Harflerin Simyası Üzerine Bir Kaç Söz:
Puan vermedi·96 syf.··
2026 25. kitabı
Harflerin Simyası, Nurullah Genç’in dil, edebiyat ve düşünce üzerine kaleme aldığı deneme niteliğinde bir eserdir. Kitap, yalnızca yazı yazma tekniklerini anlatan bir rehber değildir; harflerin, kelimelerin ve dilin insan ruhunu, düşüncesini ve medeniyetini nasıl şekillendirdiğini anlatmaya çalışan felsefi ve edebî bir metindir. Benim değerlendirmem şu şekilde: Güçlü yönleri * Dile duyulan saygıyı hissettirir. Nurullah Genç, kelimeleri sadece iletişim aracı olarak değil, anlam taşıyan canlı varlıklar gibi ele alır. Bu yaklaşım, okuyucunun dile karşı farkındalığını artırır. * Şiirsel bir üsluba sahiptir. Kitapta akademik bir dil yerine zaman zaman şiire yaklaşan, metaforlarla zenginleşen bir anlatım vardır. Bu nedenle edebiyatı seven okurlar için oldukça keyiflidir. * Yazarlık üzerine dolaylı dersler verir. “İyi yazmak”tan önce “iyi düşünmek”, “iyi gözlem yapmak” ve “kelimelere emek vermek” gerektiğini hissettirir. * Medeniyet ve kültür vurgusu yapar. Harflerin tarih boyunca taşıdığı anlamlar üzerinden kültür, inanç ve insan ilişkileri üzerine düşündürür. Zorlayabilecek yönleri * Kitap, olay örgüsü olan bir roman değildir. Daha çok düşünerek okunması gereken bir deneme kitabıdır. * Bazı bölümlerde yoğun mecazlar ve semboller bulunduğu için hızlı okunmaya uygun değildir. Sindirilerek okunursa daha fazla verim alınır. * Eğer okuyucu tamamen pratik yazarlık teknikleri (karakter oluşturma, kurgu kurma vb.) bekliyorsa, bu kitap beklentisini tam karşılamayabilir. Kimler okumalı? Bu eser özellikle: * Roman veya hikâye yazmak isteyenler, * Şiire ilgi duyanlar, * Türkçenin estetik yönünü keşfetmek isteyenler, * Kelimelerin gücü üzerine düşünmekten hoşlanan okuyucular için oldukça değerlidir Nurullah Genç Harflerin Simyası
1000Kitap
Harflerin SimyasıNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2020828 okunma
5/10
·224 syf.·
2026 155. kitabı
Yûsuf ile Züleyha Nazan Bekiroğlu Nazan Bekiroğlu’nun okuduğum ikinci eseri olan "Yûsuf ile Züleyha", yazarın "La: Sonsuzluk Hecesi" kitabının bende bıraktığı o güçlü etkinin biraz uzağında kaldı. 224 sayfalık bu eseri kısa, akıcı bölümleri ve duru dili sayesinde bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim. Kitap resmi olarak "roman" kategorisinde geçse de ben bu esere asla bir roman diyemem. Yoğun şiirsel dil ve bilinçli kelime tekrarları, anlatıyı klasik bir romandan ziyade yapay bir destan formuna yaklaştırmış. Karşımızda modern bir Hz. Yusuf destanı var. Kitaba dair en beğendiğim, okurken en çok keyif aldığım yer kesinlikle birinci bölüm olan "Söz Başı" kısmıydı. İlahi aşkın derinliğini, hakiki ve tek aşkın yalnızca Allah’a yönelen aşk olduğunu anlatan o mukaddime, kitabın edebi açıdan en güçlü zirve noktasıydı diye düşünüyorum. Eserin bütününe dair ise teolojik bir şerhim var. Hz. Yusuf ile Züleyha’nın evlendiğine dair dinimizin birincil kaynaklarında (ayet ve sahih hadislerde) net bir hüküm yoktur. Bu anlatı yalnızca bazı dini kaynaklarda ve edebi gelenekte yer alır. Dolayısıyla işin aslı "Allahu âlem" olan, yani yalnızca Allah’ın