Anne ve Babamızın istediği gibi davrandığımızda bize “iyi kızsın” , “iyi oğlansın” denildi. Onların istediğini yapmadığımızda “kötü kız” , “kötü çocuk” olduk. Kurallara aykırı davrandığımızda cezalandırıldık, kurallara uyduğumuzda ödüllendirildik. Her gün defalarca cezalandırıldık ve defalarca ödüllendirildik. Bir süre sonra hem cezalandırılmaktan hem de ödül alamamaktan korkmaya başladık. Ödülümüz, ebeveynlerimizin, kardeşlerimizin, öğretmen ve arkadaşlarımızın bize gösterecekleri ilgi ve dikkatti. Bir süre sonra ödül alabilmeyi, insanların ilgisini üzerimizde toplamaya ihtiyaç duyar hale geldik.
Bize dair her şey değişiyor. Zihnimiz arşiv değil, her şey şimdinin süzgecinden geçiyor daima. Anılar unutulup gidiyor, yaralarımın rengi atıyor yıldan yıla, kavruk toprakta otlar büyüyor yine hiç durmadan.
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"