7/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 02:10
Moby Dick'i okurken beni en çok zorlayan şey, romanın sürekli olarak hikâyenin akışını kesen balina ve balinacılık üzerine uzun açıklamalara sapması oldu. Melville zaman zaman bir romancıdan çok bir doğa tarihçisi gibi davranıyor. Balina türleri, avcılık yöntemleri, gemicilik detayları ve dönemin denizcilik kültürü üzerine sayfalarca süren bölümler var. Bu bölümler bazen o kadar uzuyor ki insan ana hikâyenin ne olduğunu unutmaya başlıyor. İlk bakışta bu kısımların atlanabileceği düşünülebilir. Ancak ilginç olan şu ki, Melville bu teknik bilgilerin arasına insan doğasına dair gözlemlerini de yerleştiriyor. Bir bölüm boyunca balinaların anatomisinden söz ederken son birkaç sayfada insanın kibri, bilgiye ulaşma çabası ya da evrendeki yerinin belirsizliği üzerine düşündürücü tespitler yapabiliyor. Bu yüzden bu bölümler romanın ritmini bozsa da tamamen gereksiz olduklarını söylemek zor. Romanın asıl gücü ise benim için Kaptan Ahab karakterinde yatıyor. Ahab yalnızca intikam peşindeki bir kaptan değil; takıntının insanı nasıl ele geçirebileceğinin neredeyse uç bir örneği. Moby Dick'in kopardığı bacağının intikamını almak için tüm hayatını tek bir amaca indirgemiş durumda. Gemi, mürettebat, güvenlik, mantık ve hatta kendi yaşamı onun için ikinci planda kalıyor. Burada ilginç olan nokta, Ahab'ın yalnızca bir balinayı kovalamıyor oluşu. Balina zamanla gerçek bir hayvandan çok daha fazlasına dönüşüyor. Ahab'ın gözünde Moby Dick, dünyanın adaletsizliğinin, acının ve kaderin sembolü haline geliyor. Bu yüzden onun savaşı bir hayvanla değil, varoluşun kendisiyle yapılmış bir hesaplaşma gibi görünüyor. Ahab üzerine düşünürken aklıma şu soru geldi: Eğer bu intikam arzusu olmasaydı Ahab'ın hayatında ne kalırdı? Belki de onu ayakta tutan şey gerçekten de nefretidir. İnsanların çoğu
Edebiyat
Moby DickHerman Melville · Yapı Kredi Yayınları · 20217,3bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:59
Cadılar bayramı ile başlıyor kitap. Bu zamanda ölülerin ruhu özgürce insanlar arasında gezmektedir. Yazar da kendi ölülerini bekler. Ama istediği kişileri göremez de hatırlamak istemediğini görür. Tanıdığından daha farklı bir insan olarak gelir. Daha sakindir. Aslında ikisinin de çok farklı olmadığını söylemek için oradadır. Kendi çocukluğuna dönen yazar babasıyla , onun yalanlarıyla ve zorlu geçen çocukluğuyla yüzleşir. Babası terk edilmiş bir çocuk, olduğu yerden farklı bir yerde olursa her şeyin düzeleceğine, daha mutlu olacağına inanan biri. Alk*l bu ruh durumunda onun biricik eşlikçisi. Bir yerden gelmek onun için önemli. O yüzden yalanlarına sığınıyor. Bir yerden geldiğini hissetmek istiyor, terk edilmiş biri olmak istemiyor. Yetersizliklerini alk*lle, şidd*tle ve yalanla çözen birisi. İşçi sınıfı olarak yoksullukla geçen yıllar, ayak bağı olarak gördüğü ailesi, mutsuz, depresyonda bir eş ve kafası karışık, babalarının sertliği ve şiddetini yaşayan çocuklar ise onun gerçekliği. Dışarıdaki imajı onun için önemli. Gittiği barda öfkeli, sert ve tehlikeli imajı bozulsun istemez. Değersizliği, yetersizliği ve kıl payı kaçırdığı başarışarıyla suçlayacak birilerini arar. Oğluna zamanında kendine öğretilen erkek benliğini öğretmek, oğlunda yumuşak gördüğü ne varsa yok etmek ister. Erkek yıkar, döker, kontrol eder ve sevmek zayıflıktır. Ailenin bu hali çocuklara da tabi ki olumlu yansımaz. Yazarımız okulda başarılı bir çocukken zamanla okulu umursamayan bir çocuğa dönüşür. Kendini sigaraya, alk*le ve uy*ştur*cuya verir. Farkeder ki zamanla babasına benzemektedir. Onu anladığını hisseder. O da babası gibi olması gerektiği yerin başka yer olduğunu düşünür. " Nasıl ki aynaya onun yüzünü görmeden bakamıyorsan, kendimden söz etmeden onu anlatamam." Yazar samimi bir
Babam Hakkında Bir YalanJohn Burnside · Sel Yayıncılık · 20265 okunma
Reklam
Bi bira?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 2. kitabı
Bu adam içen, içtikçe düşünen düşünce yolaklarını içki ile körelten ve dünyaya ancak tahammül edebilen bir bey. Bey mi? Değil. İnsan mı? Kesinlikle evet! Yeraltına girişte bir mağara kapısı aydınlatabilir. Ağabeyleri Nabokov falan vardır. Küfür hassasiyeti olanlar okuyabilir. Argo hassasiyeti olanlar? Hayır. Bazen olanı olduğu gibi söylemek de iyidir. Spoiler; bi bira?
