Yavuz Sultan Selim 1512-1520 yılları arasında sadece sekiz yıl hükümdarlık yapmıştır. Bu kadar kısa süre içinde Osmanlı Toprakları iki katından daha fazla çıkarılmıştır. İran’daki Safevi, Kahire ve Orta Doğu’daki memluk, musul-Kerkük-erbil havalisideki eyyubi krallığını ortadan kaldırmakla kalmamış, mekke, Medine ve kudüs gibi kutsal şehirleri de zapt etmiştir. Buradaki emanetleri de ele geçirerek İslam dininin başkanlığını, yani halifeliğin Abbasilerden Osmanlı’ya geçirmiştir. Türk din adamları Ayasofya cami minberine çıkarak Yavuz Sultan Selim’in halifeliğini ilan etmişlerdir. Böylece Halifeliğin kutsal hakları Selim’e geçmiş oluyordu. Bilindiği gibi halifelik Hazreti Peygamber’in vekili olarak dini ve dünyevi meselelerde bütün Müslümanları temsil etmek, Müslümanlar üzerinde genel tasarruf hakkına sahip olmak yetkisi demekti.
Yavuz, harp sanatını fevkalade uygulayan askeri bir deha idi. Kurduğu haber alma sistemi yardımıyla gideceği ülkenin stratejik özelliklerini önceden biliyordu. Bu özelliklerini dedesi Fatih’ten almış olmalıydı.
- Stratecia, generallik, paşalık, savaş sanatıdır strateji. Osmanlıların kelimeyi sevkülceyş olarak türkçeliştirilimesi işin esasına uygundur.
- Strateji yerine ne kullanılabilir. Eskiden Sevkulceyş deniyordu.
- Kuvvetin ekonomisidir strateji; kuvvetin en iktisatlı bir biçimde kullanmak, boşa enerji harcamamak.
- Modernlik kelimeleri masum göstere sanatıdır bir bakıma. eski savaş bakanlıklarının hepsine şimdi "savunma bakanlığı" demiyor muyuz?
- Hinterhuber ile Popp'a göre, Moltke'yi olağan yjneticilerden ayırıp bir stratejist yapan şu iki önemli yeteneğiydi:
Günlük düşüncelerden, değişken tavırlardan veya kendi önyargılardan etkilenmeden olayları yorumlayabilme kabiliyeti. Muhtemel risklerden gözü yılmadan hızla karar verme ve harekete geçme kabiliyeti
- Stratejist, basit bir plancı değil, bir ufuk çizicidir. Tutulacak ana yolu, gidilecek temel istikameti gösterir. Sonra altındaki her yöneticinin kendi çapında bir girişimci lider haline gelebilmesine zemin hazırlar. Bunun için kendini, yol arkadaşlarını ve rakiplerini iyi tartmak zorundadır.
- Strateji uzun vadeli ve sürdürülebilir bir üstünlük arayışıdır, bir plandan çok bir süreçtir. Amaç, rakiplerinizden sıyrılmak, onlara karşı sürdürülebilir üstünlük noktaları bulmaktır. Onun için de mütemadiyen rakiplerin aklını okumak, onların muhtemel hesaplarını öğrenmek veya öngörmek gerekmektedir.
- Stratejide işin püf noktası kendini ve rakiplerini tartabilmektir. Bilgi, mukayeseden doğar.
- Benim talebeliğimde en güçlü iki siyasi sistem yedi baş harften oluşuyordu; Sscb ve abd. biri çöktü, diğerinin telaştan eli ayağı dolaşmış durumdadır. Sosyal sistemleri uzun ömürlü kılan faktör güç değil, intibak(uyum/adaptasyon) yeteneğidir.
- Bebek doğar, ailede herkes sevinçli de olsa o feryad ü figan içindedir. İlk
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
30 yıldan az bir süredde askeri-stratejik deha oyunları ve ödül ve ceza siyaseti boyut ve tarihsel önem açısından eşsiz bir dünya imparatorluğu yarattı.
İnsanlar arasında zeka farklılıkları olduğu bir gerçektir. Doğamız gereği hepimiz eşit yeteneklerle doğmuyoruz. Akıl ve zeka kavramları birbirinden farklıdır. Çok zeki biri akıllı olmayabilir. Örneğin, nitelikli hırsızlık yapan bir kişi zekidir, ama akıllı değildir. Akıl, Allah'ı bilmek ve tanımakla yükümlüdür; zeka ise dünyevi hayatı kolaylaştırmak için çeşitli yöntemler geliştirmekle ilgilidir. Bu bağlamda Allah, insanları potansiyel yetenekler açısından eşit yaratmamıştır. Mizaçlarımız ve eğilimlerimiz gibi yeteneklerimiz de farklıdır.
Modern Batı düşüncesi, her şeyi eşit kılma idealini savunur, ancak bu düşünce, Aydınlanma ile ciddi bir kırılmaya uğramıştır.
Eğer insanlar arasında bu eşitsizlik olmasaydı, hayat monoton ve sıkıcı olurdu. İslam sufileri, zahiren özgür görünseler de insanın hakikatte mecbur olduğunu savunmuşlardır.
Modern psikolojiye göre, zeka bölümü 120-129 arasında olan birine üstün zekalı denir. Bazı psikologlar çok üstün zekalılığın en az 140 olması gerektiğini düşünürler. Zeka bölümü 180’den yukarı olanlar ise "dahi" olarak nitelendirilir.
Ancak, çok üstün zekalı veya dahi olmak, saygı görmeyi hak etmek için yeterli midir? Tek başına deha veya üstün zeka yüceltilmesi gereken bir değer midir? Eylemlerimizi gerçekleştirirken ahlaki ve hukuki kurallara uymamak zekanın hakkı mıdır?
Bu değerlendirme, bizim üstün zekadan veya "deha"dan ve bu yeteneğin kullanılış biçiminden ne anladığımıza bağlıdır. İslamiyet’ten önce de Araplar arasında büyük dehalar vardı; bunlara "Duhatü’l-Arab" (Dahi Araplar) denirdi.
Amr İbn As gibi bazıları Müslüman olmuş, bazıları ise dehalarına rağmen ilahi tebliği reddetmiştir.
Hz. Ali (r.a.), tek başına bir dehanın daima üstün bir değer olmadığını en iyi şekilde ifade etmiştir. Muaviye karşısında neden gerektiği kadar
Strateji; zaman, kuvvet ve mekânin ustaca kullanilmasi sanatidir.
Strateji, tüm mücadele alanlar için ihtisamlı öngörüdür.
Strateji, kazanmak ve yenmek için mevcut olanaklarin beceriyle kullanilmas sanatidir.
Stratejik planlama ve uygulama; cesaret, zekâ, sezgi ve özgüven, en çok da "deha" ister.