Ayfer Tunç benim en beğendiğim yazarlardan birisidir. Annemin Uyur Gezer Geceleri, çıktığını duyduğum zaman doğaldır ki, heyecanlandığım bir roman oldu. Nitekim okumaya başlamamdan önce hakkında olumlu şeyler okudum. Bu da romana olan beklentimi artırmaya devam etti.
Roman üç kuşaktan kadınların hikayesi; hatta dört de diyebiliriz. Çünkü Şehnaz'ın anneannesinin annesini de katabiliriz. Esme, doğrudan doğruya roman kahramanı değilse bile, anneannenin anlatıları içerisinde kendisine epeyce yer buluyor. Bu, bir kadın romanı diyebilirim.
Anlatıcımız Şehnaz Hanım da dahil hepsi ailenin tek kızlarıdır. Akademisyen olan ve sonunda profesör olacak olan Şehnaz, öğretmen annesi ve anneannesiyle Moda’da, bir arada yaşıyor. Tam bir Ayfer Tunç romanı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü üslup olarak hemen anlıyorsunuz. Sadece, aforizmaları, beklediğimden daha az buldum. Ayfer Tunç'un çok sarsıcı cümleleri olurdu. Onu alır kullanırsın; çok hoşa giden, tekrarlanan cümleleri olurdu. Burada onların sayısını az bulduğumu söyleyeyim.
Oluşturduğu tiplerden birisi olarak bir erkek karakter de var orada. “E…” olarak geçiyor; ismini vermiyor. Şehnaz’ın üniversitedeki hocası ve hayatının tek aşkı; tutkulu bir beraberlik yaşadığı kişi. Bence çok bariz, ağır narsist bir karakter. Pek sevilecek bir tip değil aslında; ya da çok sevilecek bir tip. Zaten Şehnaz'ın da itiraf ettiği gibi, bipolar bir aşk var ortada. Okurken kızıyordum, hatta üzülüyordum. Ancak, aşk dediğimiz şey bir hastalık halidir. Bunun süresi önemlidir. Romanda Şehnaz'ın kendinden yaşça epey büyük olan hocasına duyduğu hayranlığın bir aşka dönüşmesi, tamamen kendini ona teslim etmesi, hatta kendini kullandırması ve hatta açık söyleyeyim, bir metresi durumunda olması söz konusu. Gelgelelim, Şehnaz da durumun farkında.
Tunç, romanda