...aşk sizden, aklı ve aklın tüm çıkarsamalarını bir kenara atarak karar vermenizi istiyor. Delice, anlamsızca, aptalca görünen tercihlerde bulunmanızı bekliyor göz göre göre.
Şiddetin aşktan daha çok kavramla anlatılabildiği bir ülkede insanlar öfkenin her türlüsüne uygun aptalca kararlar alabildiği halde aşk için bunu yapamıyorlar. Çünkü şiddet hakkında söyleyebildikleri, aşk hakkında söyleyebildiklerinden daha fazla. Çünkü bir kadını anlayabilmekten acizken, akılları her türlü siyasal ve ekonomik teoremlere yeterince eriyor.
Bir kadını anlayabilmek, bir sürü sosyo-ekonomik süreci anlayabilmekten daha zor ve zahmetli geliyor. Bunun için bu ülkede aşk için kurulabilecek basmakalıp ezber cümlelerin dışında yeni bir şey söyleyemezsiniz ama şiddeti, öfkeyi, dalavereyi, hainliği anlatabilmenin bin çeşit yolunu bulabilirsiniz. Bunların dili aramızda yaşıyor ve gün geçtikçe de genişliyor.
Bir kadının kalbini kazanmak, siyasette, borsada kazanmaya oranla hiçbir anlam ifade etmiyor bu ülkede. Kadınlar bütün bunları kazanabilmenin basit araçları haline dönüştürülüyor. Takıldığınız kadınların, evlendiğiniz kadınların niteliği sizin geleceğe dair hedefleriniz için birer malzemeye dönüşüyor. Bir kadına aşık olmanın böylesi çarpık bir hayata katabileceği hiçbir şey yok çünkü.
...kadınlar, konjonktür denilen belirsiz düşmanın tehditlerine aldırmadan, sadece kalplerinde yanan cılız bir ışığın peşine düşebilecek kadar cesurdurlar. Çünkü kadınlar, iktidar denilen vahşi hayvanın ağzından saçılan şantajlara boyun eğmeyecek kadar cüretkardır, aşkın kıyısında bekledikleri anlarda.
Kadınlar kısa anlarda yaşarlar. Kinleri de, öfkeleri de, merhametleri de o anda açığa çıkan duygu durumundan fışkırır. Bunu saklayamazlar.