9/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 00:00
Kafka, mantık dışı bir olayı (bir sabah böcek uyanmak) o kadar gündelik ve detaylı anlatıyor ki, okurken "Bu nasıl olabilir?" diye sorgulamak yerine "Peki şimdi ne yapacak?" diye endişeleniyorsun. Bu da Kafka'nın dehası; imkansızı gerçek hissettirmesi.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Soğuk eller bir kalbi ısıtmaya yeter mi?
10/10
·352 syf.·
2026 74. kitabı
✯Bellisperennis✯ Wuuuuu…Biz ne okuduk böyle meleğimle https://1000kitap.com/huzundalgasi Gerçekten nefes kesici, sürükleyici ve etkileyici bir eserdi. Sayfaları çevirdikçe hikâyenin içine biraz daha çekildik ve kitabı adeta soluksuz okuduk. Bu kitapta daha ilk sayfalarda bir çocuk tanıdım. Kare çerçeveli gözlüklerinin ardına saklanmış, ailesinden yalnızca küçücük bir sevgi kırıntısı bekleyen bir çocuk… Gerektiğinde kardeşlerine siper olan, kendi yaralarını içine gömüp güçlü görünmeye çalışan bir çocuk. Sonra o çocuk büyüyor. Yaşadığı eksiklikler ve kırgınlıklarla insanları gözlerinden değil, ellerinden okumaya çalışıyor. İnsanların sakladığı hikâyeleri, taşıdığı acıları ve görünmeyen yaraları o ellerde arıyor. Ve karşımıza, hayatını insanları anlamaya adamış bir heykeltıraş çıkıyor. Peki seçtiği insan figürlerinde aradığını bulabiliyor mu? Sevgilinin soğuk elleri onun içindeki boşluğu doldurabiliyor mu? Aradığı sıcaklığı gerçekten hissedebiliyor mu? Bunu öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor… Çünkü ben okurken bazı satırlarda kalbimin sıkıştığını hissettim. Özellikle L’nin hikâyesi beni derinden etkiledi. Hatta bir noktada sanki ellerim gerçekten buz kesmiş gibiydi. Bu kitap bazen canımı acıttı, bazen beni gerçeklerle yüzleştirdi, bazen de insanın içinde sakladığı yaraların ne kadar derin olabileceğini hatırlattı. Eğer siz de karakterlerle birlikte üzülmek, düşünmek, sorgulamak ve onların duygularını iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız, Sevgilinin Soğuk Elleri mutlaka okumanız gereken kitaplardan biri. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, kalbimde iz bırakan hikâyelerden biri oldu. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın:) Şimdi söz sırası meleğimde https://1000kitap.com/huzundalgasi Öncelikle bu kitap yolculuğunda bana eşlik etmesine izin verdiği için
Sevgilinin Soğuk ElleriHan Kang · April Yayıncılık · 2025615 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Bir garip beste, bir garip hikâyeyle birleşirse ne olur? Ortaya muazzam bir eser çıkar. Hayat bir sestir ve o sesten sayamayacağımız kadar çok melodi doğar. Düşünsenize, toplamda kaç nota vardır ki? Ama o birkaç notadan binlerce şarkı ortaya çıkar. Biraz düşünmek ve kendinizi farklı açılardan sorgulamak isterseniz, bu roman tam size göre. Yazarı çok seviyorum. Dili, üslubu ve olaylara bakış açısı o kadar doyurucu ki onu okumayan çok şey kaçırır. Edebiyatta üçüncü şahıs anlatımı oldukça sık kullanılır. Yazar da bu anlatım biçimini ustalıkla kullanarak anlatmak istediklerini okura daha geniş bir perspektiften ve daha etkili bir şekilde aktarmış. “Tanrı müziği yarattı ve sustu…” Bir baba-oğul hikâyesinden yola çıkan roman, 1930’lardan 1960’lı yıllara uzanan bir zaman diliminde, musiki evreni eşliğinde masallar ve efsanelerle örülü büyülü bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Efsunlu bu hikâyenin içinde Nubar ile ud sanatının inceliklerini keşfederken, Tahir’in gelişimine de tanıklık ediyorsunuz. Kötü bir annenin nelere sebep olabileceğini görürken, aşkın o muhteşem senfonisinin ud sanatına karıştığında nasıl bir büyü yarattığını sayfalar ilerledikçe daha iyi anlıyorsunuz. Çok, çok, çok iyi bir kitaptı. Okursanız asla pişman olmayacağınız kitaplardan biri. Birçok yerde notlar aldım; onları da ayrıca paylaşacağım.
