Efendim bu yazıda övgünün yağcılıkla cilâlanmış hâlini, hüsn-ü mübalağa edeyim derken mugalatanın tâ zirvesini görmüş bir yaklaşımı, birazcık ironi ile karıştırıp sunmayı diledim, ki toplumun bir çok kesiminde alenî yahut zımnî çoklarına şahit olmuşuzdur...
★
Buyrunuz, mübalağa ve mugalata dolu böylesi bir medhiyeye(*) göz atalım;
Sen ki ey cihân-ı ilm ü irfânın ve dahi siyâsanın muhterem ü muhteşem üstâdısın
Kadrini takdîr edemez kimse ki, allâme-i yektâ-yı zamân fâzıl-ı ferzâne-i devrânsın
Efendim su dökemez eline Aristo vü Felâtûn, sen ki tüm zamânların feylesof ve mütefenninlerinin durr-i yektâ şahı'sın
Sultân-ı ulemâ, üdebâ, siyasâ bile câhil ve nâkıs sayılır yanında, şüphe mi var âlim-i a’zam demeli sana ki işitmeyen kalmasın
Ne Fuzûlî ile Nef’î ne Nedîm ü ne de Bâkî ne de Nâbî ne de Hâmid, ne Avisenna ü Calinus, ne de Cabir ne de Biruni, ne de ibni Haldun'lar olabilir mi sana şâkird
Senin şan ü nâmın şarkda garbda cenub ü şimalda oldu hem varid
Etrafın efendim, her dem devletlü ve umerâ, âlim, fâzıl, haslar ile sarılmakta, avamî vü cühelâ size hayran olmakta ki bu hakikat-ı câlib
Kehleni aramaya vakit bulamaz da, hiç de demezsin el aman
Vâlih ü hayrete düşüp düşünmekte has kulların ve dahi tebân, âyâ bu ne kudret ne fetânet ne kiyâset ne zekâdır, bu ne dehşetli dehâdır, çok yaman
Ya görülmüş mü duyulmuş mu böylesi aceb şimdiye dek ve elân
Zîrâ ki efendim kudemâ-yı şu’arâ vü üdebâdan, ulemâ vü siyasadan kime bu dünyâda nasîb olmuşki bu ilm ü irfân, bu ikbal bu imkân
İşiten varsa gören varsa bilen varsa buyursun ki açıktır hepsine meydân
★