Sude

Puan vermedi
Mahir Ünsal Erişin öykü diline bayılıyorum insanı içine çeken samimi bir havası var yaz günleri sahil kasabasında hafif hafif esen rüzgarın size huzuru getirmesi gibi. Öyküler ayrı ayrı ama birbiriyle bağlantılı bir öykünün içinde figuran olarak okuduğumuz üzerine düşünmediğimiz karakterin başka bir öyküde hikayesini okuyoruz. Bu bana dışarda gördüğümüz öylesine birisinin bile ayrı bir öyküsü olduğunu anımsatıyor. Öyküler biraz buruk bitiyo ve gerçeği suratımıza çarpıyo hepimizin öyküsü de biraz buruk bitmeyecek mi zaten her veda biraz mahsun değil midir? Yazar çağdaş edebiyatımıza dair umutlarımı arttırıyor bu kadar yozlaşmış bir dönemde böylesine derin içe dokunur şeyler yazmak okuyucuyu yormadan düşündürmek öykünün içine çekebilmek herkesin marifeti değil. İyi ki Mahir beyin öykülerini okumuş onunla tanışmışım. Tanışmışım derken yazılarını okudukça tanıyormuşum tanışmışız gibi geliyor daha doğrusu
Çağdaş Klasik
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Aç karınlardan doğar nur topu ihtilaller”
Puan vermedi·448 syf.··
2023 5. kitabı
Müthiş bir dönem okuması ve enfes karakterlerle kendinizi bir anda 1920’nin kurtuluş harbide işgal edilmiş başkentte buluyorsunuz ve o dönemin vatandaşı olarak ne yapardım diye düşünüyorsunuz. Ortada içinde bulunduğunuz bir zamanlar güçlü fetihler yapmış, şimdilerde ise zayıflamış bir devlet var. O kadar zayıflamış ki kurtuluşu itilaflarla yapmış olduğu anlaşmalarda görüyor. Başkenti işgal ediliyor da buna müdahale edemiyor. Başta Mustafa Kemal olmak üzere bir grup asker vatanı kurtarma mücadelesinde Anadolu’yu karış karış dolaşıp ayaklandırıyor ve kurtuluş harbi başlıyor. Ordu yok birlikler dağınık hiçbiri bu inançlı insanları yıldırmıyor. Her şeyi en baştan yapıyorlar. Kadınlar Sultanahmet’te karaçarşaflarını bayrak yapıp erkeklere “eğer vatanı kurtarmayacaksanız örtülmemizi siz örtün” diyorlar. İsmetin Kamil beye dediği gibi Sultanahmet mitingini göremedim diye üzülüyor insan. Devletin 7’den 70’i birlik olmuş vatanı kurtarma mücadelesinde. Bu da yetmezmiş gibi devlet yayıncılara kuş uçturmuyor. Kurtuluş mücadelesini öven haberler yapan yayınlar mimleniyor sahipleri hapsediliyor.. Kemal Tahire geç kalmış hissettim ben geç kaldım siz kalmayın. Bir dönem ancak bu kadar iyi betimlenebilirdi. Okurken içinde kayboldum artık ben 2023’ün İstanbul’unda değil 1920’nin esir şehrindeydim.
