Di serdema berî Eşkanî da jî heman rewş heye û peyva Kurd bi varyantên cuda di çavkaniyan da hatiye bikaranîn. Bo nimûne dîroknas û coxrafînasê Yewnanî Strabon ji bo Kurdên serdema Hexamenîşî (BZ 550-BZ 330) varyanta Kyrtioi/Cyrti (Kird) bi kar aniye.
Kurdî
Smyrna deniz ticareti, art bölgesindeki ürün çeşitliliği ve bolluğu sunan verimli tarım alanlarının gelirlerinden oluşan zenginliğini inşa ettiği görkemli kamu yapılarına yansıttı. Bu zenginliğin kalemlerinden biri Strabon'dan öğrenildiği kadarıyla şarap üretimi ve ihracatı olmalıdır. Bu gelirlerin yansıdığı görkemli kamu yapıları ile Strabon, Smyrna,yı "bütün kentlerin en güzeli" Olarak tanımlamıştır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"İnsanları batıl inançlar ve korkularla denetlemeleri gerekiyordu ve bunların da mitler ve mucizeler olmadan ortaya çıkması mümkün değildi." (Strabon, Geographika)
David Hume
Yaşamın hangi yaş ya da dönemi boşinançlara en çok yatkın olur? En zayıf ve en ürkek olanı. Hangi cins? Bu soruya da aynı karşılığı vermek gerekir. Strabon, “Her çeşit boşinancın önder ve örnekleri kadınlardır,” demektedir. Kadınlar, erkekleri sofuluğa, dualara ve din bakımından sayılı günleri tutmaya iterler. Kadınlardan ayrı yaşayıp da bu gibi uygulamalara düşkün olan biri güç bulunur. Bu nedenledir ki, Get'ler arasındaki, evlenmezlik kuralına uyan ve buna karşın, yine de en dinci bağnazlar olan bir erkekler tarikatı hakkında söylenenler kadar olamayacak bir şey yoktur. Belki Strabon'un zamanında pek yaygın bir uygulama değildi, ama bir kimsenin hem evlenmezlik kuralına uyup cinsel ilişkilerden uzak kaldığını, hem de o ürkek ve soğuk cinsle en yakın bağıntılar sürdürerek onlarla en keskin bir duygudaşlık gösterebildiğini kendi deneylerimizden bilmeseydik, bu akıl yürütme yöntemi bizi keşişlerin dine bağlılığı konusunda kötü bir fikir beslemeye götürürdü.
Felsefe-Düşünce
• Strabon
Dünyada tek bir okyanus olduğunu ve sürekli Batıya gidilerek Hindistan’a varılabileceğini söylemiştir. Eskiden beri var olan deniz ve karaların yer değiştirdiğine inanmıştır. Dağların oluşumunu iç basınçla açıklamıştır. Denizin zamanla yükselebileceğini söylemiş ve bunun kanıtı olarak da dağlardaki deniz hayvanlarının kabuklarını örnek göstermiştir.
Nobel Akademik·Kitabı okudu
Alıntı
Etnografik ve antropolojik veriler de Sarmatların Türk et-nosuna ait oldukları hipotezini doğrulamaktadır. Onların ya-şantılarını bilen eski devir yazarları, tek bir ağızdan Sarmatla-rın hayvancılıkla uğraşan göçebeler olduklarını, at eti yiyip, kımız içtiklerini ve kement kullandıklarını yazmaktadırlar. Antik tarihçi ve coğrafyacıların verdikleri bilgiler çok önemlidir. Strabon (M.Ö. I. Yüzyıl) Kafkasya'da bulunmuş, Sarmatlarla ilgili olarak "Yiyecek olarak genellikle et değil, özellikle at eti tükettiklerini, kımızdan peynir ürettiklerini, özel bir tatlı yapımı için taze ve ekşi süt kullandıklarını" yaz-maktadır (Strabon, kitap IV., 6: AISK, 1990, s. 63-64). Burada söz konusu edilen içeceğin, Karaçay-Balkar ve diğer bazı Türk halklarının içeceği olan ayran olduğu muhakkak. Pliny ve Mela (M.S. I. Yüzyıl) bu noktaya özellikle vurgu yapmaktadırlar: "Sarmatlar, ev olarak arabalarını kullanırlar". Bilindiği gibi araba göçebe Türk kabileleri için fevkalade önem taşıyan belirleyici bir özelliktir (Pliny, kitap IV., 80; Pompony Mela, kitap II, 2). Sarmatlarla ilgili antropolojik verileri de İskitler, Hunlar ve diğer kadim Türk kabilelerine ait verilerle örtüşmektedir. Bazı antropologlara göre Iskitler ve Sarmatların bir bölümünde Mongoloid çizgilerin varlığı, onların Türk etnosuna ait olduk-larını göstermektedir. M.S. I. Yüzyıla ait Sarmat mezarlarındaki heykelcikte erkek figürü şaşı gözlü, basık burunlu ve çarpık bacaklı olarak tasvir edilmiştir. Antropolojik araştırmalar, Avrupa Sarmatlarının ka-fatasları ile Dağlık Altay bölgesi Pazırık kurganlarından çıkan Asya Iskitlerinin kafataslarının karşılaştırılması sonucunda Sarmatların kadim Türklere olan etnik yakınlığını kanıtlamak-tadır (Tot, Firnşteyn, 1970).
Sayfa 120·Kitabı okudu