8/10
·560 syf.··
2026 13. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 22:32
JANET FRAME "Soframda Bir Melek" Yapı Kredi Yayınları'nın 3. baskısı okuduğum kitap. Janet Frame'in 3 ciltten oluşan otobiyografisi bu kitapta bir araya getirilerek basılmış. Bir öz yaşam hikayesi olarak aynı türden eserlerden onu farklılaştıran ve belki de çok sıra dışı bir anlatım olmasına neden olan olay, yazarın uzun yıllar şizofreni tanısı ile akıl hastanesinde tedavi görmek zorunda kalışı ile ortaya çıkıyor. Stajyer öğretmen olarak göreve başladığı okulda denetim gördüğü sırada okulu terk edişi, ardından kendisine konulan şizofreni teşhisi, uzun yıllara yayılan sıkıntılı tedavi süreci. Frame hastanede kaldığı dönemde de çeşitli türden yazılar ve şiirler yazmaya devam ediyor. Belki de yaşadığı sarsıcı deneyime katlanabilmesini olanaklı hale getiren bu yeteneği olmuştur. Gerek kendi içsel sancıları gerek başka hastalara dair gözlemleri sıkıntılı günler yaşamasına sebep oluyor. Kendisi ile ilgili 'lobotomi' kararı onandıktan sonra, ameliyatına yalnızca birkaç gün kala "The Lagoon" adlı öykü kitabının Yeni Zelanda'da kazandığı Hubert Church Memorial ödülü sayesinde mucizevi bir şekilde ameliyattan kurtuluyor. Gerçekten çok sarsıcı ve şaşırtıcı... Hastaneden ayrılışı ve sonraki dönemde Londra'ya ve Avrupa'nın pek çok farklı bölgesine yaptığı seyahatler, ailesinin trajik öyküsü, başına gelen her türlü sarsıcı deneyime rağmen yaşama nasıl tutunduğu; aslında sarsılmaz bir iradenin ve yazma tutkusunun yeniden varoluşuna dair çok sıra dışı bir yaşamın izlerini hafızamıza kazıyor. Çok çok etkileyici, iz bırakan bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Soframda Bir MelekJanet Frame · Yapı Kredi Yayınları · 202262 okunma
10/10
·472 syf.··
2026 9. kitabı
Mısra; hayat dolu, zeki, inatçı olduğu kadar da neşeli bir kadın. Cesur Baybars; duvarları olan, yaşadıkları yüzünden gülmeyi unutmuş ve kendini işine vermiş bir adam. ​Mısra, şirkete stajyer olarak başladığı ilk günde merakına yenik düşerek kendini bir facianın içinde bulur. İlk iş gününde yaralanan Mısra’nın elini, Cesur bir an bile bırakmaz. Cesur’un sürekli kontrol altında tutmaya çalıştığı öfkesi, Mısra’nın "Elimi bırakma," dediği anda kaybolup gider. ​Tabii bu sakinlik ne kadar sürdü? ​O günden sonra her fırsatta Mısra’nın yanında soluğu alan Cesur, kendisi dahi bu duygu durumuna inanamıyordu. Mısra’nın enerjisi tüm aileye iyi gelmişti; ama geçmişin izleri yine kara bir bulut gibi üzerlerine çökmüştü. Cesur’un geçmişinde yaşadığı olaylar, en ufak bir durumda yeniden ortaya çıkıyordu. Mısra’yı başka biriyle gördüğü gün her şey çığrından çıktı. Cesur’un Mısra’ya söylediği sözler, genç kadının kalbini bıçak gibi deşti. ​Geçmişten gelen intikam duygusu, kıskançlık, çaresizlik... Bunca çıkmazın içinde sevgi kazanacak mı? Dağılmak üzere olan kocaman bir aileyi, geçmiş gelip yine buldu. ​Hikaye daha ilk sayfalardan alıp götürüyor. Öyle akıcı ilerliyor ki sayfalarda kaybolup gidiyorsunuz. Ayrıca yazarın sevgiyi naif bir biçimde anlatışı şahaneydi. #sevgi#aile#geçmiş#reklamdegİl @ilknur_yaylimates @paranayayinlari Merve @herayokuyanlarkulubu
1000k
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202645 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·64 syf.··
2018 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2018 00:00
