosyolojik bir yarasının gizem ve mizah unsurlarının yardımıyla işlenmiş olmasıdır. Olay örgüsü son ana kadar dikkatli bir şekilde gizlenir. Gizem son halkaya kadar çözülmez. Çözüldüğü zaman da okuyucunun kafasında hiçbir soru işaretine yer vermeyecek yetkinlikte çözülür.

Romanın masal ve roman arasında kaleme alınmak istenmesi forma da yansır. Pasajların arasında yer verilen maniler, şiirler, tekerlemeler masala ait unsurlardır. Bunun yanında olayların olağanüstülüğü de yine masalsı bir özelliktir. Fakat olaylar açısından bu masalsılık düğümün çözülmesine kadar sürer. Düğümün çözülmesi ile olayların masalsı yanı yerini gerçeğe bırakır.

Romanın dili, normal koşullarda günümüz okurunu zorlayacak seviyededir. Fakat günümüz Türkçesi ile yapılan basımlar da mevcut. Bu incelemeye konu olan basım İş Kültür’ün günümüz Türkçesi ile yaptığı basım. Bu basım için aktarımın başarılı olduğunu söylemek mümkün. Yer yer geçen günümüze yabancı kelimelerin varlığı dipçede verilen açıklamalarla okumayı sekteye uğratmaktan uzakta.

Özet olarak, Hüseyin Rahmi Gürpınar toplumsal meselelere olan eğilimini bu romanında da sürdürmüş ve batıl inanışları eğlenceli bir şekilde işlemiştir. Eğlendirirken öğretmeyi ihmal etmeyen roman masalsı özellikler taşır.
160 syf.
·3 günde·Beğendi
Okuduğum en eğlenceli kitaplardan oldu Gulyabani. İlk başlarda okumaya başladığımda biraz garip geldi ama çok geçmeden kendisine aşırı derecede bağladı. Olayların geçisi kadın karakterimizin konuşmaları falan o kadar etkileyciydi ki kendimi alamadım. Olayların nasıl çözüleceği ile ilgili onlarca soru soruyorsunuz kendinize ve neredeyse hepsinin cevabını alıyorsunuz. Bu tarz kitaplar pek te çıkmaz. Kaçırmayın mutlaka okuyun.

Ayrıca yanlış hatırlamıyorsam Süt Kardeşler filmindeki Gulyabani olayı da bu kitaptan esinlenmişti.
144 syf.
·1 günde·10/10
•Merhabalar•
Hüseyin Rahmi Gürpınar'a bir Hanımnine tarafından gelen mektupta tandır başında oturan kadınların okuyabileceği, anlayabileceği bir eser yazmasını rica ediyor.Fakat bu eserin bilimden,felsefeden uzak olmasını da istiyor çünkü cahil arkadaşları bunu anlayamazlar.Onun yerine cinler,gulyabaniler perilerle ilgili roman ile masal arası bir şey yazmasını istiyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu Hanımnineyi kırmayıp isteğini yerine getiriyor.
Muhsine Hanım'ın bir tanıdığı vasıtasıyla düştüğü konakta başına gelmeyen kalmıyor.Cinler,periler her yerde...
Korkarak cinlerle ve perilerle sürekli içli dışlı olmak zorunda kalıyor ve onlara hizmet ediyor güya...
Hikayemiz bolca eğlence,gizem,aksiyon barındırıyor.O zamanlarda ne arar aksiyon demeyin her sayfayı merakla çevirdim ben vallahi.
Ayrıca yazarımız o dönemlerin batıl inançlarına da çok güzel değinmiş.
144 syf.
·12 günde
İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri serisini okumaya devam. Serinin 15. kitabı Gulyabaniyi biraz önce bitirdim. Bitirir bitirmez de bilmem kaçıncı kez Süt Kardeşleri izledim. Film bire bir kitapla aynı değil hatta baya farklı sadece ana konu aynı, o yüzden zaten filmi bir çok kez izledik deyip kitabı okumamazlık yapmayın.
Hüseyin Rahmi Gürpınar 1911 senesinde yazmış kitabı. İlk kez 1913de basılmış. Köşlerde hizmetçilik yapan Muhsine'nin, içinde periler, yaratıklar ve de Gulyabani'nin olduğu bir köşke hizmetçi olarak gitmesiyle başlıyor kitap. Köşkte oturan hanfendi ve iki yardımcısı kadın var, bunları hanfendinin yeğenleri korkutup paralarına çökmeye çalışıyor. Muhsine ve köşkün çalışanı Hasan da bunların foyasını ortaya çıkarıyor. 1900lü yılların başındaki İstanbul yaşantısı, bol bol tekerlemeler de var kitapta. Fakat süt kardeşler, Şaban, Ramazan, Bayram vs. yok onları umarak okumayın. Bakmayın benim uzun sürede okumama bu aralar pek okuyamıyorum yoksa 130 sayfa 1-2 günde bitecek bir kitap. Klasik severlere tavsiye edilir.
184 syf.
·7/10
"Gul" arapların islamiyet öncesinde dişi cine taktıkları addır. Gulyabani sözcüğü Gul-i Beyabani'den gelir.
Kitabın adından anlaşılacağı üzere cinli , hurafeli bir roman.Hurafe murafe inanırım bazılarına.Okuduktan sonra besmeleyle gezindim evde :)
İşin özü ,Gürpınar o döneme göre gayet başarılı ürpertici bir eser çıkarmış.Evde karanlıkta kitap gözlüğü ile okursanız ; kitabın önsözünde H.Rahmi Gürpınarın dediği gibi ; "Yazış sırasında iyi saatte olsunlar rüyama girdiler. Bakalım okuduktan sonra size neler olacak?"
- Canımın içi... Benim artık senden başkasını sevebilmeme olanak yoktur. Sevdiğim yalnız sensin. Ebedi olarak da sen kalacaksın.
''Bir tarlaya kemken ekmişler. İki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi. Öteki dişi kürkü yırtık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler.''
Bu saçmaların en çok hoşuma gideni:
“Aman etme, darılırım, gıdıklama bayılırım., dayanamam sarılırım.” nakaratıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gulyabani
Baskı tarihi:
Mart 2007
Sayfa sayısı:
361
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Özgür Yayınları

Kitabı okuyanlar 899 okur

  • Ahmet Sinan Yılmaz
  • Gamze Demirelli
  • Adem Yüce

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.3 (1)
8
%0.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları