...hazan-hazin-hüzün kelimelerinin aynı kökten gelip gelmediklerini nasıl öğrenirim diye düşünüyordum. O sıralar etimolojiye takmıştım, kelimelerin kökenlerini araştırmak istiyordum ama araştıramıyordum çünkü bir avuç insan dışında dilini korumayı kimsenin önemsemediği memleketimde yeterli kaynak yoktu.
Değerli kitap dostları… 2025 yılında toplam 95 kitap okumuşum. Bu ise, toplamda 23.808 sayfaya ve günde ortalama 65 sayfa okumaya karşılık geliyor. Bu 95 kitap arasında sizlere mutlaka önerebileceğim 15 kitap ise sıralama olmaksızın şunlardır:
Suyu Arayan Adam ( Şevket Süreyya Aydemir )
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana ( Yaşar Kemal )
Türk Mitolojisi ( Ahmet Taşağıl )
Dostlar Beni Hatırlasın ( Koptagel İlgün )
Fatih Sultan Mehmed ( İlber Ortaylı )
Şafak Sökmeden ( Selim Erdoğan )
6 Emin Kar ( Mustafa Kar )
Türkler Nasıl Müslüman Oldu? ( Erkan Göksu )
Mış Gibi Yetişkinler ( Doğan Cüceloğlu )
Telefon Melefon Yok ( Şermin Yaşar )
Bekle Beni ( Zülfü Livaneli )
İmkansız Coğrafyalar ( Coşkun Aral )
Delikanlı ( İzzet Günay )
Onu Sevdiğim Zamanlar ( Kemal Varol )
Mihriban ( Halil Koyuncu )
Taner Ay, ismini Ahmet Haşim'in o harikulade, Merdiven şiirinde geçen bir mısradan alan uzun hikayesi, Kızıl Havaları Seyret ki Akşam Olmakta'da muhayyel bir karakter olan Hüseyin Hilmi üzerinden komünist-sosyalist hareketin enteresan dönemlerine kapı aralıyor.
Kuzeybatı Rusya'da bulunan Solovki kampından birkaç mahkumun firar sahnesiyle başlayan eserde, aslında Mir Seyit Sultan Galiyev'in hikayesi merkezde tutuluyor. Malumunuz, Bolşevik İhtilal'in Müslüman halklar kanadının öncüsü sayılan Sultan Galiyev, pek çok devrimin kendi çocuğu ya da Sovyet vatandaşı gibi, Stalin'in zulmüne uğramış bir isimdi. Eserin belli yerlerinde, Sultan Galiyev'in de tutulduğu bu kamp anlatılıyor. Bununla birlikte Bolşevik İhtilal'in ilk dönemlerinden de söz ediliyor. Ardından, firar eden bu kişilerden birisi olan Hüseyin Hilmi, önce Finlandiya'ya oradansa İspanya'ya kaçmayı başarıyor. İspanya iç savaşında Cumhuriyetçiler ile Komünistler arasındaki kapışmayı arka fonda kullanan ikinci bölümde, onu artık kimlik değiştirmiş bir kişi olarak görüyoruz. Elbette İspanya iç savaşının da bir bakıma iç yüzünden ve bazı sembol isimlerinden bahsetmiyor değil…
Daha sonraki bölümde ise Meksika'ya geçiliyor. Yani Troçki'nin suikasta kurban gittiği dönemlerde orada bulunuyor. Kahramanının Meksika günlerinde yine dünyadaki bloklaşmayı arka fonda kullanan Taner Ay, son olarak onu Bolivya'ya gönderiyor. Artık seksen beş yaşına gelen; eski tüfek bir bolşevik olsa da ömrünü faşistlerden çok Stalincilerle mücadele ederek geçiren Hüseyin Hilmi karakterinin karşılaştığı kişi ise bu defa Che Guevara oluyor. Doğaldır ki, Küba devrimi ve Fidel Castro'dan da söz eden bir alt manzara var.
Nihayetinde, bir dönemin serencamını, kurgu içerisinde anlatan bir uzun hikaye okuyoruz. Bu arada Taner Ay’ın bütün o kişilere,