Söylenti Dergi

Söylenti Dergi
@soylentidergi
Söylenti Dergi | İki Aylık Edebiyat Dergisi | Satın alma veya yazarlık için mesaj atarak ya da soylentidergi/gmail.com adresine mail göndererek iletişime geçebilirsiniz.
Varoluşçuluk Üzerinden Yeraltından Notlar İncelemesi
10/10
·140 syf.··
2019 1. kitabı
Yeraltından Notlar, üzerinde oldukça fazla incelemeler yapılan eserlerden biri. Yazıldığı dönemin çok çok ilerisinde olan dahiyane bir kitap. Bu nedenle fazlasıyla kıymeti bilinmesi gereken eserlerden birisi. Kitap hakkında kısaca bahsedecek olursak; iki bölümden oluşuyor. İlk kısım “yeraltı”, ikinci kısım ise “notlar” bölümü. İlk kısımda yaratıcı monologlar ile derin bir şekilde psikolojik analiz yapıldığını söyleyebiliriz. Okurken bana Oğuz Atay’ı anımsattı. Diğer kısımda ise, ilk bölümdeki anlatıya vurgu yapacak şekilde bir hikaye okuyorsunuz. “Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.” Yeraltından Notlar, varoluşçuluğu barındıran ilk eser olarak sayılmakta. Özellikle varoluşçuluğun yaşam üzerine temellenmesini karakter açısından ele alan bir kitap. Sadece edebiyat alanında değil felsefe alanında da oldukça önemli. Yazıldığı döneme ve yazılanlara bakıldığında önemli detayın çok önceden cereyan ettiğini söylüyoruz. Örneğin, kitaptaki psikolojik analizler ve yansımaları çok güçlü olmakla birlikte, Freud’un psikanaliz olgusundan çok daha önce yazılmış olduğunu dile getirmemizde bir sakınca olmaz. Aksine fazlasıyla ilginç ve dikkat çekici detaylardan birisi. Kitabın karakterine göre, modernite dönemindeki insanının belirli bir karakteri yoktur. 19. yüzyıl insanı ahlaki bakımdan karaktersiz olmalıdır, bu bir zorunluluktur. Çifte kişilik teması Dostoyevski’nin Öteki kitabındaki karakterde olduğu gibi Yeraltından Notlar kitabındaki karakterimizde de görülür. “Tembellik, bütün kusurların anasıdır.” Türk edebiyatındaki Lüzumsuz Adam, Aylak Adam kitaplarının ana karakterlerindeki gibi bir flaneur kavramını bu karakterimizde de
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Söylenti Dergi

, bir kitap okudu
10/10
·140 syf.··
2019 1. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.9/10 · 159,7bin okunma
Daha - Hakan Günday - 30 Alıntı
1-Ne zaman ki hikayemi anlatıp susacağım, artık sadece yeni hatalar yapacağım! Zamanı dörtnala koşturacak kadar yabancı hatalar! Duvar saatlerini miknatısa tutulmuş pusulaya çevirecek kadar bilinmeyen hatalar! Daha önce kimsenin yapmadığı, adını bile duymadığı hatalar! (sy.21) 2-Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye’dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk.(sy.22) 3-‘‘Çıplak ayağı Doğu’da, ayakkabılı olanı Batı’da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de kaçak denilen insanlar.. Elimizden geleni yapıyorduk.. Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya..” (sy.22) 4-Ama zaten dünyanın bütün nefret suçları da simge temelli değil miydi? Kurbanlar, katillerinin gözünde her neyi simgeliyorlarsa, o yüzden saldırıya uğramıyorlar mıydı? Kişisel bir mesele değildi nefret suçu. Nesnel bir şiddetti. Kurbandan nefret etmek için, onu şahsen tanıyarak zaman kaybetmeye gerek yoktu. Havada uçuşan genel nefretten birkaç doz koklamak yeterliydi. (sy.50) 5-Yaşamak için nefes nefese kaldığımız kasabanın adı Kandalı’ydı. Kandağlı denildiği günlere yetişememiştim. Ğ’de beni beklememiş ve çoktan tarihe karışıp gitmişti. Bir dağdan çok dev bir kanepeye benzeyen Kandağ’ın ortasında oturan, bu yüzden de kaybolmadığı sürece hiçbir rüzgarın yolunun düşmediği, nedense herkesin ilçe demekte ısrar ettiği bir kasabaydı Kandalı.(sy.53) 6- Nasıl aşık olunur bilmiyordum ama böyle bir şey olmalıydı: Soyguna gidecekmiş gibi planlar yapmak… Doğru hamleler, doğru yerler, doğru anlar peşinde koşmak.. Avlanmaktan pek bir farkı yoktu aslında. Hatta dünyanın ilk leopar desenli giysisini üreten
1 “Ömür Hanım… İçinden geçmediğin zaman İçinden geçmediğin söz İçinden geçmediğin rüya Sana karşı işlediğim Bir unutma suçudur.” 2 “Üç yıldır senden yapılmış bir kapıyım Bunu da sen öğrettin biliyor musun? Sevmek ölümden uzun sürüyormuş” 3 “Ne demek biliyor musun bir insanı sevmek Birden dünyada kötü insan kalmıyor” 4 “Babam otuz beş yıldır gelmiyor Annem otuz beş yıldır ölüme inanmıyor.” 5 “Ne mi diyorum Hayal Hanım Seni her gün bir daha, bir daha seviyorum.” 6 “Hangi hayal hangi hatıranın yerini tutar Ey çaresizlikten yapılmış yaşama bilgisi Taşların taşlarla konuştuğu bu yalnızlıkta İnsan üzüntüden başka nedir ki…” 7 “Şimdi dünya akşam Şimdi evler soğuk Şimdi gönül engin. Bir nazlı zaman Bütün hasretiyle
Şiir
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
“cenazeme ilk varacak çelenkten tanıyorum failimi” Dizeler çoğu kez mühürlüdür. Okuyan o mührü dilediğince açar, çözer ve kendine bir anlam yaratır. Emre Şahinler, Repertuvar kitabında imgelerle bize geçmişte saklı hayal kırıklıklarımızın, yanılgılarımızın, yoksaydıklarımızın varlığını hatırlatıyor. Kitap, şairin soyut-modern biçimde yazılmış şiirlerini barındırıyor. “kırk dua birleşse kabul görmez iş görmez” Ağır anlam karmaşalarına yer vermeyen kitap tarz olarak bana Ah Muhsin Ünlü ve şiirini anımsattı. Günümüz modern şiirine değinse de aslında günümüz şiirinden uzak noktaları olduğu da aşikar. Şair şiirlerinde uyak uyum gözeterek bir kalıp şiir yaratmaktan çok anlam yaratmaya çabalamış. Okuyucuyu düşünerek şiiri yaşamaya davet ediyor. “oyuncaklarım kundaklanmış. tutarsız daktiloların armağanıymış,yangınım” Birbirini tekrar eden şiir kitaplarına kıyasla her sayfada okuyucuyu başka bir boyuta taşıyan Repertuvar muhakkak okunması ve her kütüphanede bulunması gereken bir eser. “beni ben yapan çocukluğum ve bu orman artık şen şakrak değil. kim vurdu saksağanı kuşömrü alnından”
Şiir
RepertuvarEmre Şahinler · Anima · 20182 okunma