Sabahattin Ali
📚 Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Bulgaristan'da, Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere şimdiki adıyla Ardino ilçesinde dünyaya geldi. Annesinin psikolojik sıkıntıları, Ali'nin hayatında derin izler oluşturdu. Bu izler, Ali'nin, edebiyat dünyasının önemli yapıtları arasında sayılan eserlerinde etkisini hissettirdi. Sabahattin Ali, 1. Dünya Savaşı dolayısıyla 1914'te babasının yeniden askere alınmasının ardından ailesiyle Çanakkale'ye yerleşti. 1918'e kadar savaşın olduğu bölgede kalmak Ali'yi oldukça etkiledi. Sabahattin Ali, 1927'de Muallim Mektebi'ni tamamlayarak Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokulu'na öğretmen olarak atandı. Yozgat'ta İstanbul'daki sosyal çevresinin aksine yalnız kalan Ali, kendisini yazmaya ve okumaya verdi. Öğretmenlik görevinde 1 yılı tamamladıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığının yabancı dil öğretmeni ihtiyacı nedeniyle açtığı, yurt dışında dil eğitimi sınavını kazanan Ali, Almanya'ya giderek, Potsdam ve Berlin'de eğitim gördü. Usta edebiyatçı, Alman edebiyatının yanı sıra Rus edebiyatına da yoğunlaşarak, özellikle Ivan Turgenyev, Maksim Gorki ve Knut Hamsun gibi isimlerin eserlerini okudu. Usta edebiyatçı, 1938'de "Çaydanlık" ve "Arap Hayri", 1939'da "Isıtmak İçin" ve "Uyku" hikayelerini, 1940'ta "Selam" ve "Bir Mesleğin Başlangıcı" hikayelerini yazdı. "İçimizdeki Şeytan" romanı 3 Nisan-29 Haziran 1939 arasında Ulus gazetesinde tefrika edildi. Roman yayınlandıktan sonra pek çok siyasi tartışmaya neden oldu. Ali, 1941-1943'te yazdığı "Bir Konferans", "Yeni Dünya", "İki Kadın", "Sulfata" ve "Hasan Boğuldu" adlı hikayelerini "Yeni Dünya" kitabında topladı. Şiirlerini hece vezniyle yazan Ali, edebiyat dünyasına şiirleriyle adım attı. Halk şiirinin etkisinin hissedildiği eserlerini kaleme alırken, öykü ve romanlarında olduğu gibi toplumsal
YENİ DÜNYA //SABAHATTİN ALİ
Yeni Dünya Okudukça anlıyorum ki uyumadan önce okunmaması gereken yüreğe derin düşünceler serpen, orada izler bırakan satırlarmış..Aynı zamanda kitaba adını veren bir öykü. Öykünün kahramanı ise orta yaşını geçmiş bir oturak alemi dansözü. yeni dünya lakaplı bir kadın. Her öyküsü gerçekten etkileyici olsa da açıkçası beni en çok etkileyen öyküleri "AYRAN" , "SULFATA" ve "ISITMAK İÇİN" isimli öyküleriydi. Her iki öyküde de insan "insanlığı"(nerde sizin insanlığınız?!) sorguluyor; yani en azından ben böyle düşünüyorum. Sabahattin Ali 148 sayfadan oluşan ve içerisinde düşündüren,,düşündürdükçe üzen 13 tane öykü bulunuyor.. BENDEN TAVSİYE..UYUMADAN ÖNCE OKUMAYIN..
Edebiyat
Reklam
Sulfata'ya / Turgut Uyar
acım sessiz bir güneş batmasıdır ölsün eksik ve kötü bir güneş batmasıdır ölsün her yerlerim bir yaşlık gibidir denizden bulantım yanlışlıktan bir deniz tutmasıdır ölsün sulfata karnımı avuçla güneşimi ver sulfata ham zerdaliler ve kavunlar ve bataklar ölsün ay çıkar dağlara vurur ey Mustafa bu gece Mustafa'nın sanki son yatmasıdır ölsün sulfata acımı dindir acını kat bana eksik ve kötü gemilerin gitmesidir ölsün ben ki çarşılara giderim armut kokarım kavuniçi duygular ve yataklar ölsün toysun adın deliye çıkar bir gün bilsene saat beşleri düşün yalnız öbürleri ölsün sulfata hatırla acımı sen bir haziransın sulfata öbürleri bir bayram haftasıdır ölsün ben dağlara çıkarım dağlarda bağırırım bütün çalgılar bir şeyin uzatmasıdır ölsün Turgut Uyar Divan, Bilgi Yayınevi, 1970
küçükken en sevdiğim yazar Namık Kemal di. en büyük eğlencem ise bahçedeki büyük sulfata ağacının dibinde Vatan Yahut Silistre oyununu tek başıma oynamaktı. defalarca ve defalarca oynadım. bir süre sonra sözleri ezberlemiştim. kitap okumayı böyle sevdim ben.
1000Kitap
SULFATA "Sen meramını anlatamamışsın herhalde, oğlum!" dedim. "Meram anlamayana nasıl anlatırsın, beyim!" diye yüzüme baktı. /// Sabahattin Ali
SabahattinAli `den Sulfata öyküsünü okudum o doktor tanıyor olsaydım gözümü kırpmadan öldürüdüm ve bunu samimi olarak söylüyorum. Sabahattin Ali