St.B! Book Club

St.B! Book Club
Instagram: instagram.com/stbbookclub Bir İnsan Olmak Youtube Kanalı : youtube.com/@birinsanolmak Bir İnsan Olmak Blog : birinsanolmak.com
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 32. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2022 18:39
Son iki senedir fiziki okumanın dışında aktif bir sesli kitap dinleyicisiyim. Kitap okumak popüler kültürün trendlerinden geri kalmak gibi bir durum sağlarken, sesli kitap dinlemekte müzik dinleme alışkanlığımı neredeyse bitirdi. Yalnız bir yolculuk yapacaksam veya yürüyeceksem müzik dinlemek ilk tercihim olmuyor. (Sanırım bunu biraz dengelemem gerekli. )Özellikle podcast kıvamında dinlenebilecek kitaplar dikkatimi çekiyor. Destek Felsefe serisine İlk olarak Mimar Sinan ile başlamıştım. Hap bilgi kıvamında kaliteli bir dinleme deneyimi yaşamıştım. Sonra sırasıyla dinleme kararı alıp, hangi kitabı dinlemeliyim sorusuna cevaben güvenli bir liman edindim kendime. Belki okuma kararlarıma ve ilgi alanlarıma etkisi bile olmayacak yeni yeni isimler ile karşı karşıya geldim. Bunlardan birisi de Rabindranath Tagore. Hint felsefesi, edebiyatı veya sanatı bir seçim opsiyonu olarak aklıma gelmezdi bile. Bu anlamda Destek felsefe serisini kıymetli buluyorum. Farklı isimler, farklı düşünceler, farklı odaklar doğrultusunda yeni kapılar aralıyor. Halen odak belleyebileceğim bir isimle karşılaşmasam da “ne güzel insanlar var be” dedirten kaliteli bir dinleti ortamı sağlıyorum kendime. Rabindranath Tagore adı ile ilk kez karşılaşan biri olarak, harika bir tanışma kitabı oldu. Felsefi ve edebi yeteneği ile birlikte, aynı zamanda İngiliz emperyalizmine karşı bilek kuvveti ile de mücadele göstermiş bir fikir adamı. Kurtuluş mücadelemizi hayranlıkla takdir etmiş, Atatürk tarafından da bu takdir karşılıksız bırakılmamış. Bülent Ecevit kitaplarını dilimize kazandırmış. Yetmiyor yetmiş yaşında doğru resim yapmaya başlıyor. Son olarak Einstein ile yaptığı sohbette okumaya değer. Kitabı derleyen isim Nabi Resuloğlu; harika bir okuma yolculuğu tasarlamış. Seslendiren Fatih Sönmez gayet dengeli
Kimse Bize Ait Değildir - Rabindranath TagoreNabi Resuloğlu · Destek Yayınları · 2022594 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·249 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 01:18
Merhaba herkese Thomas More’un büyük mirası ve hiç olmayan yeri Ütopya adasından bahsedelim biraz. Eğer olurda bu yazıyı okursanız öncelikle Sokratesin Savunması ve Platon’un Devlet’i gönderilerine bakmanızı öneririm. (Buraya yazmadıysam instagram stbbookclub hesabında var) Dönemin İngiltere’si için eleştirel bir yaklaşımla yazılan Ütopya, günümüze kadar ideal bir yeryüzü cennetinin en iyi örneklerinden biri olarak anılır. Sözgelimi İngiltere Kralı VIII. Henry ve Kastilya prensinin arası bozuluyor. Kriz görüşmelerinde yeralan More, Peter Giles adında saygı duyduğu bir isimle karşılaşır. Giles sohbet esnasında onu Raphael Hythloday adında, dünyayı dolaşabilmek için varını yoğunu geride bırakan bir gezginle tanıştırır. Raphael konuşması güçlü, hukuk bilgisi derin, belleği eşsiz ve iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Sazı eline alıyor ve Ütopya adında bir adadan bahsederek başlıyor konuşmaya. Kitabın birinci bölümü burada sonlanır ve ikinci bölüme geçer. Bu