Sevgi

Puan vermedi
İktidarın Patoloğu: Machiavelli ve Kadim Bilginin Modern Tezahürü Machiavelli’yi okurken, Doğu ve Batı siyaset geleneği arasında sanıldığından çok daha derin bir süreklilik olduğu görülür. İbn Haldun’un Mukaddime’de toplumların refah düzeyi, coğrafya ve iklimle birlikte insan karakterini nasıl biçimlendirdiğini anlatması; Nizamülmülk’ün Siyasetname’de devletin devamı için güç, denge ve itaat ilişkilerini açıkça tarif etmesi; Hasan Sabbah’ın inanç, korku ve mutlak bağlılık üzerinden iktidarın karanlık yüzünü kurması… Tüm bu örnekler aynı hakikate işaret eder: Siyasetin dili değişir, coğrafyası değişir; ama insan değişmez. Machiavelli, Rönesans Avrupa’sında bu kadim bilgiyi seküler, çıplak ve sistematik bir dile döken isimdir. Machiavelli devleti, bir doktorun insan biyolojisini incelediği gibi inceler. İnsan bedeni nasıl belirli işlevlere sahip organlardan oluşuyorsa, devlet de kendi içinde organlara ayrılır. Her organın bir görevi, her görevin bir işleyiş biçimi vardır. Devlet onun için ahlaki bir ideal değil; işleyen, bozulabilen ve müdahale gerektiren canlı bir organizmadır. Bu nedenle Machiavelli bir ahlak vaizi değil, bir iktidar patologudur. Onu “şeytan” yapan da tam olarak budur. Machiavelli siyaseti “olması gereken”den koparıp “olduğu gibi” ele alan ilk modern düşünürlerdendir. Tıpkı bir doktorun hastalığı ahlaken yargılamadan semptomlarını incelemesi gibi, o da iktidarın belirtilerini inceler. Rönesans’ın ampirik ve hümanist bakışını, siyasetin en karanlık alanına uygular. Bu yaklaşımın kaynağı kimliğinde saklıdır. Machiavelli bir filozof ya da soylu değildir; bir devlet memurudur. Teoriyi saraydan değil, bürokrasi masasından üretir. Bürokratları, askerleri, bankerleri, soyluları ve halkı gözlemler; not alır, karşılaştırır, sonuç çıkarır. Bu yönüyle bir
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fiziksel bedenimiz, semptomatik olarak her ne kadar geçmiş deneyimlerimizi ve gelecekteki öngörülerimizi yansıtıyor olsa da aslında tam olarak andadır. Fonksiyonlarında tam olarak andadır; kalp sadece şimdide atar. Fiziksel varlığımızı ancak Şimdiki Zaman Farkındalığı'nı kazandığımızda tecrübe ederiz. Örneğin fiziksel var olmayı deneyimlediğimizde kendi kalp atışlarımızı hissedebiliriz. Maalesef bu deneyimi en yakından yaşadığımız anlar, ani bir kaza geçirdiğimiz ya da aniden korktuğumuz zamanlar-dır. Bu korkuyla tetiklenen zamanlarda, farkındalığımız tam olarak bedenimize girer ve damarlarımıza pompalanan kanı hissedebilir, kalbimizin göğsümüzde atışını duyarız. Ama yaşam deneyimimizi "zaman" dediğimiz zihin âleminde geçirdiğimizde çoğunlukla duyup hissetmeyi bırakın, bir kalbimiz olduğunu bile unuturuz.
“İçinde doğduğunuz aile, içinde yaşadığınız kültür, arkadaşlarınız, işiniz, izlemiş olduğunuz her bir film, yapmış olduğunuz her bir sohbet sinir sisteminiz üzerinde iz bırakmıştır. Bu kalıcı, mikroskobik izler birikerek sizi siz yapan bütünü oluşturur ve nasıl birine dönüşebileceğinizle ilgili sınırlamalar getirir.”
“Yaklaşık yedi yıl içinde vücudunuzdaki her bir atomun yerini başka atomlar almış olur.”
“Insan vücudu, karmaşıklık ve güzelliğiyle bir başyapıt; birbiriyle uyum içinde çalışan kırk trilyon hücrenin hayat verdiği senfonidir.”