ETKİN DİNLEME YÖNTEMİ
5 'Ö' Yöntemi Ö-ngör Ö-nemse Ö-ğren Ö-zetle Ö-ğret Öngör: Karşımızdakini dinlerken anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıyız. Bu yöntemle dikkatimizin dağılmasını engeller ve sürekli aktif bir dinleyici olur, bu sayede görüşmeye aktif olarak katılabiliriz. Hatta daha önceki görüşmelerimizde de bu yöntemimizi uygulamış olsak, o günkü konuşmanın ne şekilde sonlanacağını çok kolay öngörebiliriz. Bu, özellikle ihtiyaçları belirlerken ve itirazları giderirken işimize çok yarar. Önemse: Önemse kuralı, karşımızdakinin düşüncelerine önem vermemizi ve bunları kulak ardı etmememizi öngörür. Müşteriler satır aralarında kendileri için önemli olan şeyleri ima etmeye çalışırlar; bunların ne olduğunu bulup çıkarmak bize düşen görevdir. Görüşme boyunca bize düşen görev karşımızdaki, Ne anlatıyor? Ne anlatmaya çalışıyor? Söylediklerinin ana fikri ne? Bunları bulup çıkarmaktır. Fakat burada kendi duygularımıza kapılmak ve karşımızdakinin söylemeye çalıştığı şey yerine kendi anlamak istediklerimizi anlamak gibi bir hakkımız yoktur. Öğren: Görüşme boyunca karşımızdakini dikkatli bir şekilde dinlemek ve uyanık olmak, ipuçlarını görmek zorundayız. Karşımızdaki konuşurken küçük bir noktayı kaçırırsak elimizdeki bilgiler işe yaramaz hale gelebilir. Eğitimlerde genellikle önemli olan kısımları eğitmenler en az iki kere tekrarlar ya da daha çok açıklama gereği hissederler. Okulda ise öğretmenler en çok üzerinde durdukları konuları sınavlarda soru olarak sorarlar. Size düşen görev, verilen bu ipuçlarını görmek ve öğrenmek olmalıdır. Görüşme boyunca karşımızdakini dikkatle dinlersek kendisi için önemli olan yerlerde ses tonunun değiştiğini, kızdığında sesinin bir üst tondan çıktığını, sevindiğinde ya da hoşu giden bir şey duyduğunda ses tonunun
Uzunca bir hidayet öyküsü…
Eşim ilk evladımızı doğurduğunda daha 30’uma gelmemiştim. Hala o geceyi hatırlarım. Bütün geceyi arkadaşlarımla geçirmiştim. O gece, gereksiz konuşmaların olduğu ve arkadaşlarımı güldürmek için çeşitli saçmalıklar yapıyordum. O zamanlar diğer insnaları etkileme ve güldürme gibi ilginç bir yeteneğe sahiptim. Taklit edeceğim insnanın sesine uygun olarak sesimi değiştirebiliyordum. Kimse benim alaylarımdan kaçamazdı, arkadaşlarımla bile alay ederdim. Sonra bazı insanlar zamanla dilimden kurtulmak için benden uzaklaşmaya başladılar. Tam o gece pazarda dilenen kör bir adamla dalga geçmiştiğimi hatırlarım. Daha da kötüsü ona çelme takarak düşürdüm ve o kör adam ne söylediğini bilmeyerek kafasını sağa sola döndürmeye başladı. Her zaman ki gibi evime geç saatte döndüm ve karım beni bekliyordu. Eşim korkunç bir durumdaydı ve titrek bir sesle “Raşid… Neredeydin ?” diye sordu. “Marsta olacak halim yok ya, arkadaşlarla beraberdim” diye cevapladım. Oldukça hassas durumda olduğu belli olan ve göz yaşlarını zor tutan eşim; “Raşid, çok fazla yorulmaya başladım ve sanırım evladımız yakında doğacak.” dedi ve sükunet içinde bir gözyaşı yanaklarından süzüldü. O an eşimi ihmal ettiğimi hissettim. Bu zamanlarda dışarılarda gezmek yerine onun yanında olmalıydım çünkü eşim hamileliğinin dokuzuncu ayını doldurmak üzereydi. Sonra eşimin sancıları başladı ve hiç zaman kaybetmeden onu hastaneye götürdüm. Hemen eşimi doğum odasına aldırlar ve uzun süre acı işçinde o odanın içinde kaldı. Ben dışarıda onun doğum yapmasını bekledim fakat doğum zordu yine de sızana kadar bekledim. En sonunda hastaneye telefon numaramı bırakarak eve gittim iyi haberleri bana söylemelerini istedim. Aradan biraz süre geçtikten sonra hastane çalışanları bana Salim’in doğumunu müjdelediler. Hastaneye geri döndüm ve
