Kitabı 5 yıl kadar önce okumuştum. Ama benim için hala ilk sırada yeri... Maya Duran ve Maximillian Wagneri özlüyorum gerçekten. Özledikçe de açıp açıp okurum kitabı. Kitabın konusunu anlatmayacağım onu zaten internette bulabilirsiniz. Hikayenin gerçekliği mi beni etkileyen yoksa gerçekten Struma gemisinin Şile açıklarına geldiğinde kendimi o sahilde olanları izlerken hayal etmem miydi bilemiyorum. Livaneli kitapları zaten muhteşem, anlatımı, akıcılığı kime önerdiysem de çok sevdi. Bir de size tavsiyem kitabı okurken Farid Farjad'ı dinlemenizi tavsiye ederim. Zira ben ne zaman bir yerde eserlerinden birini duysam Struma gemisinden beklediğini alamayan Wagnerin yanında buluveriyorum kendimi.
Şermin Yaşar... Bayılırım hem kişiliğine hem çocuklara kattıklarına hem de Türkçemiz için verdiği çabalara :) Kitabımıza gelince çocuk kitabı gibi görünüyor ama hepimiz çocuk olduk sonuçta ve kitapta yazan bütün haylazlıkları yaptık :) O yüzden okuması çok keyifli. Bizi geçmişe götüren, bakkallarda doldurduğumuz kolonyaların burnumuzu sızlatan kokusunu çeke çeke bakkaldan aşırdığımız çikolataları yemenin keyfini alacaksınız okurken. Çok tavsiye ediyorum ya ne diyim :)))
Tam bir başucu kitabı. Kitabı tek seferde okuyup bir kenara atmamanızı tavsiye ederim. Yaşamınızda sıkıştığınız noktalarda, kendinizi sona gelmiş hissettiğinizde açıp bir sayfasını okumalısınız. Kişisel gelişim kitaplarının tek düzeliğinden ziyade farklı noktalara değiniyor çünkü. Bana en çok dokunan noktası "Hiçbir şeyi kişisel algılama" oldu. Çünkü benim hayatımın büyük bir eksik noktası bu. Aslında bizden kaynaklandığını düşündüğümüz birçok şey söyleyen ya da yapan kişinin kendini yansıtmasıymış. Bu cümleyi bile öğrenmem hayatıma çok şey kattı diyebilirim. Keyifli okumalar...
Nermin Yıldırım'ı çok duydum ve merak ettim son zamanlarda. Özellikle Ev ve Dokunmadan kitaplarını almayı çok istemiştim ama ilk romanı olduğunu öğrenince bu kitabıyla başlamak istedim tanışmaya. Hani böyle yağmurlu bir akşamda sokakta yürürken şehrin ışıkları arasında akşam soğuğu yüzünüze vururken koşarak bir kafeye girer ve içinizi ısıtacak bir şeyler içmek istersiniz. Bu kitabı okuyunca kendimi bunu yaparken hayal ettim hep.
Süreyya... Ah! Güçlü ama bir o kadar naif, kalabalık ama bir o kadar yalnız... Çocukluğunda almış yaraların hayatı boyunca peşini bırakmamasını, tekrar tekrar dönüp onu bulmasını, aynı şeyleri sevdiklerine istemsizce onun da yaşatmasını gördük hep. Kitapla ilgili yorumlarda birçok olay örgüsünün aynı anda anlatıldığını, bağdaştıramadıklarını okumuştum. Evet birçok konu, olay anlatılmış ama bence anlatımın duruluğundan dolayı bizleri sıkacak gibi değildi. Hepinize tavsiyemdir, diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.