Gece yarısı treni | Matt Haig
Gece yarısı trenine geçmeden önce birazcık Matt Haig’in en ünlü romanı Gece Yarısı Kütüphanesi’nden bahsetmek istiyorum çünkü hepimiz Matt Haig’i bu kitapla tanıdık. Gece yarısı kütüphanesi deneyimlemediğimiz hayatları yaşamak için bize şanslar sunan bir noktadaydı. Ne ölüydü ne de diri Nora, hayatında yapamadığı şeyleri yapmak için ona şanslar verildi. Ve tabii ki hiçbirinde mutluluğu bulamadı çünkü mutluluk gerçekten içimizde, bizimle olan bir şey. Ben bu kitabı okuduktan sonra hayatımdan “keşke” kelimesini çıkardım. ( yazının devamı spoiler içerebilir)
İlk kitaptan farklı olarak bu kitap yaşamış olmayı istediği paralel evrenleri değil de yaşadığı tek bir hayatı tekrar en başından izlemesini anlatıyor. 81 yaşında ölen Wilbur Gece Yarısın Trenine biner ve bebekliğinden itibaren yaşadığı hayatı izlemeye başlar. Yaptığı hataları, göremediği detayları ve başarı hırsının nelere mal olduğunu anlar. Ama hayatını değiştirme şansı yoktur. Ta ki rüyadaki Wilbur ona eşlik edene kadar. Rüyadaki Wilbur ve hayalet Wilbur geri kalan hayatlarını birlikte izlemeye başlarlar. Ve işler burdan sonra değişir, daha doğrusu hataları düzeltme şansı doğar. Rüyadaki Wilbur balayında uyanır ve yapması gereken şeyleri görmüştür.
"Çünkü bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır."
Kendisinin de dediği gibi, gerçekten acımasız bir savaş sürüp gitmektedır Brutus'un iç dünyasında. Çünkü
Brutus, Caesar'ı en yakın dostu sayar, onu candan sever. Ne var ki. Roma Cumhuriyeti, tam anlamıyla bir idealist olan Brutus'un gözünde Caesar'dan da daha değerlidir. Cassius ile öteki suikastçılar,
Brutus'un aralarına katılması için ellerinden geleni yaparlar. Çünkü tüm Roma halkı Brutus'un ne denli erdemli olduğunu
bildiğine göre, eğer Brutus da aralarında olursa , Caesar'ın ölümü hak ettiğine herkes ınanacaktır. Sonunda Brutus ötekiler gibi kişisel çıkarlarını hiç hesaba katmadan, sırf idealizminden ötürü, sevgili arkadaşının kanını dökenlerden biri olmak zorunda kalır. Ne var ki, Brutus'un bu özverisi boşunadır. Çünkü Brutus
bir politikacı değil, çevresindekileri kendisi gibi sanan. fazlasıyla saf bir aydındır. Büyük bir savaşın arifesinde çadırında kitap okuyan, müzik dinleyen bu tipik aydının erdemlerı, siyaset alanında tümüyle geçersizdir. Brutus, Caesar'ın bedenine hiç zarar vermeden, onun siyasal tutumunun ortadan kaldırılmasını
istiyordu. Oysa bunun tam tersi olur. Caesar'ın bedeni ortadan kalkınca , temsilcisi olduğu siyasal inançlar büsbütün güçlenir. Brutus siyasal konularda sürekli yanılgıya düşer.
İlk defa bir kitap hakkında spoiler vermekten imtina etmiyorum. Aksine özellikle okumanızı istiyorum. Genelde ne anlatıldığı ve nasıl anlatıldığı öğrenildiğinde okuyucu bir soğur yaklaşmadan uzaklaşır o kitaptan. Ama bu öyleli değil işte. Pınar Kür’ün tüm kadınlar adına bir öykü üzerinden mücadelesi aslında. Sanki bir günah işlemişcesine mimlenmesi üstüne üstlük. Zulmü yaşayanlar yaşadığı zulmü anlatmak bir kenara dursun, hatırlamamalılar bile . Bunu kaleme alıp onların yerine dile getirenlerde en ağır cezayı almalılar erkek hegemonyasına göre. Ülkemizde onlardan biri ne yazık ki. Pınar Kür’ün dediği gibi;
“Okuma eyleminin insan muhayyelesini,düşünme ve kendi başına karar verme yetilerini geliştirdiği bilinen bir gerçektir. Öte yandan, hayal gücü kıt, düşünme ve karar verme yeteneği zayıf kişilerden oluşmuş bir toplumun ilerleyemeyeceği, bir koyun sürüsü kadar kolay yönetileceği de bir başka gerçektir. Düşünce özgürlüğünü bir kavram olarak bile ortadan kaldırmanın en iyi yolu, düşünmeyi bilmeyen kuşaklar yetiştirmektir.”
Sokrates’in savunmasına atıfta bulunarak son sözlerine girizgâh yapmış kendisi. Bende sizinle paylaştım. Kaydırarak okuyabilirsiniz..
Varın gerisini siz düşünün artık.!
Gerçek bir kahraman olmam için şart olan bu serüven ne zaman karşıma çıkacak acaba? Belki siz bilebilirsiniz sevgili okur. Ne de olsa sayfaları atlayıp benim geleceğimi görebilme hakkınız var. Beni nelerin beklediğini kolayca öğrenebilirsiniz. Hatta bu açıdan baktığımda görüyorum ki, siz yazarımdan da üstte bir yerlerdesiniz. Çünkü o bile tam olarak neler yazacağını bilmiyor. Bazen planladıklarını gerçekleştiriyor, bazen de erteleyip duruyor. Ama her durumda da tasarladığından çok başka şeyler çıkıyor ortaya, bunu sık sık itiraf eden cümlelerden geçiyor yolum.
Sayfa 115 - Can Yayınları, Haziran 2014 Basım·Kitabı okuyor