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
bir şey ters gidiyor dikkatli ol
... diğer iki soru şunlardır: 5 makine 5 nesneyi 5 dakikada yapıyorsa, 100 makinenin aynı nesneden 100 adet yapması ne kadar zaman alır? 100 dakika VEYA 5 dakika Bir gölde bir öbek nilüfer var. Öbek her gün iki kat büyüyor. Öbeğin tüm gölü kaplaması 48 gün sürüyorsa, gölün yarısını kaplaması ne kadar sürer? 24 gün veya 47 gün Deneyi yapanlar 40 Princeton öğrencisini CRT'ye tabi tuttular. Deneklerin yarısının soruları, küçücük silik gri yazı karakteriyle basılıydı. Sorular okunaklıydı, ama font bilişsel gerginliğe yol açıyordu. Sonuçlar apaçık bir hikaye anlatıyor: Soruları normal yazı karakteriyle okuyan öğrencilerin %90'ı testte en az bir yanlış yaparken yazı karakteri güç bela okunduğunda bu oran %35'e düştü.Yani, kötü yazı karakteriyle performans artmıştı. Bilişsel gerginlik, kaynağı ne olursa olsun, 2. Sistem'i seferber eder ve bu sistemin 1 . Sistem'in önerdiği sezgisel yanıtı reddetmesi daha olasıdır.
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Ebû İdris el-Havlânî (Allah rahmet eylesin) anlatıyor: Bir gün Şam Mescidi’ne gitmiştim, baktım ki orada nur yüzlü güzel bir genç vardı, halk etrafına toplanmış ihtilafa düştükleri meselelerin çözümü için ona soru soruyor ve görüşünü de kabul ediyorlardı. Onun kim olduğunu sordum: –Muâz b. Cebel, diye cevap verdiler. Ertesi gün kuşluk vakti mescide gittim. O zatı, orada benden evvel gelmiş ve namaz kılarken buldum. Namazı bitirinceye kadar kendisini bekledim, sonra önüne gelerek selâm verdim ve: –Vallahi ben seni seviyorum, dedim. Bana: –Allah için mi seviyorsun, dedi. –Evet, Allah için seviyorum, dedim. –Allah için seviyorsun değil mi, dedi. –Evet, Allah için seviyorum, dedim. Bunun üzerine elbisemin kenarından tutarak beni kendisine doğru çekti ve şöyle dedi: –Sana müjde, ben Resûlullah’ın (sav) şöyle dediğini duydum: “Allah Teâlâ “Sırf benim için birbirini seven, benim için toplanan, benim için birbirini ziyaret eden ve benim için infak edenler, benim sevgime hak kazanmışlardır.” buyurdu.” (MU1748 Muvatta’, Şa’r, 5)
Din
Yarın kıyametin kopacağını bilmek, bir günlük ömrün kaldığını bilmektir. Bu durumda Peygamberimizin cevabı fidan dikmek oluyor. Fidan dikmek bir semboldür. Peki,neyin sembolü? 1. Başkalarına fayda vererek, yaşatma ideali ile yaşamanın, 2. "Benden sonrası umurumda değil" dememenin, 3. Bencil olmamanın, ( Kendime fayda vermenin yolunun başkalarına fayda vermekten geçtiğini anlamanın,5. Allah'ın rızasını kazanmanın yolunun kazandırmaktan geçtiği bilincine varmanın,6."Bu dünyamı ne kadar mamur hale getirirsem, âhiret hayatım da o kadar mamur olur" demenin sembolüdür. Bana Ne Diyor? Ínanç dekorunda kıyâmet ve ölüm, fidan dikmeyi teşvik için var. Kendine soracağın soru şu: Ben şimdiye kadar kaç fidan diktim?
(1) Altmış beş yaşında meme kanseri olduğu tespit edildi. (2) Bir göğsünü almaları gerekti. (3) Kısa süre sonra Alzheimer başladı. (4) Çocuklarını, torunlarını, kimseyi tanımıyordu. (5) Beni bile tanımıyordu. (6) Fakat bir göğsünün eksik olduğunu asla unutmadı. A) Hiçbiri B) 1 C) 2 D) 4 E) 5