O gün, ne mal ne evlâtlar fayda verir, ancak Allah'a arınmış bir kalple gelenler müstesna!" (Şuarâ, 88)
Araf 85, Şuara 181-182-183
Ölçüyü ve tartıyı dosdoğru yapın ve insanların sahip olduğu hak ve malları eksiltmeyin! -Ölçeği tam ölçün de hak yiyenden olmayın! -Ve doğru terazi ile tartın! -Halkın mallarını değerinden düşürmeyin! Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!
Çelik yayınevi
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kur' an-ı Kerim' de Firavun ve Musa Peygamber
Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Sonunda yapacağını da yaptır Sen nankör birisin" dedi. Firavun: "Alemler'in Rabbin de nedir?" dedi. Musa: Kesin olarak inanacaksınız, bilin ki O göklerin,yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi. Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz? dedi. O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi. Firavun çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi. Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, Doğu'nun, Batı'nın ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi. Firavun: "Benden başkasını Tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi. Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi. Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi. Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi. Sihirbazlar belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar. Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler. Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler. Firavun: "Evet, o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi. Musa onlara: "Ne alacaksanız atın" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler. Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmaya başlayıverdi. (Şuara suresi)
Muhammed'in geleceğini Ukkaz panayırında ilk salkılayanlar şairler olmuştu. Nedir ki Muhammed, "Şuara Süresi"nin de bir yalvacı olup çıktı sonunda. Şairi aşağıladı. Çünkü o bir din getirirken bir devlet düzeni de getiriyordu. Yeni bir hukuk ağıntısının da kurucusuydu. Sadece sonsuz olanla değil, günlük olanla da uğraşıyordu. Sert bir yasa koyucuydu.
Sayfa 58
Şuara, 26/78-80
Aynı şekilde Hz. İbrahim (aleyhisselam) da Allah’a karşı son derece edepli idi. Rabbini anlatırken şöyle dedi: “O’dur beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren. O’dur bana yediren ve içiren. Hastalandığım zaman beni şifaya kavuşturan da O’dur.” ​
Sayfa 249 - Nida yayınları
1000Kitap
"Orada birbirleriyle tartışarak diyecekler ki: 'Allah'a yemin olsun ki, bizler apaçık bir sapıklık içindeydik. Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi olan Allah'a denk tutmuş (O'nu sever gibi sizi sevmiş, O'ndan korkar gibi sizden korkmuş, O'na yönelir gibi size tevbe vermiş, O'ndan medet umar gibi sizin himmetinize sığınmış ve O'nun otoritesine boyun eğer gibi sizin yasalarınıza boyun eğmiştik). " Şuarâ-96,98 Görüldüğü gibi ateş ehli olan müşrikler, cehennemde tartışmaktadır. İlah edindikleri varlıklara veryansın etmekte, onları ateş ehli kılan şeyi pişmanlıkla hatırlamaktalardır. Suçları ise onları âlemlerin Rabbi olan Allah'a (cc) denk tutmaktır. Peki, hangi konuda denk tutmuşlardır? Hepimiz biliyoruz ki onlar, yaratanın Allah olduğunu ikrar ediyor ve yaratıcı olarak Allah'ı biliyorlardı. Onların, ilahlarını Allah'a denk tutması ibadet hususundaydı. Allah'ın sıfatlarını onlara veriyor, Allah'a (cc) yapılması gereken ibadetleri onlara yapıyorlardı. Bakara Suresi'nin 165. ayetinde geçtiği gibi bu denk tutma alanlarından biri de sevgiydi. Ortaklarını, Allah'ı sever gibi seviyorlardı.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Alıntı