Cemal Süreya'nın kendi ağzından Üvercinka kitabının hikayesi... ''Tamam. Üvercinka anılması güvercinle karışık bir ad. Bir kadın adı. Barışa, aşka, dayatmaya dönük bir kavram: kitaba ad olarak seçmeme gelince bunun iki nedeni var. Birisi belli: Günümüz şiiri ve bu arada benim şiirim kelimeyi zorlayan bir şiir. O adla şiirimi özetlemiş ya da bir parça belirtmiş oluyorum. Şiirimden ufak, ama anlamlı bir kesit vermiş oluyorum galiba. İşin ikinci nedeni son derece özel, salt günlük yaşama ilişkin bir şey.'' 1954 yılının Kasım ayında Eskişehir Vergi Dairesi'nde stajyer olarak göreve başlar Cemal Süreya. Liseden sonra boş kalmamak için eskişehir vergi dairesi'nde çalışan, Üvercinka adını verdiği bir kıza aşık olur. Müfettişlik sınavına hazırlandığı dönemde, 3 Ağustos 1955 yılında, Seniha'dan kızı Ayşe dünyaya gelir. Hatta Üvercinka, kızının doğumunu karşıladığı anda hastanenin kapısında bekler Cemal Süreya'yı. Üvercinka, o dönemde ayrılmak istediğini bildiren bir mektup verir Cemal Süreya'ya. Ertesi yıl da istanbul'da üniversiteye başlar. Yine de ilişkileri tamamen bitmez. Zaman zaman İstanbul'da görüşürler. Cemal Süreya, Matematik biliminde akademik kariyer yapan Üvercinka'nın evlenip, eşiyle birlikte Anadolu'ya gitmesinden çok sonra bile, onun izini sürmekten kendini alamaz. Cemal Süreya'nın yaşamı boyunca, üvercinka'nın kim olduğu gizini korur okur açısından. Cemal Süreya
Şiir
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 99. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:14
Herkese Merhaba Bugün sizlere İlknur Yaylımateş kaleminden Son Nefese Kadar kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 472 sayfalık bir kitap •Bu kitabın sayfaları sizi resmen bir dizi setinin tam ortasına bırakacak, kalbinizi hem sızlatacak hem de öfkeden deliye döndürecek. •Hikaye, Kızıl Kraliçe lakablı Mısra’nın, Baybars Holding’de stajyer olarak işe başlamasıyla start alıyor. Ama Mısra, holdingdeki ilk gününde patronu Cesur Baybars’a yani Kral'ımıza yapılan bir suikast girişiminin tam ortasına düşüyor. Hiç düşünmeden kendini feda edercesine Cesur’u kurtarmasıyla, ikili arasında alev alev yanan, kaçınılmaz bir aşk başlıyor. •Cesur ve Mısra’nın aşkı o kadar hızlı ve derin gelişiyor ki, kendilerini bir anda asla bırakmama sözü vererek evli buluyorlar. Ama huzur bu hikayeye biraz uğrayıp geçti diyebilirim. Cesur’un o aşırı korumacı ama bir o kadar da yakıcı kıskançlığı, bir de üstüne kumpaslar ve Mısra’nın ona ihanet ettiğini sanmasıyla her şey yerle bir oluyor. •Cesur’a bu bölümlerde o kadar çok sinirlendim ki anlatamam. İnsan hiç mi dinlemez, hiç mi anlamaya çalışmaz? Mısra’nın o güçlü duruşunun arkasındaki kırgınlığı hissettikçe resmen onunla beraber ağladım. Cesur, Kral falan ama bazen gerçekten sabır sınırlarını sonuna kadar zorluyor. •Geçmişin düşmanları Mısra’yı hedef aldığında, Cesur hem kendi hatalarıyla hem de sevdiği kadını kaybetme korkusuyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Hikaye öyle bir noktaya evriliyor ki; aşkın sadece güzel günlerde el ele tutuşmak değil, en karanlık anda son nefese kadar siper olabilmek olduğunu anlıyorsunuz. Olaylar çözülürken döktüğüm gözyaşları sanırım bir göl oluştururdu. •Ben dram severim, entrika severim, imkansızın içindeki o yakıcı aşkı okumak istiyorum diyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Hazırlıklı