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
6/10
·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:34
Murat K. Murat’ın "Bir Zamanlar Dünyada" adlı kitabı, alışılmadık konuları seven okurlar için oldukça ilginç bir öykü derlemesi. Yazar; zaman yolculuğu, kuantum fiziği, astronomi ve kıyamet senaryoları gibi bilimsel konuları hikayelerine başarıyla taşıyor. Karmaşık teorileri kuru bir ders bilgisi gibi anlatmak yerine, karakterlerin duygularıyla birleştirerek edebiyata dökmesi gerçekten takdire şayan. Özellikle bilimkurgu, distopya ve mitoloji meraklılarının ilgisini çekecek, ufuk açıcı ve yaratıcı fikirlerle dolu, çok farklı bir dünya kurmuş. Ancak kitabın her sıradan okuyucu için akıcı ve rahat bir okuma sunduğunu söylemek zor. Yazarın zaman zaman felsefi derinlik yaratmak isterken aşırı kapalı bir anlatımı seçmesi metni zorlaştırıyor. Bazı öyküler o kadar soyut ve belirsiz bir dille yazılmış ki olay örgüsünü takip etmek, karakterlerin ne yaşadığını ve öykünün nereye varacağını anlamak neredeyse imkansız hale geliyor. Kısacası, bilimsel konuları hikaye yapma fikri ne kadar harikaysa, bazı bölümlerdeki aşırı kafa karıştırıcı ve soyut anlatım da okuru kitaptan bir o kadar uzaklaştırabiliyor.
Bir Zamanlar DünyadaMurat K. Murat · Ketebe · 202059 okunma
Çay Edebiyatı Final Boss
Puan vermedi
Bir efsaneye göre çay edebiyatının görüldüğü ilk metin, bir hobbitin çukur evinde bulunmuş. Çayın kaynarken çıkardığı fokurdama seslerinde romantik bir anlam arayışına çıkılması ve çaya kavuşmanın dağlardan ve elf diyarlarından geçme serüvenlerine değecek bir uğraş haline gelmesi de ilk olarak bir hobbit çukurunda filizlenen düşüncelermiş. Sonra bu hikayeye Took soyu ufak dokunuşlar yapmış ve hikaye; yaşlı bir büyücü tarafından çayından mahrum bırakılmak suretiyle yolculuğa çıkarılan bir hobbitin çayın evrensel sıcaklığını uzak yollara ve farklı ırkların taştan şatolarına taşımasına, hatta ve hatta daha çok çay içebilmek için bir ejderhanın koruduğu hazineye göz dikmesine dek evrilmiş, Tolkien'ın kalemine konu olmuş. Çayın bu dünyayı dolaşan hikayesine eşlik etmesi için mağaralarda yaşayan, işi gücü şarkı söylemek olan ve fantastik soyunu ilelebet besleyecek olan ırklar yaratılmış. Neyse ne, Hobbit böyle doğmuş olmalı zannedersem. Hobbit'i okurken, kendimi ateşin başında Tolkien'ın hikayeyi anlattığı çocuklarından biriymişim gibi hissettim gerçekten. Hiçbir zamana ait olmayan, çimenlere şarkılar söylenen, maceraların ve savaşların dehşetengiz şeyler olmadığı, yalnızca ateş başı hikayelerini besleyen soylu meşgaleler olduğu bu tarz öyküleri çok seviyorum. Öyle ki okurken dedim ki keşke küçücük bir çocuk olsam ve ejderha ha uyandı, ha uyanacak diye endişelenerek benimle aynı endişeleri paylaşan dinleyici ortağıma sarılabilsem. Yani diyeceğim o ki, Hobbit hikaye anlatıcılığının çok samimi bir örneği gerçekten ve Bilbo, sen ne kadar tatlı bir mahluksun! Sırf daha az yük bindirdiği midillisi onu çayına daha hızlı ulaştırsın diye uğruna ejderha inine girdiği hazineden vazgeçen Bilbo, dünyanın hikayecilik tarihinde olmasaydı çay romantizmi bugünün öykülerinde böylesine
HobbitJ. R. R. Tolkien · İthaki · 202317,2bin okunma
Başyapıt
9/10
·155 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:26
Şimdi şöyle söylemek istiyorum. Psikiyatrlığın hası bu adam. İçim çıkmıştı ılık g*tlü psikolog, terapist, psikiyatrlardan. Toplama kampından hayata tekrar nasıl tutunduğunu anlatan harika biri. Yazar övmem bitti şimdi kitaba geçeyim. 9puan verdim tek sebebi var. Ya sonrası? ABİ ORDAN ÇIKIP LOGOTERAPİYİ BULMUŞSUN AMA HAYATIN NOOOLDU? Karını bulabildin mi? Çalışmalarını nasıl toparladın? Kendin terapiye gittin mi mesela yaşadıkların için? Hiçbir şey yok ya. Hep son 2-3 sayfada açıklanır diye bekledim bekledim.. en son vikipediden okudum şu saçmalığa bakar mısınız? Tek eleştirim bu. Çünkü okumanız lazım. Muazzam.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Reklam
Reklam