Puan vermedi·294 syf.··
2025 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 01:22
'Kendini çözmek, başkalarını düğümlemektir.' sözünü hayatlarına düstur edinmiş insanların dünyasına dalış yapıyosun sevgili okur. Kitap ilk başladığımda Hakan Günday'ın 'Kinyas ve Kayra'sını okuyormuş hissi yarattı bende. Yayımlanma yılları arasında 2 yıl gibi yakın bir tarih oluşu da o yıllara ait (1998) duygusal yatkınlık konusundaki benzerlik açısından şaşırtıcıydı bana göre.(Kinyas ve Kayra 2 yıl sonra yayınlanmış) Hayata tutunmak istemeyenlerin , tutunmamakta direnenlerin, tutunmaya çalışanların parmaklarına saldıranların asi, geçimsiz, yer yer iç bunaltıcı, yer yer sıkıcı düşünce, duygu ve davranış bütünlüğüyle bezenmiş ve itiraf ediyorum çoğunlukla sıkılarak okuduğum bir eserdi. Eşcinselliğe övgü, toplumdaki yer edinememelerine sövgü, tepki, başkaldırı temalarına gerek sözel gerek görsel ekipmanlarla bolca yer verilen eser, bana göre yazarın bu konuda en cesur anlatımlarıyla bezenmiş. Kitabın arka kapağındaki tanıtım bunu çok iyi anlatır nitelikte ; Arızalanan insanların da yaşama hakkı ve içiçe geçmiş sırları vardır.Onları diğerlerinden ayıran şey huzuru vahşette, tutkuyu ruh çürümesinde, karşılıklı güveni ise birlikte ölmelerinde bulmaktır. Keyifli okumalar, diyemeyeceğim ...
Flu'esKüçük İskender · Sel Yayınları · 2010223 okunma
Olabildiğince objektif, yabancı bir Türkolog arayanlara...
8/10
·543 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
281 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 19:36
Türkler hakkında, özellikle proto Türklerden başlayarak cumhuriyet dönemine kadar Türk tarihini anlatan bir kitap. Kısa kısa "hap" bilgiler, eski Türklerin yaşayışları, günlük hayatta yaptıkları gibi birçok konuyu ele alıyor. Türklerin savaşlarda kullandığı ekipmanları ve savaş stratejilerini dönem dönem ayırmış ve Jean-Paul Roux kitapta genellikle övgü veya sövgü barındırmadan, objektif bir şekilde yorumlarını ve anlatımını yapmış. Eski Türklerden günümüz Türk tarihine kadar bir araştırma yapmak, genel kültürünüzü artırıcı bilgiler edinmek istiyorsanız bu kitap sizin için biçilmiş kaftan diyebilirim. emrecan Türklerin Tarihi Jean Paul Roux
Tarih
Türklerin TarihiJean Paul Roux · Dergah Yayınları · 20201,094 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·177 syf.··
2025 17. kitabı
Çok fazla yazabilirdim, belki daha sonrasında güncellerim fikirlerimle ama kendisi de bir dönem katı kumarbaz olan dostoyevski hakkında portal kanalı zaten çok başarılı bir inceleme yapmış. Her zamanki dikkat çekici kavramlarımı açıklayıp çekilmeyi uygun buldum, buyursunlar: Kumarbaz Taler; ekşide 1908'e kadar Almanya'da kullanılan gümüş para olarak tanımlanmış, hikayemizin bağlamına uygun bulduğum için kabul ettim. Kalesta; kalesta değil de kitabımızın bağlamından alakasızca kallisto kelimesi açıklanıyor taradığım kaynaklarda, mitoloji merakımdan ötürü bunu yeşilleyeceğim. Yunan mitolojisinde Kalllisto bir nemf ya da Kral Lylaon'un kızıdır. Zeus'u cezbeden kadınlardan biridir ve Artemis'in takipçilerinden biridir de aynı zamanda. Bazı yazarlara göre Zeus, Kalllisto'yu baştan çıkarmak için kendisini Artemis'e dönüştürmüş. 1870'e dek Papalık'ın idari merkezi Roma'daydı ve bazı ülkelerde elçilikleri bulunurmuş. Kardinal; bir araya gelerek meclis oluşturan, Katolikliğin başı olan papayı seçen ve ona danışmanlık eden başpapazlardan her biri. Conclave ve Two Popes gibi filmlerden sonra aşina olmamız gerektiğine inandığım kavram. Ayrıca Papa Francis'in kişisel serveti olmadığına dair haberlerden sonra doğru olma ihtimaliyle birlikte kanım ısındı bu keşişliğe ve tavra. Gulden; Hollanda guldeni. Hollanda'nın 17.yydan 2002'de Euro'ya geçinceye kadar kullandığı para birimi diye kabul görüyor. Florin; Yine Hollanda'nın eski para birimi olarak kayda geçen bir para birimi. Marki; kimi Avrupa ülkelerinde kont ile dük arasında bir soyluluk sanı. Kitabımızda bu unvanda bir karakterimiz mevcut. Sıklıkla sıfatı zikrediyor Dostoyevski. Mesire; gezilecek, piknik yapılacak yer, bağlık bahçelik, yeşillik yer. Severim bu kelimeyi, özlüyorum mesire yeri demeyi, mesire yeri, hasret
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2025 64. kitabı
