En geniş ruh ki kendi içinde en uzaklara gidebilir, aldanabilir ve sapabilir. En gerekli şey ki keyfi yüzünden geleceğe göçer. Oluş halindeki ruh ki geleceğe dalar. Varlığı ki iradeyi ve tutkuyu ister. En geçiş ruh ki kendi kendinden kaçan en geniş dairelerde kendine yetişir ve delilik ona en tatlı şekilde seslenir. Kendi kendini en çok seven ve içinde, her şeyin akıntı ve zıt akıntısı, "med ve cezir"i bulunur. Nasıl olur da en yüksek ruh en kötü parazitleri taşımaz!
Nasıl ve neden olduğunu bilmesem de, gökyüzündeki o pırıl pırıl yığınlarda sonsuz bir huzur ve güvenlik buluyorum. İçimizdeki, bizi hayvandan daha fazla bir şey yapan her neyse, tesellisini ve umudunu, insanların günlük dertleri, günahları ya da sorunları arasında değil de, maddenin engin ve sonsuz yasalarında bulmalıdır sanırım. Öyle umuyorum, yoksa yaşayamazdım. Ve böylece öyküm, umut ve yalnızlık içinde sona eriyor.
İnsan evvela kendi kendisinden utanır gibi olur ama, bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.