Yahudiye şak şak, müslümanın kafasına her fırsatta tak tak... Yahudiye övgü, Müslümana sövgü!.
Yahudiye “kalk” Müslümana “bat”!..
Işte Yahudi hizmetkârlarının, Yahudi uşaklarının kasalar dolusu maddi menfaat karşılığında Müslüman Türk yurdunda sürdürmek gayretinde oldukları düzen!
Sayfa 234 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Övgü veya sövgü... Büyük çoğunluğuyla girift düşünceler karşısında müteessir olma kabiliyeti hemen hiçe inen okuyucuya bu hüviyetini böylece bildirmek namus borcumu yerine getirdikten sonra, söylediğim gibi, asıl ben önceki halimi tanıyamıyordum. Üzerine tuz serpilmiş solucanın yerde kıvranması başka şey, başı bulutların içindeki adamın başdönmesi ayrı şey! Başı bulutların üzerinde bir cins idrak çilesi taşıdığımı söyleyemesem de, öyle insanların varlığını «sahiden>>> biliyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların kendilerine ilişkin anlatabilecekleri bir şeyleri yoktu... düş kırıntılarına dek kişiliksizleştirilip, gelenekler, görenekler ve dinin törelerince öyle bir kemiriliyordu ki, sonunda bireylerden insanca hiçbir şey arta kalmıyordu; kaldı ki yalnızca sövgü olarak tanınıyordu ‘birey’ sözcüğü.
İnsanların kendilerine ilişkin anlatabilecekleri bir şeyleri yoktu; dahası, paskalya yortusunda, insanın yılda bir kez olsun söz alabileceği kilisede günah çıkarırken bile, kateşizmin ilkeleri fısıldanıyordu usulca, ve insana kendi benliği gökteki ayın bir parçası kadar yabancı geliyordu o ilkelerin arasında. İnsan kendinden söz eder, hele eğlenceli bir şeyler anlatmadan söz ederse, ‘tuhaf’ diye nitelendirilirdi. Kişisel yazgı gerçekten tuhaf bir biçimde gelişmiş olsa bile, düş kırıntılarına dek kişiliksizleştirilip, gelenekler, görenekler ve dinin törelerince öyle bir kemiriliyordu ki, sonunda bireylerden insanca hiçbir şey arta kalmıyordu; kaldı ki yalnızca sövgü olarak tanınıyordu ‘birey’ sözcüğü.
Her taraftan üstüme çullandığını hissettiğim ölçüsüz alçaklık ve sayısız sövgü arasında zaman zaman endişe ve kuşku dönemlerinin umudunu kırıp rahatımı kaçırdığı doğrudur. Yazgımın ağırlığı altında ezildiğim ve cesaretsizliğe düşmeye hazır olduğum anlarda, yanıtlayamadığım güçlü itirazlar bütün gücüyle beni yere sermek için aklıma üşüşüyordu.