Gaddis'in Söve Söve bitiremediği kitaplar içerisine gireceğini/girebileceğini düşünüyorum. Gaddis artık yaşamıyorsa da ben kendimi onun yeryüzündeki elçisi ilan ediyorum. Ve sövgü dolu dizelerimi gönderiyorum. Gönderirim. Nihayetinde ne bir edebiyat eleştirmeniyim ne de bu alanda yetkin bir kişiyim. Bu da bana serbestçe konuşmayı ya da yazmayı teşvik edici olur. Peki niye? Kitabın genel olarak konusuna, anlattığı şeylere bir şey demem doğru olmaz belki ama anlatış biçimine, kullandığı kelimelere, kimi yerlerinde neden anlamadım ama apaçık aktardığı şeyleri bir sayfa sonra sansür varmış gibi anlatmasına diyeceğim şeyler olur. Kitaplarda kimi zaman çok kullanılmayan, daha çok yeraltı edebiyatına özgü anlatım biçimini gösteren cümlelerle karşılaşıldığında, o kitapla ilgili bir samimiyet, bir yazarın rahatlığı hissi geliyor okurken ama işin tadını da kaçırmamak lazım di mi? Ayak uydurarak söylersem; bokunu çıkarmayın arkadaş! Karakterli konuşturmak başka, anlatıcı olarak yazmak başka. Öyle yazmasan da olur. bırak karakterlerin senin demek istediklerini söylesinler. Onda da bir ölçün olsun be mübarek. Batırma, bozma işte. Ne güzel gidiyor kitap değindiğin şeylerle. Bu işten anlamadığım nerden belli bir de bakın, tanıtım kısmında kitap ile ilgili "Bir kilometre taşı..."olduğu yazıyor. "Şoke edici" falan da yazıyor ama bu kısım konulara hiç aşina olmayanlar için geçerli sanırım. Bu da doğru gelmiyor bak! Şoke edici diye alıp okuduktan sonra "Ee! bunda ne var ki, sürekli bildiğimiz, gördüğümüz, yaşadığımız şeyler" diyebiliyorsam demek ki şoke ediciliği herkes için değil, muhtemelen tanıtım yazısına yazan şahıs, ilk kez karşılaşıyor böyle şeylerle. Onun dışında keskin dili, mizahi yönleri kitabın acı kısımlarındaki en güzel şeyler. Freud'dan ne istedin peki be adam. Ona ne
Spinoza'nın GünlüğüŞener Özmen · Everest Yayınları · 201444 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2025 22:23
Olasılıksız ve Empati kitaplarıyla tanıdığımız yazarın son çıkan romanı Mobious, en az öncekiler kadar merak uyandırıcı, dolayısıyla da sürükleyici. Okuru sıkmadan zamanı ve mekanı adeta yaşatan betimlemeler, yazarın romanı nasıl dantel gibi işlediğinin kanıtı. Tam da Adam Fawer'a yakışan muhteşem bir anlatı olmuş. Gerek başlık olarak karşılaştığımız sonsuzluk şeridi, gerekse sayfaların arasında yerini bulan kuantum mekaniği ve sicim teorisi bilimsever okurların ilgisini çekiyor. Belli ki ciddi araştırmalar sonucu yazılmış. Güncel konulara değinmesi ve özellikle startuplardan bahsetmesi de cabası. Genç kitlenin gönlünü aldığı kesin. Kitapla ilgili yapabileceğim tek olumsuz eleştri, hemen her sayfada satır aralarına sıkıştırılmış sövgüler. Nezih bir kitap okumak isteyenler için üzücü. Keşke, cümlelerden çıkartıldığında hiçbir eksikliğe sebep olmayan sövgü kelimeleri hiç yazılmamış olsaydı.
MobiusAdam Fawer · April Yayıncılık · 20241,726 okunma
Zazie !
4/10
·164 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 02:33
Zazie Metroda … Nasıl desem hani Le Monde'nin 20.yüzyılın en iyi 100 kitabı arasına girmiş bir kitap olarak anlayacağım algılayacağım ve beğenmesem bile bana katacaklarını kucaklayacağımı sandığım bir kitap! Asla ve asla okunmaz/kötü/karmaşık/yakın demiyorum diyemem! Fakat sorun şu ki; ben Fransız değilim ve kültürüne dair en ufak bir bilgim bile yok. Bu da Fransız kültünün neredeyse tüm dinamiklerini içinde barındıran kara bir mizahın sunumu olan kitaba alışamamamı sağlamış oldu. Roman Zazie adlı yaşına göre akıl almaz boyutlarda gözü açık ve sövgü dilli bir çocuğun, annesi tarafından, geçinmek için geceleri kadın kılığına girip dans eden dayısının yanına iki günlüğüne bırakılmasıyla başlıyor. Zazie yalnızca metroya binmek istese de şehirde gerçekleşen bir grevden ötürü bu isteğini yerine getiremiyor ve alıp başını evden gidiyor. Sonrasında olanlar hikayenin akışını yalnızca ve yalnızca bir araya gelenlerin motivasyonunu güçlendirmek adına besliyor. Bu noktadan itibarende tamamen sokak ağzı dediğimiz bir üslupla yazılan kitabın satır aralarında anlatmak istediğiyle örülüyor. İşte Fransızlar için ‘yabancı okuyucunun’ da zulmü başlamış oluyor. Eserde o kadar fazla -hiç belli olmasa da- ayrıntı var ki, günümüz Fransız toplumu okuyucusu bile vurguları algılamakta güçlük çekebilecekken (kitap 1959 da yazıldı) bizlerin halini varın siz düşünün … Kitaba can veren ruh katan ne varsa mahrum kaldığım bu eseri okumak bana ancak daha önce hiç deneyimlenmediğim bir üslupta bir roman okumayı sağlamıştır ancak. Büyük bir beklentiniz olmasın. Hatta hiç olmasın … iyi okumalar
1000Kitap
Zazie MetrodaRaymond Queneau · Sel Yayıncılık · 201186 okunma