Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
İlk hareketim, boğucu bir nefretle her şeyi önümden itmek ve fırlayıp gitmek arzusuyla yapılmış bir hareketti. Yazık ki benim yaratılışımda olanlar ilk hareketlerini hiçbir zaman tamamlayamazlar, bu sefer de öyle oldu.
Sayfa 55 - Dergâh Yayınları
Reklam
Bir insan yüzünün en manalı bir alem olduğunu, ben o geceye kadar anlayamamıştım. Hayat dediğimiz o girift oyunun, aktörlerini bu kadar kuvvetle benimseyeceğini, onların her hal ve tavrına kendi akışının damgasını bu kadar kuvvetle vuracağını hiç düşünmemiştim. Yüz buruşuğunun, göz altındaki herhangi bir çizginin, dudak kenarındaki bir kıvrımın, ne bileyim, konuşmadan evvelki bir saniyelik bir tereddüdün, küçük bir el işaretinin, manasız ve ehemmiyetsiz bir bakışın, bir gülüşün, bir omuz düşüklüğünün bütün bir ömrü en ince, en karışık, en nüfuz edilmez taraflarından anlatacak birer emare, birer işaret olduğunu hiç düşündünüz mü?
Sayfa 80 - Dergâh Yayınları
Artık uyku bile benim için bir şifa değildi. Çünkü onda da rüyaların zalim ısrarı vardı.
Sayfa 82 - Dergâh Yayınları
... geniş, ağır ve kaypak halkalarını bütün vücuduna doladıktan sonra, zehirli dişini en can alacak yerine geçirmeye hazırlanan bir yılanın, ayaklarının ucunda birdenbire uyuyup kaldığını gören bir çöl yolcusunun inanılmaz sevinci içinde...
Sayfa 13 - Dergâh Yayınları
1938’de evleri basılıp arandığında NKVD’nin götürdüğü günlüklerine çok yanardı annem. O günlüklere okuduğu kitapları, gördüğü oyunları, filmleri kaydetmişti. Bu NKVD baskını, hiç bir şeyin güvence altında olmadığı hissini doğurmuş, o baskından sonra günlük tutmaktan vazgeçtiğini söyler ve hayıflanırdı. “O korku olmasaydı, savaş sırasında günlük tutardım, kaydedilmesi gereken şeyler görüp yaşadım. Şimdi yalnızca bir kısmını kim bilir belki de çok doğru olmayan bir şekilde hatırlıyorum.” Yine de NKVD’den uzak bir noktada eğreti de olsa bir düzen kurduğunda hiç olmazsa okuduğu kitapları kaydetmeye başlamış. Sonra da o defteri, kıymetli eşya olarak, ülkeler, kamplar, Türkiye’de bir sürü ev taşıma sırasında yanında taşımış. Defterdeki notlar 1966 yılının başına kadar geliyor. 1966 yılında yeniden günlük tutmaya başlamış. Artık emniyette olduğunu düşünmüş olmalı. Okuduğu kitapları da günlüğe kaydetmiş.
Kronik Kitap