Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
25 May 15:36 · Kitabı okuyor

‘Modern toplumların karakteristik özelliklerinden olan ‘eleştiriye karşı hoşgörü’ bugünkü haliyle, kampinglere benzetilebilir. Kampingler, bir karavanı olan ve konaklama ücretini karşılayacak parası olan herkese açıktır. Yolcular gelir, yolcular gider; yeterince büyük bir park alanı, yeterli sayıda elektrik prizi ve su olduğu, komşu karavancılar gürültü yapmadığı, portatif televizyonlarının veya dinledikleri müziğin sesini hava karardıktan sonra fazla açmadıkları müddetçe kimse o kamp yerinin nasıl işletildiğiyle ilgilenmez. Sürücüler arabalarına bağladıkları ve orada kalacakları ‘kısa’ süre içinde ihtiyaçları olacak her türlü araç gereçle donatılmış evlerini yanlarında getirirler. Her bir sürücünün kendi yolculuk planı ve zaman çizelgesi vardır. Bütün sürücüler kamping yöneticilerinden, kendilerini rahat bırakmalarından ve ortalıkta fazla dolaşmamalarından fazla bir şey istemezler ama bu onlar için çok önemlidir. Bunun karşılığında idarecilerin yetkilerine karşı çıkmayacaklarını ve konaklama vs. ücretlerini zamanında ödeyeceklerini taahhüt ederler. Madem para ödüyorlar, istekleri de olacaktır. Kendilerine vaat edilen hizmetler konusunda oldukça katı ve tavizsiz olabilirlerken, kendilerine karışılmamasını, rahatsız edilmemeyi isterler ve aksi durumlarda öfkelenirler. Bazı durumlarda daha iyi hizmet almak için seslerini yükseltebilir, taleplerini yeterince gürültülü, kararlı ve açık bir şekilde dile getirirlerse istediklerini elde edebilirler de. Karavan sahipleri paralarının karşılığını alamadıklarını veya vaatlerin tutulmadığını düşünürlerse şikâyet edebilir ve paralarının iadesini talep edebilirler -fakat hiçbirinin aklına kampingin işletme felsefesini sorgulamak ve bir çözüm yolu bulmaya çalışmak gelmediği gibi kimse yönetimi üstlenmek istemez. En fazla, bir daha oraya gitmemeye ve orayı kimseye tavsiye etmemeye karar verirler. Zamanı gelip oradan ayrıldıklarında kamp yeri onlar gelmeden önceki haline geri döner; giden gitmiştir, yeni gelecek kampçılar beklenmektedir. Kimi zaman aynı şikâyetler farklı kampçılardan gelir; bu durumda sunulan hizmetler, ileride başka şikâyetler gelmesin diye yeniden düzenlenebilir.
Akışkan modernite çağında toplumun eleştiriye karşı hoşgörüsü yukarıdaki kamping örneğine uygun bir çizgi izler.’

Akışkan Modernite, Zygmunt Bauman (Sayfa 52 - Can Yayınları, 2.baskı, 2017.)Akışkan Modernite, Zygmunt Bauman (Sayfa 52 - Can Yayınları, 2.baskı, 2017.)

Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor.

Nazan Bekiroğlu

Hakan Yetmez, Suç ve Ceza'yı inceledi.
23 May 08:45 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Ben Suç ve Ceza’yı okuduğumda I. Dünya Savaşı yeni bitmişti ve savaşın yıkımı, acısı çok net ve apaçık ortadaydı. Fakat Suç ve Ceza’yı okuduğum zaman, orada anlatılan meselenin I. Dünya Savaşı’ndan daha yıkıcı olduğunu hissettim."

J. L. Borges


Ben bu başyapıtı yıllar önce farklı bir yayınevinden farklı bir çevirmenden okuduğumda kitabı çok zor güç bela bitirmiştim ancak bu kadar kötü çeviriye rağmen konu o kadar ilgimi çekmişti ki birgün daha iyi bir yayınevinden ve daha iyi bir çeviriden bu başyapıtı okuyacağıma söz vermiştim. Biraz gecikmeli de olsa kısmet bugünlere imiş .

Suç ve Ceza hangi türe girer diye sorsanız felsefi derim polisiye derim gerilim derim psikolojik derim ıdeolojik derim sosyolojik derim hatta ucundan azıcık aşk bile derim.

İşin gerçeği böyle bir başyapıta inceleme yapmak bile benim ne haddime bu kitabın usta kalemler tarafından yapılmış çok daha teknik incelemelerini bulabilirsiniz. Benimkisi sadece tavsiyeden öte geçmez

1866 da yayımlanan Suç ve Ceza dönemin Çağdaş Rusyasında hikayenin baş karakteri Raskolnikov'un işlemiş olduğu suçun psikolojik,sosyolojik ve ahlaki yönünü ortaya koymakla beraber Raskolnikov işlediği bu cinayetle vicdanı ve aklı arasında kalmış ve bunun iç çatışmalarını yoğun bir şekilde yaşamıştır. Aslında kitap Raskolnikov'un öğrenciliğinin devam ettiği yıllarda yazmış olduğu süper insanlar ve sıradan insanlar diye gruplandırdığı bir makale çevresinde dönmektedir.makalenin özeti şu şekildedir.süper insanlar tıpkı Napolyon gibi iyi bir amaç uğruna yüzbinlerce insanı öldürebilir ancak bu suç olarak kabul edilmez.sıradan insanlar ise doğası gereği kanunlara uygun yaşamak zorunda olan ve suç teşkil edecek işlerden kaçınacak olan gruptur.Burada Raskolnikov işlemiş olduğu cinayetin suç olup olmadığı konusunda içsel çatışmalar ve buhran yaşamaktadır.

