"Bir insan dostunu kaybettiğinde diğer dostlarında bulur teselliyi, altınlarını kaybettiğinde bir süre durulur, hâlâ sağlıklı ve hırslıysa bu talihsizliği kovar aklından. Ama kalbinin huzurunu kaybeden teselliyi nerede bulur, yerine ne koyabilir? Hangi akıl onu yönetebilir artık?
Gerçi muvaffak olmak, mesut olmak demek değildir. İnsan muvaffak olur, cemiyet içinde özlediği yerin daha üstününü bile alır da mesut olmayabilir. Servetin, iktidar ve şöhretin son haddine varmış nice insan vardır ki daima saadet dünyasının hasretiyle yanıp tutuşur. Mükellef apartmanlarda göz kamaştırıcı bir konfor ve lüks içinde yaşayan insanlar görürsün ki, bunların hepsini bir günlük saadete değiştirmeye hazırdırlar çünkü Saadet tamamıyla Gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi İçimizden başka bir yerde sanıp aramak ve saadeti sırf Servet, iktidar ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.