bildiği gaybi bir konudur. Kitap bir peygamberin hayatı yerine Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin veya Tahir ile Zühre gibi tamamen beşeri efsaneleri anlatsaydı bu kurgu beni rahatsız etmezdi. Fakat söz konusu bir peygamberin hayatı olunca, kesinliği olmayan bu evlilik anlatısı bana edebi bir zorlama gibi geldi. Kutsal metinlerin sınırları ile edebi kurgunun esnekliği arasındaki o çizgi, peygamber kıssalarında bu denli esnetilmemeliydi diye düşünüyorum. Netice itibarıyla kitaba puanım 5/10. Ne çok iyi ne çok kötü diyebileceğim ortalama bir eserdi. Bana düşünsel anlamda çok şey katmasa da Nazan Bekiroğlu sevenler ve konuya ilgisi olanlar okuyabilir. Hafızamda
Edebiyat
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 02:47
Ne diyordu Siyah İnci isimli kitapta; "Dünya niye bu kadar kötü biliyor musun?" "Hayır." "Söyleyeyim o zaman. İnsanlar sadece kendi işlerini düşündükleri, ezilenlerin hakkını koruma ve suçluları ortaya çıkarma zahmetine girmedikleri için." Sahi, gelin size biraz Siyah İnci isimli kitaptan bahsedeyim; Anna Sewell tarafından yazılan, kolay ve okunaklı, oldukça anlaşılır harika bir kitaptı.. Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçmekte olan bir roman + otobiyografi. Kitabın ana karakteri, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Siyah İnci isimli bir at. Bir atın ağzından okuyorsunuz ve yer yer oldukça duygulandıran anılar ve yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz. Ana teması; bir atın gözünden, insanlar tarafından hayvanlara yapılan işkence ve zulümleri, insanların kimi zaman ne kadar zalimce yaşadıklarını ve davrandıklarını, kimi zaman da istediklerinde ne kadar iyi kalpli olabildiklerini gözler önüne seriyor. Okurken, günümüzde insanlar tarafından hem insanlara hem de hayvanlara yapılan zalimlikleri de kolay bir şekilde hatırlatıyor ve iğneliyor. Ve kitabın devamında ne diyordu Siyah İnci; "Dünya ne kötü!" Bu sözün ne anlama geldiğini okudukça (spoiler vermiyorum) çok daha iyi anlıyorsunuz... Kendi yorumum: Evet, söz konusu kötülük her daim vardı. Geçmişten günümüze, her dönemde, her daim... Fakat kötü olan dünya değildi; İnsanlardı! Kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna, kendileri ile birlikte her canlıya zarar veren, kaos ortamını oluşturan, savaşları ve sömürgeleri yapan, barışı sadece kağıt üzerindeki bir sembol gibi gösteren İnsanlardı! Doğadan hayvanlara, hayvanlardan kendi ırkına (insanlara) kadar zarar veren yine İnsanlardı. Söz gelimi, incelememi yine Siyah İnci isimli kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum; "Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Zıtlık gibi değil sadece dalga dalga
Puan vermedi·376 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Aynı anda naif ve sert. Zıtlık gibi değil sadece dalga dalga. Sörfün tarihi ve verilmiş bir söz; bu söz tutulurken, çekilen yas ve okyanusun sessizliği ahenk içinde dalgalanıyor. Bu sadece bir insana verilmiş bir söz olmaktan da öte yazar ve çizer olan aj dungo’nun anlatımıyla sanki hepimizin verdiği bir söz oluveriyor. Tüm yaşattığı duygular ile harika bir çizgi roman deneyimi.
