“Hayat, insanın kendi içinde kurduğu masallardan ibarettir. Biz onları başkalarına anlatırken bazen kendi gerçeklerimizi unuturuz. Herkesin hayatı bir yandan sıradan, bir yandan da bir mucizeyle doludur; yeter ki bakmasını bilelim. İnsan, sevdiklerinin gözlerinde kendi varlığını yeniden keşfeder ve bu keşif bazen en küçük anlarda, en önemsiz gibi görünen sözlerde gizlidir.”
"Yalnızlık, insanın içinde bir yerlerde haykıran bir sessizliktir; o sessizlik ki, dış dünyadan gelen bütün sesleri bastırır," şeklindeki bir alıntı, eserde bireyin yalnızlığını ve toplumsal bağlantılardan kopuşunu simgeler. Yakup Kadri, bu şekilde okuyucularına, bireylerin modern dünya içerisinde nasıl kaybolduğunu ve içsel huzursuzluklarını anlatır.
Roman, yalnızca bir bireyin yaşam mücadelesini değil, aynı zamanda bir toplumun geçirdiği değişimi sorgulamaktadır. “Köyü terk edenlerin bıraktığı bu viraneden, yalnızca bireyler değil, aynı zamanda toplum da etkilenmiştir” ifadesi, eserin ana temasını özetlemekte ve okuru düşündürmektedir.