herkesin malumudur, in­sanlar ikiye ayrılır, yalan söyleyenler; "Yalan söylemem" diye ya­lan söyleyenler.
Sayfa 269·Kitabı okudu
Alıntı
Bu cidden yaşla birlikte artan bir şey :p
"Gerçeğin söylemem gerektiği kadarını değil, cüret edebildiğim kadarını söylüyorum ve yaşlandıkça cüretim artıyor."
Sayfa 311·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İşin doğrusu, senatörün karısı bir sabah evlerinin bahçe kapısının epey yukarısına asılmış bir sayfayı fark etmişti. Kocasına sayfada yazanları okumasını söylemişti - kocasının boyu daha uzundu. Adam ağır ağır okumuştu: "O ayyaş artık eskisi kadar Çok şarap içmiyor: içini daha gösterişli bir kadehle ısıtıyor - Öldürülen insanların kanıyla." Karısı bu dörtlüğün ne anlama geldiğini safça sorunca senatör "Uluorta söylemem güvenli olmaz canım," demişti. Senatör Livia'nın yazdığı taşlamayı okurken, profesyonel bir muhbir bahçe kapısının yanında, onun rapor edilmeye değer bir şeyler söyleyeceği umuduyla beklemekteydi.
Sayfa 335·Kitabı okudu
'' Ben hiç yalan söylemem.'' diye söze başlayanı dinlemeden geç. ''Doğrusunu istersen'' diye konuşmaya başlayanı yarı kulağınla dinle. ''Söyleyeceklerim yarı yalan yarı doğrudur.'' diyeni iyice dinle... Bundan bir şeyler öğrenebilirsin.
Laat ik volstaan met te zeggen dat ik me op een gegeven moment over je heen zal buigen, zo vriendelijk mogelijk. Ik zal je ziel in mijn armen houden. Achter mij zal een kleur zichtbaar zijn. Ik zal je zachtjes wegdragen. Zamanın bir yerinde olabildiğince samimi bir şekilde yanınızda duracağımı söylemem yeterli. Ruhunuz kollarımda olacak. Omzuma bir renk konacak. Sizi nazikçe uzaklara götüreceğim.
Sayfa 10 - The House of Books·Kitabı okuyor
Edebiyat
Acı ve rahatsızlığın her zaman,çevreme zahmet veya rahatsızlık vermek demek olduğunu düşündüm.Kendi acımı sansürlerdim. Rahatsız hissetmeme rağmen başkalarına nasıl göründüğümü daha çok önemserdim. Aslında katlanabilir bir şey hakkında yakınıyormuşum gibi görünmekten nefret ederdim. Acımdan utanıyordum. İlacımın yan etkisi olduğunu kabullenmem de bu yüzden uzun sürdü. Kendimin hep mutsuz olduğunu düşünürüm ve bunun bir çeşit kendime acıma olduğunu biliyorum, ancak bugün kendimi telkin etmek istiyorum. Daima kendi eleştirilerimin hedefi oldum, canım yansa bile yandığını söylemem, aklım ve bedenim bana farklı yollardan bağırmadığı sürece bir şeylerin ters gittiğini kabul etmem ve canımın yanmasının sebebinin zaten kendim olduğunu düşünürüm. Başkalarıyla zorla yakınlaştığımda bile bunu kalbimin deşilmesi için bilerek yaparım. Bu da başkalarının canını yaktıkça kendi yaralarımın büyüdüğü anlamına geliyor. Ama dünyamda bir orta yol yaratmaya çalışıyorum ve yan etkilerin bazılarının davranışlarımda kendini gösterdiğini fark ediyorum; bu yüzden geçtiğimiz haftanın epey anlamlı bir hafta olduğunu söyleyebilirim.