🌿"11 Haziran kurban bayramının ilk günüydü. Hayatımızda ilk defa kurban kesmedik. Daha doğrusu kesemedik çünkü kurban alacak ne paramız vardı ne de neşemiz..."
🌿"Öyleyse suçumuz ne ? " diye sordu Ayşa ablam.
"Suçunuz ne mi? Hem Türksünüz hem de Müslüman. Bundan daha büyük bir suç mu olur?"
🌿"Unutmayın ki , Müslümanlar olarak bu bayramda kanlı baklava yiyeceksiniz."
🌿"Bu bir savaş değildi. Kadınlar hiçbir savaşta bu kadar mağdur edilmemişti. Bu bir soykırımdı ve bu soykırımla Müslüman Boşnakların soyları tecavüzlerle dönüştürülmeye çalışıyordu."
Alıntılar yeterince ne yaşandığını anlatırken bu kitap ile ilgili ne söylesem az kalır. Hala etkisinden çıkabilmiş değilim. Ağlaya ağlaya bitirdim kitabı bir günde.
Kitap sizlerinde bildiği üzere 1992-1995 yıllarını kapsayan Srebrenitsa Katliamı'nı anlatmakta. Birbirini seven konservatuvar öğrencisi iki genç. Suada ve Tarık... Birbirlerini bu kadar temiz , saf niyetlerle severken birden savaşın başlamasıyla birbirlerinden ayrı düşüyorlar. Sadece ayrı düşselerdi keşke. İnsanlara yapılan katliamlar, tecavüzler, soykırım...
Yutkunarak, yumruklarımı sıka sıka okudum. Ki ben okurken böyleydim. O insanlar yaşadı. Gerçek bir hayat hikâyesi olmasıyla daha da içselleştirdim.
Bu insanların tek suçu Müslüman olmaları mıydı? Fadila teyze, Ayşa, Edina,Fikret, Suada, Tarık... Ne bu insanları ne diğerlerini ne de bu soykırımı unutmak mümkün değil. Anlatamadığım birçok şey var. Lütfen okuyun. Çok çok tavsiye.🥺🫶