arada ilk kısımda üst düzey toplumsal karşılaştırmalar içeren bir sohbete şahit oluyoruz. Raphael; Adanın coğrafi özelliklerinden başlayıp, konumu itibari ile savunma avantajlarına, ilk kralına, kullandıkları dile, şehirlerinin yapısına, tarım uygulamalarına kadar derin bilgiler aktarır. Ek olarak mülkiyet hakları, şehrin yetkili isimlerinin seçimi, zanaat yetkinlikleri ve eğitim sistemi alanlarında kullandıkları uygulamalar daha önce hiç bir Avrupa şehrinde görmedikleri şekilde aktarılır. Gereksiz yasalardan izole, tüm toplumun benimsediği bir hukuki düzenden bahseder. Altın, gümüş ve kıymetli taşların değersiz olduğu, kimsenin inancına baskı yapılmayan, çalışmanın verim odaklı değerlendirildiği, savaşların sevilmediği bir yerdir Ütopya. Sayfa sayısı itibari ile kısa ama olmak istediğiniz o yer için sizi düşünmeye
Felsefe-Düşünce
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,7bin okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2022 18:49
Dünyayı ele geçiren internet aslında kimin elinde? Eğer bir Pollyanna olursak, Internet bugün hepimizin avuçlarının içinde. Hem eleştirir hem de bir günümüzün saatlerini çeşitli cihazlar ile ona ayırırız. Ama nasıl çalıştığı konusunda bir cevap alınmaya çalışılsa, çoğu kişi tarif etmekte zorlanacaktır. Tarif etmek bir kenara, içinde büyük bir bilinmezlik yaratır. Hem özgürlük demektir, hem erişim kısıtlaması. İletişimin ana parçalarından biri olsada, çok ciddi mahremiyet sorunları barındırır. Her konuda kendimizi haklı görür ve büyük fikirler paylaşırız, ama birilerininde büyük verilerinin küçük parçalarıyızdır. Benim gibi kimilerinin ekmek teknesi, kimilerinin avatarıdır. Tarif etmeye kalksak herkesin mutlaka bir fikri vardır. Dolaylı ya da olduğu gibi bir şekilde aktarılabilir. Ama nasıl çalıştığı konusuna pek kafa yorulmaz. Yazarımız James Ball kitabın birinci kısmında bu kısım için kafa yorarak internetin mekanizmasını irdeliyor. Internetin ilk bulunuşundan günümüze kadar evrilmesi ve konunun mimarları ile yapılan ropörtajlarla, bu büyük sistemi anlamlandırmaya çalışıyor. İkinci kısım ise; bu büyük sistem, temelinde her ne kadar özgür bir felsefe ile yola çıksa da devletlerin, kurumların ve para babalarının nasıl konumlandığını , kar gütmek uğruna ne gibi mahremiyet sınırlarının aşıldığı konusunda derinlemesine analiz içeriyor. Üçüncü kısımda ise ortalık biraz daha geriliyor. İnternet dediğimiz dünya sonuçta bir sistem. Her sistemin de bir karşıt görüşü vardır. Bu bölümde siber saldırılardan, kural koyuculara, wikipedia gibi internette kar gütmeden de iyi işler yapılabileceğine dair göndermelerde bulunuyor. İki kelime ile özetlemek gerekirse "İnternetin Biyografisi" demek yanlış olmayacaktır. Denizaltı , toprak ve havadan iletilen veriler adına gayet basit
Teknoloji
SistemJames Ball · Timaş Yayınları · 202156 okunma
8/10
·366 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2021 04:00