Son Nefese Kadarİlknur Yaylımateş · Parana Yayınları · 202645 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 21. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 20:14
Colorado kid klasik King tarzından hayli bir farklı kitap olarak karşımıza çıkıyor. Bilinmeyen i merak etme arzusu ve hayatta her zaman bazı şeylerin net açıklaması olmadığını gösteren, gizemin hayatta her zaman suyun üstünde ki dubalar misali yükseleceğini anlatan bir kitap Colorado kid. İki gazeteci ve bir stajyer anlatımında devam eden hikaye de en çarpıcı özellik bir sonuca bağlanmasa da bir tatmine ulaşmışlık var okurda. Yazar gizem denen kavramın hayatın sonuçlarından biri olacağını ve bu sonucun sonu üç nokta da olsa kabul edilmesi gerektiğini detaylı işleyerek anlatmış adeta. Ana karakterlerin geçmişi hakkında bilgimiz yok. Tasvirler az. Ama karakterler çok akılda kalıcı. King'in çevre betimlemelerinin kitapta az olmasını hiç yadırgamadım. Çünkü anlatmak istediği gizemi öyle güzel betimlemiş ki asıl konumuz bu beyler demiş kalemiyle. Ve değişik bir türü kendince yorumlayıp yazmış. Başarılı da olmuş. Sonuç olarak da kitaptaki karakterlerimizden birinin sık sık dediği gibi "e ya" kitap kesinlikle tavsiye edilir bir kitap. King'in nadir gizem eserlerinden biri. Ve ders verici...
Colorado KidStephen King · İnkilap Kitabevi · 2017508 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 14:20
Ömer Faruk Dönmez’in kaleminden çıkan “Son Konuşma”, ilk bakışta kısa ve kurgusal bir metin gibi görünse de, satır aralarında insanın en derin zaaflarına dokunan, düşündürücü bir eser olarak kendini açığa çıkarıyor. Kitabın adı bile aslında içeriğin güçlü bir özeti niteliğinde: Bir mezuniyet gecesi… Ve sahnede, İblis Kurt Düşüren… Karşısında ise dünyaya dağılacak olan stajyer şeytanlar. Bu kurgu, alışılmış anlatıların oldukça dışında bir bakış açısı sunuyor. İnsanlara doğruyu anlatmak yerine, kötülüğün dilinden hakikati gösteren bir yöntem tercih edilmiş. Ordinaryüs Profesör Doktor unvanıyla sunulan bu karakterin yaptığı konuşma, aslında bir “şeytani strateji rehberi” gibi ilerlerken; okuyucu, farkında olmadan kendi hayatına ayna tutmaya başlıyor. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, dilinin sadeliğiyle birlikte taşıdığı derinlik. Ömer Faruk Dönmez Ömer Faruk Dönmez , karmaşık cümlelere ya da ağır anlatımlara ihtiyaç duymadan, oldukça akıcı bir üslupla büyük meseleleri göz önüne seriyor. Hatta öyle ki, altını çizmeden geçtiğim sayfa neredeyse yoktu; her cümle, insanın zihninde bir iz bırakacak kadar güçlü ve sarsıcıydı. Özellikle insanın zaafları, nefsin kandırılma biçimleri ve küçük görülen hataların nasıl büyük yıkımlara dönüşebileceği, ince ama etkili dokunuşlarla anlatılıyor. Konuşmanın içeriği ilerledikçe, şeytanların insanları nasıl yavaş yavaş, fark ettirmeden, hatta bazen “iyi niyet” kisvesi altında yoldan çıkarabileceği anlatılıyor. Burada en dikkat çekici nokta, kötülüğün çoğu zaman büyük ve ürkütücü adımlarla değil; küçük, masum ve sıradan görünen seçimlerle hayatımıza sızmasıdır. İşte kitap tam da bu noktada okuyucuyu sarsıyor: Çünkü anlatılanlar yabancı değil, aksine son derece tanıdık. Eserin kurgusal yapısı, aslında didaktik bir metni çok daha etkileyici hale
Felsefe-Düşünce
Son KonuşmaÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 2024148 okunma