Bana kattığı bütün detaylar olmasa bile ilk defa duyduğum bu hoş deyim için kitabı okumaya değermiş. Şu deyimdeki inceliğe, espriye, bağlaştırmaya, ölçü ve kafiye ile oluşturulan müzikaliteye bakın bir!
Edebi eserler arasında yaptığım bu kurgu dışı okuma bana o kadar iyi geldi ki bu tarz kitaplara ilgi duyanlar için birkaç şey yazmak istedim.
Öncelikle belirtmek isterim ki dilimiz ile ilgili okuduğum bu tarz kitaplar ne kadar verimli olsa da beni huzursuz ediyor. Türkçe zaten gözümüzün önünde günden güne fakirleşiyor, yozlaşıyor. Bu gerçek insanı ayrı bir strese sokarken yazarlar da genelde bir koruma içgüdüsü ile kötümser bir havada yazıyorlar ve övme çabası göze çarpıyor. Bu kitapta ise yine aynı bilinçlendirme ruhu hakimdi ama var olan durumdan yakınmaktan çok kimi zaman farkında olduğumuz kimi zaman olmadığımız dilimizin zengin olanakları tespit edilmişti.
Dil konusunun kendisine de meraklı olduğum için böyle bir anlatımda edebi bir eserden aldığım hazzı aldım diyebilirim. Bugün geldiğimiz durumda dilimizle ilgili yapılan bütün çalışmaları değerli buluyorum. Ama bir okur olarak anlatım tarzının üzerimdeki etkisini de belirtmek istedim.
Dil, edebiyatla, felsefeyle, eğitimle uyumlu olduğu kadar gelişir ve yaşar kanısında olan yazarın temel amacı Türkçenin gelişmeye çok uygun, zengin bir dil olduğunu bize göstermek bana göre.
Eser üç ana başlıktan oluşuyor:
1.Türkçenin Zenginlikleri
2.Anadolu Ağızlarındaki Zenginlikler
3.Türkiye Türkçesinin İncelikleri
Eserin anlatımı zaman zaman ağırlaşıyor. Türkçenin eski dönemlerinden , bugün kullanımda olmayan ek ve sözcüklerden bahsediliyor. Soyutlama, bağdaştırma, ad aktarması gibi terimlere sık sık başvuruluyor. İstenen verimin alınması için zannımca bu konulara hakim olmak gerekiyor. Genel anlamda konuya ilgi duyanlar
"Bahtımıza yağar kar, silinir hatıralar: Yaşam mevsimlere benzer. Kışın, karların toprağı örtmesi gibi, unutuş battaniyesi de, yalnızca anılardan ibaret olan aşkı büsbütün örter. Bizi hem üzen hem avutan hatıraları da yitiririz."