Avucumda Rüzgar Varİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2022161 okunma
Puan vermedi·210 syf.·
2026 257. kitabı
Yaşamak kitabı sanırım Çin edebiyatından okuduğum ilk eser oluyor fakat özellikle Yu Hua kitaplarıyla devam edeceğim gibi görünüyor. Çin edebiyatı deyince size ne ifade ediyor bilmiyorum ama bana hep çok uzak, çok yabancı gelmiştir. Fakat Yaşamak eseri gerek konusuyla evrensel bir niteliğe sahip olduğu kadar, sade ve akıcı anlatımıyla da samimiyetini okurlara rahatlıkla aktarabiliyor. Zengin ve varlıklı bir ailenin oğlu olan ana karakterimiz Fugui'nin ailesinin tüm servetini hovardalık ve kumarla tüketmesi, bunun yanında Mao döneminde Çin'de uygulanan devlet politikalarıyla halkın daha zor günler yaşaması üzerine kendisinin ve ailesinin yaşamış oldukları hayatın zorlukları kitabın ana konusunu oluşturuyor. Fugui'nin kendi hataları ve devletin vatandaşlarına sunduğu hayat sonrası Fugui öyle bir yaşam sürüyor ki resmen insan "yaşamak" kelimesinin anlamını sorgulamak zorunda kalıyor. Yaşamak nedir; sadece sağ kalmak mıdır, ölmemek midir, bir insan yaşamına ne kadar acı sığdırabilir, ne zamana kadar ayakta kalır ne kadar dayanabilir, ölmüyor diye yaşıyor kabul edilebilir mi? Hakikaten "Yaşamak" nedir? Eser bir noktadan sonra öyle ağır bir dram içeriyor ki bazı yerlerde yutkunmakta bile zorlandığımı hissettim. İnsanın başına bir felaket geldi mi sürekli üstüste gelir ya hani, peki bu felaketler bütün bir ömür sürerse insan ne yapar, nasıl dayanır... Sözlerime son verirken bu kitabı çok beğenerek okuduğumu, çok akıcı ve her seviyeden okurun rahatlıkla okuyabileceğini belirtmek istiyorum. Kalın sağlıcakla
İnceleme
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
9/10
·440 syf.··
2026 17. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Annemin Uyurgezer Geceleri - Ayfer Tunç #okudumbitti İlk Yayın Tarihi 2025 440 sayfa Dört kuşak bir ailenin kadınlarının öyküsünü anlatan bir Ayfer tunç romanı. Annelerin kaderi kızlarına miras kalıyor; Şehnaz da bu ağır mirası sırtlanmakla görevli son kuşak. Aile sırları ve sevdiği adam arasında sıkışan Şehnaz, tıpkı annesi, anneannesi ve onun annesi gibi, hayatı kendi istediği gibi yaşayamamış bir kadın. Yazar, temel olarak iki meseleyi romanının merkezine oturtmuş. Romanın birinci meselesi, erkek egemen toplumda yaşanagelen, kadınların var olma sorunu, ezilmeleri, baskı ve zor ile hayatlarının cehenneme çevirilmesi. Romanın ikinci meselesi ise Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve siyasi durumun tespiti ve değerlendirilmesi. İlk meselede kitabın baş kahramanı ve anlatıcısı Şehnaz, profesör olan, babası yaşında evli narsist E.'ye olan takıntılı aşkını, onun metresi olamaya razı geldiği 30 yıl ve onunla yaşadıklarını romanın genelinde serpiştirilen uzun paragraflar halinde anlatır. Şehnaz, annesi, anneannesi ve bir üst nesildeki annenin (Ayhan-Hatice Şehbal-Esme) hayat hikayeleri bir dizi tesadüf sonucu ortaya çıkmaya başlar. İlginçtir ki tüm bu yaşam öyküleri birbirine benzerdir. Kadın olmanın zorluklarının her dönemde başka biçimlere bürünerek yaşanışı; kuşaktan kuşağa taşınan acılar, bastırılmış duygular ve hayata katlanabilmek için takılan maskeler... Öğretmen anne Ayhan hanımın uyurgezer geceleri sayesinde ise ailenin gizemli geçmişi açığa çıkar. Buradaki uyurgezerlik, içe atılanların ve gündüz susturulanların kendine yol bulma biçimidir. Çünkü konuşulmayan travmalar kuşak değiştirir, şekil değiştirir ama kaybolmaz. Bu romanda uyurgezerlik yalnızca bir hastalık değil, aktarılmış bir hafızadır; dört kuşak boyunca susulan her şey en
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,2bin okunma
Okudum bitti
8/10
·344 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İnsanın ne olursa olsun kendine olan özsaygısını yitirmemesi gerektiğini yüzümüze çarpan, sarsıcı bir yüzleşme hikayesi... ​Adelaide, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan köprüde manipülasyonun gölgesinde büyümüş bir ruh. Öyle ki, kendisine verilen en ağır hasarları bile "Daha kötüsü de olabilirdi..." diyerek rasyonalize eden, acıyı bile zoraki bir iyimserlikle sarmalayan trajik bir polyanna. Geçmişin kırıklıkları yüzünden erkeklere ve uzun ilişkilere mesafeli duran bu yaralı kadın, bir gün hayatın akışında Rory ile karşılaşıyor. ​Ancak Rory; bencil, narsist ve kendi varoluşundan başka hiçbir şeye alan açmayan bir girdap. İki gün varlığıyla ısıtıp, bir hafta yokluğuyla üşüten cinsten... Onun önceliği her zaman kendi konfor alanı ve düzeniyken, Adelaide tüm dünyasını, sevgisini ve hayati enerjisini bu bencil ruhun önüne sermeye kararlı. Hem de kendi içi kan ağlarken... Rory kendi küçük acılarına gömülmüşken, Adelaide’in feryatlarına kör ve sağır kalıyor, onu en derin yalnızlıklara mahkum ediyor. Adelaide, hayatının en kırılgan anlarında bile tek başına yürümek zorunda kalıyor bu yolda. ​Hikaye oldukça akıcı bir ritme sahip olsa da yer yer yoğun iç monologların boğuculuğuna ve kendini tekrarlayan bir döngüye hapsoluyor. Okurken bu tekrarlar sizi biraz yorabilir; fakat kurgunun gizli çekim gücü kendisini sonuna kadar okutmayı başarıyor. Yaşanan her hayal kırıklığından, satır aralarından çıkarılacak çok güçlü hayat dersleri var. ​Kendi sınırlarınızı ve sevginin faturasını sorgulamak adına, bu kitaba bir şans vermenizi öneririm.
Edebiyat
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,975 okunma