Kadını eve hapsederek erkeğin zevk ve hizmet aracına dönüştüren zihniyet elbette ki, ona seçme ve seçilme hakkı vermeyecektir.
Kadının devlet yönetiminde söz sahibi olmasını, hele hele devlet başkanı olmasını ise asla istemeyecektir. Bu zihniyeti temsil edenler, bin dereden
su getirerek kadını kamu alanının dışına itmişlerdir.
Bizim bileceğimiz şudur:
Bu iddia da temelden İslam dışıdır ; bir Arap uydurmasıdır.
Cenab-ı Hak, insanlığın babası Hz. Âdem'i yaratmıştı.
Başını kaldırıp bakan Âdem (a.s.), Arş-ı Âlấ da muazzam bir nurla bir isim yazılı gördü: "Ahmed" Merak edip sordu: "Yâ Rabbi! Bu nur nedir?"
Allah Teâlâ buyurdu: "Bu, senin zürriyetinden bir peygamberin nurudur ki onun ismi göklerde Ahmed ve yerlerde Muhammed'dir. Eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım!
İmanımızla kabul ettiğimiz bu muazzam gerçeği, milyarlarca sene sonra ge-
len o nurun sahibi de, bütün açıklığıyla ifade buyurmuşlardır.
Bir gün asaptan Abdullah b. Câbir (r.a.), "Yâ Resûlallah!" dedi. "Bana, AI-
lah'ın her şeyden evvel yarattığı şey nedir, söyler misin?"
Şu cevabı verdiler:
"Her şeyden evvel senin Peygamberinin nurunu, Kendi nurundan yarattı.
Nur, Allah'ın kudretiyle dilediği gibi gezerdi. O zaman ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne semâ, ne arz, ne güneş, ne ay, ne insan ve ne de cin vardı."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Su akar, yolunu bulurdu. İnsan da bu suyun yoluna yaptığı irili ufaklı streslerle kalırdı ve buna hiç gerek yoktu. Nasılsa sonuç değişmiyor, her şey zamanın da iteklemesiyle olacağına varıyordu.
“ Doktorların karar özetinden Ivan İlyiç in çıkardığı sonuç şu oldu: durumu kötüydü ve onun durumunun kötü olması doktorun da, başka herhangi birinin de umrunda değildi. Çünkü durumu kötü olan oydu .
Geleceğin belirsizliklerine açık olabilmek şimdinin belirsizliğini kabul etmekle başlanabilecek bir kabul sürecidir. Üstelik bir şeyleri anlamaya çalışmak bir yanıyla bir şeyleri “kontrol etmek” anlamına da gelir. Yani ilk adımımız, şu anda olup biten yaşam denen devasa ilişkiler ağının çok küçük bir yerini kapladığımızın ve bu yerin de sadece bir bölümünü kontrol edebileceğimizin farkında olabilmek ve daha sonra ise gelecekteki konumumuzu bu farkındalık eşliğinde tasarlamak.
En son yaratılan erkekle kadın topraktan ve aşağılık maddeden yapıldı, cennete kibirle değil alçakgönüllülükle girebilsinler diye; toprak gün boyu çiğnenen aşağılık bir element olarak, bir yumurtanın ortasındaki sarının çevresinde beyazın, dışında da kabuğun olması gibi bir araya gelip birbirine bağlanan ve çevrelenen diğer elementlerin ortasında yer alıyordu. Yumurtanın sarısı toprağa, beyazı havaya, beyazıyla kabuğu arasındaki ince zar suya, kabuk da ateşe tekabül eder; onlar da böyle birleştirilmişlerdir, soğuk ve sıcak, kuruluk ve nem birbirlerine işler. Bizim bedenlerimiz de bu elementlerden yapılmış, oluşturulmuştur: kemiklerimiz ve etimizle toprak, kanımızla su, nefesimizle hava, ısımızla ateş anlamına geliriz. Bedenlerimiz bu dört elementten oluşmuştur. Bedenimiz bu dünyanın şeylerinin buyruğundadır, ama ruhumuz yalnızca Tanrı'nın buyruğundadır, çünkü onun suretinde yaratılmıştır ve bedenden daha soylu bir maddeden oluşmuştur ...