Edebiyat & Roman
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
Aşk bize kefil oluyor bir yerde kalan borcumuzu temizliyor hayata olan borcumuzu
Puan vermedi·276 syf.··
2022 6. kitabı
Tarık tufanı ilk okuyuşum. Dili anlatım tarzı hisleri betimleyişine bayıldım. Hikaye yaşamdan tat almayan uyanmak için bir sebebi olmayan yalnız bir adamın kapısının çalmasıyla başlıyor. Kim gelir ki kimi var? Kapıyı açası bile yok yaşamak bir sanat zannımca bu adam da oradan oraya savruluyor, yaşamayı pek beceremiyor. Şeyh oğlu ama babasının yolundan gitmemiş zorla değil ya alimden zalim de doğar. Babası da kibar kibar davet ediyor üç defa reddediyor..inanmak bilmek gibi değildir inanan adamlar inanmak istediği için inanır kafasına yattığı için değil..sabah namazını kılmayana ezan uzar uzar makamı içini acıtır..her neyse bu adam babasının yolunu seçmiyor. Üniversitede bir kıza tutuluyor ona yaranmak için içki sigara uyuştucu ne varsa yapıyo. Kız da farkında bunların ama başkasından hoşlanıyor. Gözünün önünde olan elindeki kolayı seçmez ya insan çabalamak ister. Kız da cebindeki bu adamı istemiyor doğal olarak. Bir de bu adamın bir arkadaşı var Rüstem başı belaya girince yanında gelinlikli bir kızla kapısına geliyo..Şanzelize düğün salonu ismi de ordan geliyor işte. Kitabı olay akışını manevi bir tarafı olmasını genel olarak beğendim. Şeyhlere bakış açımız aynı değil yazarla bana Necip Fazılı hatırlattı. Yalnız karakterin Edayı takıntılı bir şekilde sevmesi rahatsız etti beni biraz. Belki de günümüz konjetüründen dolayı kadın cinayetlerı ya da herhangi bir birisinin ölümü kadını elde etme takıntısı ve hayır cevabını kabullenememe durumu korkutucu geliyor bana..kitabın sonu vurucu oldu bir çok mesajı da içeriyor bence ‘Baki Semih gitme demişti. Babam da gitme demişti zamanında. İkisinin de sözünü dinlemedim ve gittim. İlk gidişimde bir hikayenin başlangıcındaydım. Şimdi o hikayenin bittiği yere gelmiştim. Bir adamın gidişiyle başlayan hiçbir hikaye geri dönüşle sona
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
dünyanın uğultusunu içinden duyan karaduygun insanlardan söz ediyorum
Puan vermedi·112 syf.··
2022 5. kitabı
Sema Kaygusuzun dilini özlüyorum ben size de oluyor mu dönem dönem Sema Kaygusuz kitaplarına susuyorum..insan dönem dönem Türkçenin güzel kullanıldığı ince nükteli bir edebiyat arıyor. Çağımızın sorunlarından çok da uzaklaşmasın içinde debelendiğim şu ülkenin sorunları şak diye betimlesin istiyor. Sadece ülke de değil bazen gitmek bir yerden bazen ölmek hoş ölmek de dünyadan gitmektir ya neyse..Sema hanım öyle bir yazıyo ki gerçekten uzaklaşmadan Türkçe ne kadar güzel anlatılabilirse o kadar..Sezen Aksu şarkıları gibi geliyo bana onu da dinlerken sözlerine hayran olup durur düşünürüm hep..her neyse Sema Kaygusuz okuyun okutun derim ben çağdaş edebiyata inancımı arttırıyor
Anlatı
KaraduygunSema Kaygusuz · Metis Yayıncılık · 2016371 okunma
Puan vermedi·516 syf.··
2022 4. kitabı
Klasik bir İngiliz edebiyatı eseri..Gurur ve Önyargıya bayılmış birisi olarak söylüyorum bence Emma’daki eksiklik Jane Austen romanlarında aradığımız o sıcaklık. Kitabın başları biraz hayal kırıklığıydı benim için olayların içerisine çok fazla giremedim. Romanın geneli son 100 sayfasının akıcılığında oysaydı harika olurdu. Dönem edebiyatları bizi masum aşk sarhoşu yapar ya biraz pamuk gibi oluruz bu yüzden zaman zaman okumaya ihtiyaç duyarız falan. Okumaya başlarken beklentim bu hisleri hissetmekti ama gereksiz uzatılmış aşık olan karakteri aralarda daha çok hissetmek isterdim. Şu an kıskanıyo ya da çok ilgileniyor çünkü seviyor gibi…belki de romanın eleştiri eseri olması o dönemki evlilik tabularını sınıf farkının evliliğe etkisini eleştirmesi aşkın önüne geçmiş. Ya bilmiyorum siz de öyle misiniz ben Jane Austen okurken beynimi bir köşeye bırakmak pembe dizi izler gibi olmak istiyorum dönem dönem ihtiyaç duyuyorum buna gerçekten. Virigina Woolf ‘Kendine ait bir oda’ eserinde Jane Austen’ı Bronte kardeşlerle kıyaslarken onun en çok kadın olduğunu vurgulama kaygısı gütmeden kadın gibi ince naif yazmasını, olayları eleştirmeden dümdüz önümüze serip eleştirilecek olanı bizim görmemizi sağlamasını över. Benim de Jane Austen’dan daimi beklentim buydu bundan dolayı başlarda hayal kırıklığına uğramış olabilirim ama kitabın son 100 sayfası beni tatmin etti ve ihtiyacım olan pamuk gibi olma hissini karşıladı dişil enerjimi yükseltti. Sadece kitabın sonunun eleştirdiğinden farklı olmasını dilerdim.
Roman
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,2bin okunma