Kitabı okurken Raskolnikov'u o kadar yakından tanımaya başlıyorsunuz ki gündelik hayatınızda karşınıza alıp iç dünyasında dönen girdapları sorgulamak onu anlamak istiyorsunuz.Ayrıca kitaptaki diğer karakterler de oldukça güzel işlenmiş ve çok iyi profil analizi yapılmış.En az ana karakter kadar ilgi çekici karakterlere yer verilmiş.
.

DESTİNA ÖYKÜ, Hiçlikte İhtimal Var'ı inceledi.
22 May 21:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Pelin KIVRAK – Hiçlikte İhtimal Var

Öykü tarzına alışamayan bir okur olarak artık öykü sever konumuna geçmek benim için paha biçilemez. Pelin Kıvrak ile tanışma kitabım ‘’Hiçlikte İhtimal Var’’

Kesinlikle öyküleri oldukça iddialı ve okunulası. Eserde 10 adet lezzetli ve alev alev öyküler var.
Biraz hayatın koşturmacasından uzaklaşmak ve kendinizi sorgulamak istiyorsanız doğru seçimlerden biri ‘’Hiçlikte İhtimal Var’’

Okurken beni derinden etkileyen öyküler ise "Kazak", "Sinek", "Çorba", "Saat"() ve "İhtimal" oldu.

Her daim edebiyatla ve sevdiklerinizle kalınız.

Herkese öykü dolu okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.

Sidar, bir alıntı ekledi.
22 May 14:59 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ancak para pardigması öyle demiyor! Bu anlayışla ekonomi, "arzu ve istekler" temelinde oturtulduğu anda bizim algılarımızda değişmeye başlıyor. Bütün amacımız daha çok para kazanmak oluyor. Bu algı ile karımızı arttırmanın ya da maliyetimizi azaltmanın peşinde koşturup duruyoruz.
Doğal olarak ekonomik faaliyetlerden biri debi "arzu ve isteklerin" kamçılanması olacaktır. İşte günümüz pazarlama ve reklamcılığının temel mantığındaki bu şekilde ortaya çıkıyor. Elinde iki kalemlik ihtiyaç listesi ile büyük marketlere giren bizler genelde 7-8 kalemlik mal ile çıkmıyor muyuz? Çünkü orada arzu ve isteklerimiz kamçılanıyor. Sadece orada da değil hemen hemen her yerde.
Bu çerçevede "kazanç" ihtiyaçların giderilmesi olmaktan farklı bir hale dönüşüyor. Çok para kazanmak, daha çok para kazanmak, daha çok para kazanmak gibi sonu gelmez bir döngü içerisine giriyoruz. Paradan para kazanmayı doğal bir ekonomik faaliyet olarak algılamaya başlıyoruz. Temel kabullerimizden dolayı temel sorgulamaları yapamıyoruz. Çünkü bu kabullere adeta iman ediyoruz.
....
Paranın bizzat kendisini sorgulamak ise hiç aklımıza gelmiyor.
NARKOZLANIYORUZ!

Narkoz, Mete Gündoğan (Sayfa 82 - Destek Yayınları)Narkoz, Mete Gündoğan (Sayfa 82 - Destek Yayınları)
İrem Söylemez, bir alıntı ekledi.
21 May 03:54

Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan,
sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor.

Nar Ağacı, Nazan BekiroğluNar Ağacı, Nazan Bekiroğlu

"Bir yalana denk gelmesin insan,
Sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor..."

Selenay Rakıcı, bir alıntı ekledi.
20 May 23:39

Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor.

Nar Ağacı, Nazan BekiroğluNar Ağacı, Nazan Bekiroğlu
Jackson Darkice, 1984 inceledi.
 19 May 01:13 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Tavsiye üzerine aldığım bir kitap. Arka yazısından içeriğini az çok tahmin edebiliyorum. Kesin okunması gerekir çünkü bu yazıda belirtilen kabus maalesef gerçek oluyor. Biz insanlık bugün bir şeyler yapmassak ilerde yapacak bir şeyimiz kalmayacak. İleride evlatlarımız olacak ve onlara güzel bir dünya bırakmak isteriz elbet. Şuan bile geç kalmış sayılsakta illaki bir şeyleri farkına varıp birlik ve beraberlikle önce kendimiz sonra insanlık adına güzel işler başarabiliriz. Dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek kısmende olsa bizim elimizde. Bunun içinde aklımızı başına alıp, farkında olmak, araştırmak ve sorgulamak lazım.

Tuğçe, Mesnevi'yi inceledi.
19 May 00:26 · Kitabı okudu · 99 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yoran, yoğuran, yakan, sakinleşiren, öğreten ve daha niceleri. Bu eser bir okul. Ve bu okuldan mezun olmadan maneviyatı sorgulamak çok riyakarca.