Coсруко

Coсруко
@sosrikua
Neither Caesar nor Jesus.
Eh işte
Puan vermedi·416 syf.··
2025 1. kitabı
Çok sayıda alıntı yaptığım halde beğenmedim. Alıntılar, Nietzsche'nin sözleri ya da sözlerinin yedirildiği bölümler idi çoklukla. Yazarın kurgusal yeteneği zayıf. Nietzsche'nin değil, Breur'un yaşadıkları anlatılmış. Beklentimin öznesi Nietzsche ve Lou ikilisi idi.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202569,9bin okunma
Reklam
Aglaya
Puan vermedi·779 syf.··
2024 4. kitabı
Kitabın eşittiri bende, Aglaya oldu. Prens Mişkin kontrol edebileceği durum ve olaylara dahi ağırlık koymadığı ve elbette hiçbirini yönetemediği için tam bir budalaydı. Lebedev ortamcı ve fırsatçı yavşak, İppolit Trentyev gıcık, Gavrila zavallı vs. Prens sara hastalığından mazur. Ama romanda kim hasta değil ki? Hepsi çatlak. Ama Aglaya... Aşkım... Senin özgürlük tutkundan, hayallerinden, uçarılığından, o sahiplenici derin sevginden, sevdiğine sadakatinden ve illaki mahvına yol açan hadsiz kıskançlığından çokça öperim. Aglaya Ivanovna... Nastasya kusursuz bir güzellik. Tam bir "femme fatale". Ama bence karşılaşma ve çatışmada Prens'in iki saniyelik tereddüdüne bile tahammülsüz kıskançlığıyla Aglaya hepsinin ve tabii ki kendinin sonunu yazan kahraman.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Puan vermedi·394 syf.··
2024 3. kitabı
Dostoyevski'yi, okuduklarım dahil, yine okuyorum. Ezilenler'i daha önce okumuş olsaydım, sanırım, unutmazdım. İki kız babası olarak, Nataşa ve Nelli'nin acıklı öykülerinde sürüklenirken, hayır diyordum, okumuş olsaydım, unutmazdım. Nataşa'nın baba evine pişmanlıkla dönüşünün anlatıldığı kısımda zaten koptum, gözlerim yaşardı. Nataşa'nın, Nelli'nin annesinin yaşadığına benzer aşk aptallığının (evet, aşk aptallıktır, en zeki insanı bile aptallaştırır) ağır sonuçlarına uğramasına durumu sezen Vanya engel oldu. Nelli’yi tam zamanında devreye soktu ve Nataşa’nın babasına ailesi tarafından reddedilen kızların akıbetlerinin neler olabileceğini gösterdi. Ben bu hikayede Prens’e takıldım kaldım, tam bir oportünist idi. Olay ve değişen durumlara göre karakterinin omurgası bencilliğini ve herkesi, her şeyi kendi çıkarı için kurban edebileceğini görmek insandaki kötülüğün hadsizliğini bir daha derinden hissettirdi. Ünvan ve paraya düşkünlüğü de asıl düşkünlüğü olan kadınlar için bir araçtan başka bir şey değildi. Gücü ve parayı hedonist kişiliğinin temel zevklerini (özellikle erkekler olarak hepimizde var bu) tatmin için kullanıyordu. Vanya’yı götürdüğü yemekteki konuşmasını bulup okuyun bence. Tirat gibi. Şu alıntı fikir verecektir: "İdealsiz de çok hoş bir ömür sürülebilir." Ve tabii bu: "Hayatta o kadar güzel şeyler var ki. Mevki, rütbe, büyük oyun; kumara bayılırım. Hepsinin üstünde de kadınlar... kadınların her çeşidini, hatta çeşnisi değişik olsun diye, iğrenç bir sefih olanını bile severim..." Adamım yaaa! :)
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2024 1. kitabı
Dostoyevski işte, daha ne denebilir ki! Bir antikahraman romanı, kahramana da söyletiyor bunu. Son sayfasındaki sözleri için bile değerdi: "Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz. İnsan olmak, yani gerçek, kendi vücuduna sahip, kanlı canlı bir insan olmak dahi bize güç geliyor; bundan utanıyor, ayıp sayıyor, bildik, genel anlamda insan olmaya çabalıyoruz hep. Aslında biz ölü doğmuş yaratıklarız; zaten çoktandır canlı olmayan babalardan dünyaya geliyoruz ve bundan da gittikçe daha çok hoşlanıyoruz. Bundan zevk alıyoruz. Yakında bir kolayını bulup doğrudan doğruya fikir dölleri olarak dünyaya geleceğiz." Ha, bir de iki kere ikinin dört etmesi ve beş ihtimalinin hoşluğu üzerine söyledikleri: "Gene de, ne olursa olsun, şu iki kere iki pek musibet bir şey. Bana göre iki kere iki sadece bir küstahlıktır efendim. İki kere ikiyi yolumuzun ortasında külhanbeyi gibi durmuş, elleri belinde, ortalığı tükürüğe boğarken düşünüyorum. İki kere iki dördün üstünlüğünü kabul ediyorum elbette; fakat her şeyi hoş görmeye karar verdikten sonra, iki kere ikinin beş etmesinden bile hoşlanmak mümkündür." Farklı bir çeviride daha güzelini buldum: "İki kere iki çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız bir küstahlıktır. İki kere iki dört ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir." :)
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Dalgalar
Puan vermedi·261 syf.··
2022 25. kitabı
Harika bir kitap. Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olması bu öncü eseri bu türden okumaları sevmeyenler için zorlaştırabilir. Kitabın sonuna şu notu düşmüşüm: Bu eserle ilgili Jeanette Winterson'un "Sanat Başkaldırır"ındaki değerlendirmesi okunmalı.
DalgalarVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20203,962 okunma
Reklam