Adettendir, komşudan gelen tabak boş gönderilmez.Adettendir, misafirliğe gittiğin evde çay ikram edilir; teşekkür ederim içmeyeyim dersin. Kahve yapayım , soda vereyim diye içilene kadar sorulur da sorulur... Bunlar tebessüm ettiren, gönül hoşluğu yaratan geçmişten bugüne gelen ufak miraslardır. Bunlar gibi sosyal adetlerimiz belki yüzlercedir. Ama hem bizim, hem farklı toplulukların her geleneği maalesef bu iyimserlik çerçevesi içerisinde değil. Özellikle çocuklar ve kadınlara dayanan, dayatılanlar. Buzdağı Yayınevi tarafından basılan Robert B.Edgerton 'un Hasta Toplumlar eseri temelinde bu konuları inceliyor. Halkların varlığını tehdit eden, kültürlerinin veya dillerinin yok olmasına neden olan, toplumları kışkırtan, akıl ve ruh sağlıklarını olumsuz etkileyen örf, adet, gelenek ve uygulamaların (ne derseniz artık) ekseninde insanın izini sürüyor. Yazar bunu yaparken diğer antropologlara ters köşe yapıyor. Ayyy ne kadar şeker bir gelenek diyen antropologların aksine farklı bakış açıları sergiliyor. Örnek vermek gerekirse; Jane Belo Balililer hakkında "Bebekler ağlamıyor, çocuklar kavga etmiyor, kızları iffetli, büyüklerine saygı duyuyorlar, kanunlara bağlılar vs vs " diye yazıyor. Ancak gerçekte erkeklerin eşlerini dövdüğü, kadınların evden kaçtığı, çocukların asi olduğu ve isyan eden bireylerin çokluğu dikkat çekecek ölçüdeymiş. Yazarımız bu gibi tüm konu başlıklarını adaptasyon ve maladaptasyon çerçevesinde değerlendirip, söz konusu geleneklerin toplumlara olan etkilerini gözler önüne seriyor. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebeplerinden birisi de sanırım Doğan Cüceloğlu hocamız. Var mısın? adlı kitabında okuyucularına hedef gösterdiği bir eser. Önsözünü de kendisinin yazdığı bir eser ayrıca. Okuma deneyimine gelince; Var mısın ? kitabından çıkıp bu
İnsan
Hasta ToplumlarRobert B. Edgerton · Buzdağı Yayınevi · 2017724 okunma
10/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2021 03:32
Düşünsenize bir sabah uyanıyorsunuz ve size bir mesaj geliyor. Mesajın geldiği numarayı tanımıyorsun. Gelen mesaj içeriği şu şekilde ; "Kimsin sen" Asıl sen kimsin be adam ? Kitabımızın temelini işte bu soru oluşturuyor. 15 yaşında olan genç kızımız Sofie, bir gün posta kutusuna gelen, kimin gönderdiğini bilmediği bu soru ile güne merhaba diyor. Bu derin ve felsefi soruya Sofie kızımız da soruya soru ile cevap veriyor. Kimim ben ? Soru sorma yeteneğin varsa felsefe dünyasına ilk adımı atmışsın demektir. Norveçli yazar Jostein Gaarder bu noktadan yola çıkarak felsefe tarihi içeren roman içinde roman barındıran muhteşem bir kurguya imza atıyor. Sofie kızımız soruya soruyla cevap verdiği bu aşamada ; gelsin Demokritos'lar, gitsin Kant'lar, Hegel'ler... Çoğu felsefi akım ve dönemlerin ana niyet ve amaçlarına küçük küçük dokunarak Sofie'nin bu esrarengiz sorusunun cevabını arayışına tanık oluyoruz. Okuma deneyimi açısından kolay, ancak felsefeye ilk kez adım atılacaksa bol bol alıntı, filozof ve dönem notları alacağınız bir eser. Genç dönem okuyucularına hedef gösterilse de ben genel okuyucu kitlesine yönelik olduğunu söyleyebilirim. Genç nesillere felsefeyi sevdirmek için yazılmış bir eser olsa da kitabın finaline doğru olan küçük bir kısım okuyucu yaş sınırı konusunda kimilerini soru işaretlerine itebilir. Yazarımız “ İnsanları eğlendirerek felsefeyi nasıl anlatabilirim?” sorusunun yanıtı ile ilgilenmiş ve sanırım bence cevabını bulmuş. Kitabın satış rakamları zaten bunu kanıtlıyor. Bu arada kaynak bir felsefe tarihi kitabı değil. Ama bir yerden başlamak gerekirse , güzel bir anahtar olacaktır felsefe dünyasının kapısını aralamak için.
Edebiyat
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma