Peki, Türk tarihinin Cengiz Han’a bakışı nasıldır? İşte burada, özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkan millî tarih anlayışı ve Türkçü bakış açısı Moğol Cengiz Han'ı adeta Türkleştirmektedir. Kaldı ki, Cengiz/Çingiz ismi Orta Asya'daki Türk boylarından Kırım’a; Anadolu coğrafyasından Balkanlar'a kadar Türklerin yaşadığı pek çok yerde bir Türkleşmiş isim olarak kullanılmaktadır.
Örneğin Kırgızistan'ın ve Türk dünyasının en büyük roman yazarı olarak kabul edilen Cengiz Aytmatov bu ismi taşıdığı gibi, Kırım Türklerinin sesi olan büyük romancı Cengiz Dağcı da aynı isme sahiptir. Bu anlamda Cengiz Han'la Türklük arasında etnik bir bağ kurulması tartışılsa bile birtakım şeylerin kültürel olarak iç içe geçtiğini kabul etmek gerekir.
İnsan iyileşmeyi, yaşadıkları şeyleri hiç yaşamamış olmak gibi zannediyor bazen. Ancak yaşanılan her şey ruhumuzda bir iz bırakıyor ve bizi bambaşka bir insana dönüştürüyor.
İnsanı ruhsal açıdan en çok yoran şeylerin başında belirsizlik gelir. Bir sonraki adımda başımıza ne geleceğini bilmemek insanı kaygıya sürükler; kaygı da her an çalan, bizi sinir eden, uykumuzu kaçıran bir alarm sesi gibi tadımızı kaçırır ve rahatlamamıza engel olur.
Tuhaf şeydi, insanın bir zamanlar sıkı sıkıya sarıldığı inançlarını yitirmesi. Kanaatlerimizi bir öbek anahtar gibi yanımızda taşımak ama sonunda bunların hiçbir kapıyı açmayacağını fark etmek ne kadar garipti.