Duygu ve Düşünce
Dalga DalgaAJ Dungo · Baobab Yayınları · 20267 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 40. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:27
Benim için Siyah Süt, annelik, kadınlık, üretkenlik ve bireysellik arasında sıkışıp kalan bir kadının iç dünyasına yapılmış samimi bir yolculuk gibiydi. Elif Şafak, kendi deneyimlerinden yola çıkarak doğum sonrası yaşadığı duygusal karmaşayı ve yazarlık kimliğiyle annelik rolü arasındaki çatışmayı oldukça içten bir dille anlatıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanın içindeki farklı sesleri ve karakterleri görünür kılması oldu; çünkü bu yönüyle hepimizin zaman zaman yaşadığı kararsızlıkları, korkuları ve beklentileri sembolik ama anlaşılır bir şekilde yansıtıyor. Bana göre kitap sadece annelik üzerine değil, aynı zamanda kişinin kendini kabul etme ve hayatındaki farklı kimlikleri uzlaştırma mücadelesi üzerine de güçlü bir anlatı sunuyor. Yer yer deneme, yer yer anı niteliği taşıyan bu eser, akıcı dili sayesinde kolay okunuyor; ancak asıl etkisini, okuru kendi iç dünyasını sorgulamaya itmesinden alıyor. Bu yüzden ben Siyah Süt’ü, özellikle kimlik arayışı, üretkenlik kaygısı ve hayatın dönüştürücü süreçleri üzerine düşünmek isteyenler için samimi ve düşündürücü bir kitap olarak değerlendiriyorum. Kitapta ayrıca tarihte iz bırakmış birçok kadın yazardan söz edilmesi, anlatımı daha zengin ve etkileyici hâle getiriyor. Elif Şafak, özellikle annelik ve yazarlık arasında denge kurmaya çalışan kadınların yaşadığı zorlukları göstermek için farklı dönemlerden kadın yazarların hayatlarına değiniyor. Bu örnekler sayesinde, kadınların sanat üretirken toplumsal beklentilerle nasıl mücadele ettiklerini ve buna rağmen edebiyat dünyasında kalıcı eserler bıraktıklarını görüyoruz. Böylece kitap, yalnızca yazarın kişisel deneyimlerini değil, aynı zamanda kadınların tarih boyunca verdiği var olma ve üretme mücadelesini de gözler önüne seriyor. Bu yönüyle Siyah Süt,
İnceleme
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
8/10
·272 syf.··
2026 19. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 19:08
#Oscarwilde #doriangrayinportresi Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında kurgusu farklı olan bir kitaptı ya da ters köşe yapmasını bekleyeceğim bir kitaptı açıkçası. Dorian Gray; genç, güzelliğine düşkün, zengin, şöyle bir yürüdüğünde bile adından söz ettirecek bir karakter. Günlerden bir gün ressam Basil, Dorian Gray’in portresini yapar. O sırada tanıştığı ve Lord Hanry denen sözde aristokrat kişi de Dorian’a güzelliğin yitirilmemesi gerektiği gibi hedonist fikirlerini aşıladığı için Dorian’ın tablodaki gibi kalıp hiç değişmesem arzusu gerçeleşir. Asıl kilit nokta ise evet ete kemiğe bürünmüş Dorian hiç değişmemekte fakat Portresi değişen ve daha doğrusu hazla, güzellikle kirlenen ruhunu yansıtıp gün geçtikçe değişmektedir. Öyle ki takıntı haline getirdiği bu duygular hem ressamın hem de kendi sonunu getirir. Olan bu kirli ruha derinden aşık olan Sibly Vane ve amacı onu korumak olan abisine ve tabi ki Basil’e olur. Romandan çıkardığım ders ise “Her hal, gelip geçicidir. Önemli olan o an sahip olduğumuz güzelliklere odaklanmaktır. Ve vicdan muhakemesi er ya da geç zuhur edecektir. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacaktır.” Çarpıcı bir eser. Vermek istediği mesajlar net ve etkileyici. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar, kitaplı günler dilerim.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,4bin okunma